Cumhuriyet dönemi Türk musikisinin en özgün ve etkileyici saz üstatlarından biri olan udi ve bestekâr Udi Hrant Kenkülyan, 1901 yılında Adapazarı'nda dünyaya gözlerini açtı. Ermeni kökenli sanatçı, müzik tarihimize kazandırdığı benzersiz teknikler ve unutulmaz besteleriyle ud icrasına yepyeni bir soluk getirdi. Usta bestekâr, 1978 yılında hayata veda etti.
Müziğe Adanan Bir Ömür ve İlk Yıllar
Adapazarı'nda dülgerlik yapan Garabed Efendi'nin oğlu olarak dünyaya gelen ve küçük yaşlardan itibaren ezgilerle büyüyen sanatçı, Cumhuriyet döneminin en kıymetli müzisyenleri arasına girmeyi başardı. Ud sazına getirdiği yenilikçi yaklaşımla adından söz ettiren sanatçı, klasik tarzın dışına çıkarak kendi özgün üslubunu inşa etti. Bu üslup onun imzası oldu. Geliştirdiği özel çalma teknikleriyle döneminin diğer müzisyenlerinden ayrılan udi, hem virtüözlüğüyle hem de ürettiği özgün eserlerle geniş takdir topladı.
Şifa Arayışı ve Sınırları Aşan Ezgiler
Sanatçının yaşamı, sadece müzikal başarılarla değil, ciddi sağlık mücadeleleriyle de şekillendi. Yakalandığı göz hastalığına derman bulabilmek amacıyla uzun ve yorucu yolculuklara çıkan usta sanatçı, şifa arayışı doğrultusunda Avrupa, Amerika ve Ermenistan gibi oldukça farklı coğrafyaları gezmek durumunda kaldı. Gittiği her ülkede uduyla sahne alarak Türk müziğinin eşsiz tınılarını yabancı dinleyicilerle buluşturarak seyahatlerini adeta birer kültür köprüsüne dönüştürdü. Müziği, sınırları aşan bir güçtü.
Columbia Kayıtları ve Sanatsal Miras
Udi Hrant'ın üstün yeteneği, dönemin en prestijli müzik kurumlarının da ilgisini çekti. Ünlü plak firması Columbia, sanatçının çok sayıda bestesini bizzat kendi sesinden kaydederek taş plaklara aktardı. Bu kıymetli kayıtlar, udi ve bestekârın geniş kitlelere ulaşmasını sağlarken, benzersiz müzikal mirasının gelecek nesillere aktırılmasında da hayati bir rol üstlendi. Müzikal çevrelerle yakın bağları olan sanatçının kayınbiraderi Bogos Kirecciyan da hayatında önemli yer tutan isimlerdendir. Udi Hrant, geliştirdiği tekniklerle bugün de anılıyor.