Mehmet Barış Manço, takvimler 2 Ocak 1943 tarihini gösterdiğinde İstanbul Üsküdar'daki Zeynep Kâmil Hastanesi'nde hayata gözlerini açtı. İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu gölgesinde doğan sanatçı, Türkiye'de "Barış" ismini taşıyan ilk kişiydi. Savaşın kasveti, ona bu anlamlı ismi kazandırmıştı. Doğukan Manço'nun aktardığına göre, 1941 yılında vefat eden amcaları Yusuf'un hüznüyle bebeklerine ilk başta "Tosun Yusuf Mehmet Barış" adını koymuşlardı. Bu isim, ilkokul yıllarında "Mehmet Barış" olarak sadeleştirildi. Geleceğin büyük sanatçısı, ailesinin Konya'dan Selanik'e, ardından İstanbul'a uzanan köklü göç hikayesinin izlerini taşıyordu. Klasik Türk sanat müziği hocası Rikkat Uyanık ve İsmail Hakkı Manço çiftinin ikinci çocuğu olan Barış, çocukluğunun üç yılını annesinin memleketi olan Adana'nın Kozan ilçesinde geçirdi. Anne ve babasının o henüz üç yaşındayken ayrılması, yaşamında yepyeni bir dönemin kapısını araladı. Artık babasıyla yaşayacak, sık sık ev değiştirecekti. Cihangir, Üsküdar, Kadıköy ve kısa bir süre de Ankara onun çocukluk durakları oldu.
Harmoniler'den Belçika Kraliyet Akademisi'ne İlk Melodiler
Eğitim serüveni Gazi Mustafa Kemal İlkokulu ve Ankara Maarif Koleji'nin ardından yatılı olarak devam ettiği Galatasaray Lisesi orta bölümüyle sürdü. Genç Barış, kalabalık bir ailede Savaş, İnci ve Oktay adlı üç kardeşiyle büyümüştü. Müzikle amatör tanışması lisede başladı. İlk grubunu 1958 yılında kurdu. Bu topluluğun adı Kafadarlar'dı. Rock'n roll klasiklerini yorumlayan bu toplulukta çalarken, kendi bestesi "Dream Girl"ü üretti ve Ankara'da ilk küçük ödülünü kucakladı. Bunun ardından yine lise arkadaşlarından oluşan Harmoniler grubu kuruldu. İlk büyük konserini 1959'da lisenin konferans salonunda veren sanatçı, aynı yıl babasının ani ölümüyle sarsılarak Galatasaray Lisesi'nden ayrıldı. Şişli Terakki Lisesi'nde eğitimini tamamladıktan sonra yüksek öğrenim amacıyla Belçika Kraliyet Akademisi'ne gitmeye karar verdi. Yurt dışına gitmeden önce Harmoniler grubuyla Grafson Plak şirketinden Twistin Usa, Do The Twist ve Çıt Çıt Twist gibi ilk 45'liklerini yayınlamışlardı.
Avrupa Sahnesi ve Saykodelik Dönem
Manço, 1963 yılının Eylül ayında Türkiye'den ayrılarak karayoluyla Fransa'nın başkenti Paris'e ulaştı. Belçika Kraliyet Akademisi bünyesinde şu üç temel alanda yüksek öğrenim görmeyi hedefliyordu:
- Resim
- Grafik
- İç mimarlık
Onun sahne gücü giderek büyüyordu. 12 Ocak 1965 tarihinde Paris'in efsanevi konser salonu Olympia sahnesinde Salvatore Adamo ve France Gall gibi devlerin öncesinde sahne alarak kendi bestelerini ve yabancı şarkıları büyük bir başarıyla seslendirdi. Belçika ve Fransa'da "Golden Rollers" ve "The Folk 4" gibi gruplarla sahne alarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak bir Fransız müzisyenin onun aksanına yönelik eleştirileri yüzünden plağının radyoda çalınmasının yasaklanması, onu derinden etkiledi ve Avrupa kariyerinin sonlanmasında önemli bir etken oldu. Müzikal arayışı sürerken, 1966 yılında Belçikalı efsanevi grup Les Mistigris ile yolları kesişti. Bu birliktelik; Almanya, Çekoslovakya, İsveç, Fransa ve Belçika'da ses getiren turneleri beraberinde getirdi. Sahibinin Sesi plak şirketiyle anlaşarak "Aman Avcı Vurma Beni" gibi unutulmaz 45'likler ürettiler. Türkiye'nin ilk saykodelik rock denemelerine imza atan bu efsanevi ortaklık, ne yazık ki vize ve yasal engeller yüzünden sona erdi.
Bıyıkların Hikayesi ve Efsanevi Miras
Sanatçının hayatındaki en belirgin imaj değişimi, 1967'de Hollanda'da yaşadığı talihsiz bir trafik kazasıyla gerçekleşti. Kaza sonrası dudağındaki yarayı gizlemek adına bırakmaya başladığı bıyıklar, onun yaşamı boyunca taşıyacağı ikonik bir simgeye dönüştü. Les Mistigris ile gerçekleştirdiği son stüdyo kayıtlarında, daha sonra 'Kol Düğmeleri' adıyla tüm ülkenin diline dolanacak ve ezbere söylenecek ilk Türkçe bestesi "Bizim Gibi"yi plağa okumuştu. Bestelediği 200'ün üzerindeki eşsiz eseriyle müzik dünyasında silinmez izler bırakan usta sanatçı, kariyeri boyunca elde ettiği on iki altın ve bir platin albüm ödülüyle başarısını ebedileştirdi. Şarkıları Arapça, Yunanca, Almanca ve Japonca dahil olmak üzere dokuz farklı dile çevrilerek tüm dünyada yankı buldu. Televizyon ekranlarında hazırladığı programlarla kıtaları aşan adımları sayesinde halk ona "Barış Çelebi" lakabını uygun görmüştü. Bu uluslararası başarıları ve kültürel birikimi, 1991 yılında devlet tarafından "Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı" ünvanıyla taçlandırıldı. Annesi Rikkat Uyanık da onun bu başarılarına ortak oldu ve televizyon ekranlarında birlikte şarkılar seslendirdiler. O, geride devasa bir miras bıraktı. Büyük usta, 1 Şubat 1999'da doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata veda etti.
