Türkiye’nin hukuk ve siyaset dünyasında derin izler bırakan akademisyen, avukat ve yazar Uğur Alacakaptan, 1934 yılında Aydın’ın Nazilli ilçesinde dünyaya gözlerini açtı. Hukuk alanındaki başarılarıyla adından söz ettirdi. Hukuk dünyasında derin izler bırakan bu değerli bilim insanı, 22 Ocak 2022 tarihinde İstanbul’da 88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Yaşamı boyunca hem akademik kürsülerde binlerce öğrenci yetiştirdi hem de aktif siyasette rol aldı. Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde Ankara Senatörü olarak görev yapan Alacakaptan, askeri darbe dönemlerinde çetin siyasi mücadelelerden geçti. Cezaevinde Uğur Mumcu ile aynı hücreyi paylaşan tecrübeli hukukçu, Recep Tayyip Erdoğan gibi çok sayıda önemli ismin de serbest avukatlığını yürüttü.
Aydınlı bir ailede büyüyen Uğur Alacakaptan'ın babası Ali Ulvi Alacakaptan, annesi ise Fatma Mesih Alacakaptan’dır. Genç yaşlarından itibaren entelektüel ve kültür düzeyi yüksek bir çevrede yetişen Alacakaptan'ın abilerinden Aydın Alacakaptan emekli büyükelçi, diğer abisi Ercüment Hakkı Alacakaptan ise doktordur. Sanat camiasının yakından tanıdığı tiyatrocu Ulvi Alacakaptan kendisinin yeğeni olup, bu köklü aile yapısı onun ilerleyen yıllardaki başarılarına zemin hazırladı. Evliliğini Tülay Alacakaptan ile gerçekleştiren akademisyenin bu evlilikten iki çocuğu olmuştur.
Akademik Yükseliş ve Hukuk Alanındaki Çalışmaları
Eğitim hayatına Ankara’da yön veren Alacakaptan, 1955 senesinde Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi bölümünden başarıyla mezun oldu. Aynı kurumda doktorasını sürdürdü ve 1958 yılında hukuk doktoru unvanını aldı. Akademik basamakları hızla tırmanmaya başladı. Hızla ilerleyen Alacakaptan, 1958-1960 yılları arasında mezun olduğu Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde asistanlık görevini yürüttü. Doçentlik tezine odaklanan Alacakaptan, iki yıla yakın bir süre boyunca İtalya’da yaşadı. Roma ve Perigua'da araştırmalar gerçekleştirdi. İtalya dönüşünde, 1960 senesinde doçentlik unvanını alarak bu kadroya resmen atandı. Bu görevini başarıyla sürdürdü.
1965 senesinde Fakülte Profesörler Kurulu kararıyla bilimsel çalışmalar yapmak üzere İngiltere’ye gönderilen başarılı akademisyen, oradaki araştırmalarının ardından 1967 yılında profesörlüğe yükseldi. Henüz otuzlu yaşlarındayken bu unvanı alarak Türkiye’nin en genç ceza hukuku profesörü olmayı başarıyla gerçekleştirdi. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usulü Hukuku Kürsüsünde uzun yıllar boyunca dersler verdi. Kürsüdeki bilimsel faaliyetlerinin yanı sıra idari sorumluluklar da üstlenerek 1968 ile 1970 yılları arasında kendi mezun olduğu köklü hukuk fakültesinde dekanlık yaptı. Aynı süreçte, 1968-1971 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldı. Ayrıca Ankara Polis Enstitüsü Yüksek Kısmı Öğretim Üyeliği ile Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi bünyesinde öğretim üyeliği yaptı. Akademik birikimini farklı kurumlara taşıdı.
Siyasi Kariyeri ve Cumhuriyet Senatosu Yılları
Uğur Alacakaptan, akademik kariyerinin zirvesindeyken radikal ve cesur bir karar alıp 1974 yılında üniversitedeki görevinden ayrılarak Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında aktif politikaya atıldı. Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde yükseldi. 1974-1976 yılları arasında partinin en üst karar organı olan CHP Parti Meclisi üyeliğine seçildi. Siyasi yükselişi parlamento seçimleriyle taçlanan Alacakaptan, 12 Ekim 1975 tarihinde yapılan seçimlerde CHP’den Cumhuriyet Senatosu Ankara Üyeliği görevine seçilmeyi başararak meclise girdi. Senatörlük görevini askeri müdahalenin yapıldığı 12 Eylül 1980 tarihine kadar kesintisiz devam ettirdi. Bülent Ecevit’in genel başkanlığı döneminde parti yönetiminde etkin roller üstlenen Alacakaptan, 1977-1979 yılları arasında CHP Genel Sekreter Yardımcılığı makamında bulundu. Ulusal düzeydeki yoğun parlamento çalışmalarının yanında uluslararası arenada da ülkesini başarıyla temsil ederek senatörlüğü esnasında Kuzey Atlantik Asamblesi Türk Grubu Başkanlığı görevini gururla yürüttü. Bununla birlikte Avrupa Konseyi Parlamento Asamblesi Türk Grubu Üyesi olarak dış politikaya katkı sağladı. Yasama faaliyetlerinde aktif rol oynadı.
Cezaevi Günleri ve Ünlü İsimlerin Avukatlığı
Aktif siyasetin içinde yer alan Alacakaptan, askeri darbe dönemlerinde pek çok zorlukla karşılaştı. Bu çalkantılı askeri darbe dönemlerinde hakkında çeşitli soruşturmalar ve kovuşturmalar açılırken, yapılan siyasi yargılamalar neticesinde hapis cezasına çarptırıldı. Ankara Mamak Cezaevinde yattığı günlerde, Türk basınının unutulmaz kalemi Uğur Mumcu ile aynı hücreyi paylaştı. Mamak Askeri Cezaevindeki hücrede altlı üstlü ranzalarda kalan ikili yakın dostluklar kurarken, aynı hapishanede Halk Kurtuluş Ordusu sanıkları da bulunuyordu. Alacakaptan'ın kaldığı koğuş, Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idam edilmeden önce tutuldukları yerdi. Bu zorlu günlerde, Türk siyasetinin duayen ismi İsmet İnönü ile mektuplaşarak fikir alışverişinde bulundu.
Zorlu cezaevi yıllarının ardından serbest avukatlık mesleğine geri dönen Alacakaptan, kariyeri boyunca son derece popüler ve kritik davalarda savunmanlık üstlendi. Siyasi davalarda savunmanlık üstlendi. Behçet Cantürk ve Kemal Horzum gibi tanınmış isimlerin yanı sıra, Recep Tayyip Erdoğan’ın da savunmanlığını profesyonel bir ceza hukukçusu olarak kendisi üstlenmiştir. Birçok ünlü ismin avukatlığını yaptı. Hukuki birikimini pratikle birleştiren Alacakaptan, ülkenin en kıdemli ceza hukukçusu olarak kabul gördü. Nitekim 2010 yılında verdiği bir mülakatta kendisini bu sıfatla tanımlamıştır.
Bilgi Üniversitesi ve Hukuka Bırakılan Miras
Uğur Alacakaptan, 28 Mart 1997 tarihinde kurulan İstanbul Bilgi Üniversitesi kurucu kadrosunda yer aldı. Üniversitenin Hukuk Fakültesinin kurucu dekanlığı görevini üstlenerek 1999 yılına kadar bu makamda kaldı ve yepyeni bir hukukçu kuşağının yetişmesine öncülük etti. 1999 yılının Kasım ayında yaşadığı bazı ciddi sağlık sorunları sebebiyle dekanlık görevinden ayrılmak zorunda kalsa da fakültedeki seçkin öğretim üyeliği görevine devam etti. Zamanla Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanlığı, Mütevelli Heyeti Üyeliği ve Hukuk Fakültesi Yönetim Kurulu Üyeliği gibi kritik pozisyonları da yürüttü. Mesleki derneklere de büyük önem veren Alacakaptan, ulusal ve uluslararası kurumlarda aktif üyelikler edindi. Uluslararası alanda saygınlık kazandı. Akademik yaşamı boyunca ürettiği eserler, Türk ceza hukukunun temel taşlarını oluşturdu. Hem İngilizce hem de İtalyanca dillerine hakim olan saygın hukukçu, ardında devasa bir akademik külliyat bıraktı. Adına düzenlenen makale yarışmalara da onun mirasının yaşatılmasını sağlamaktadır.
Akademisyen kimliğinin yanı sıra seçkin kuruluşlarda etkin rol alan değerli düşünürün üye olduğu başlıca topluluklar şunlardır:
- Uluslararası Ceza Hukuku Derneği
- Türk Ceza Hukuku Derneği
- Türk Hukuk Kurumu
Uğur Alacakaptan dünya çapında kabul gören ve hukuk literatüründe referans gösterilen çok sayıda esere imza atmıştır. Bu başlıca kitaplar şunlardır:
- Suçun Unsurları (1975)
- İşlenemez Suç (1968)
- Sarhoşluk Halinde İşlenen Suçlarda Cezai Mesuliyet (1961)
- İngiliz Ceza Hukukunda Suç ve Cezaların Kanuniliği Prensibi (1958)
