Türkiye'de modern arkeolojinin ve bilimsel prehistorya çalışmalarının gelişiminde öncü bir rol üstlenen Prof. Dr. Ufuk Esin, Anadolu'nun gizemli geçmişini aydınlatmaya adanmış bir ömür sürdü. 1933 yılında dünyaya gelen ve 19 Ocak 2008 tarihinde İstanbul'da hayata gözlerini yuman değerli bilim insanı, akademik birikimiyle prehistorya alanında uluslararası düzeyde kabul gören çalışmalara imza attı. İstanbul Üniversitesi çatısı altında sürdürdüğü uzun soluklu akademik serüveninde hem yüzlerce öğrenci yetiştirdi hem de ülkedeki arkeometri çalışmalarının kurumsal temelini attı. Baraj göllerinin suları altında kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan kadim yerleşimlerde gerçekleştirdiği kurtarma kazılarıyla bilinen Esin, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) üyesi olarak da bilim dünyasına yön vermiştir. Kendisi, Türk arkeolojisini dünya standartlarına taşıyan en önemli figürlerden biri olarak kabul edilmektedir.
Akademik Yükseliş ve Bilimsel Çalışmaları
Ufuk Esin, nitelikli eğitim hayatına Avusturya Koleji'nde aldığı orta öğrenim eğitimiyle başladı. Köklü bir disiplinle yetişen genç araştırmacı, yükseköğrenimini ise 1956 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya ve Arkeoloji Bölümü bünyesinde başarıyla tamamladı. Mezuniyetinin hemen ardından, 1957 yılında aynı kürsüde asistan sıfatıyla göreve başlayarak yarım asra yakın sürecek olan akademik kariyerinin ilk adımını attı. Çalışkanlığı ve bilime olan tutkusu sayesinde kısa sürede dikkat çeken Esin, 1960 yılında doktor asistan unvanını aldı. Küresel ölçekte vizyon kazanmak amacıyla 1961'de prestijli Fulbright Bursu'nu elde ederek yurt dışında çalışmalar yürüttü. Türkiye'ye döndükten sonra akademik basamakları hızla tırmanan başarılı arkeolog, 1966 yılında doçentlik unvanına layık görüldü.
Bilimsel alandaki yetkinliğini uluslararası burslarla pekiştiren Esin, 1973 senesinde prestijli Alexander von Humboldt Bursu'nu almaya hak kazanarak Almanya'da önemli araştırmalarda bulundu. Bu verimli sürecin akabinde, 1976 yılında profesörlük kadrosuna atanarak çalışmalarını en üst düzeyde sürdürdü. Yıllar boyunca emek verdiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi bünyesinde idari görevler de üstlenen Prof. Dr. Ufuk Esin, 1984 ile 2000 yılları arasında Prehistorya Anabilim Dalı Başkanlığı görevini yürüttü. Bununla birlikte, 1998 ve 2000 yılları arasında Arkeoloji ve Sanat Tarihi Bölüm Başkanlığı sorumluluğunu da üstlenerek bölümün akademik vizyonuna katkı sundu. Kariyeri boyunca ürettiği Türkçe, Almanca ve İngilizce dillerindeki 100'den fazla bilimsel yayın, onun dünya genelindeki saygınlığını pekiştiren en net belgeler arasındadır.
Anadolu Topraklarında Kurtarma Kazıları ve Arkeometri
Prof. Dr. Ufuk Esin, sadece teorik çalışmalarla sınırlı kalmayıp aynı zamanda Türkiye'de arkeometri bilim dalının kurulup gelişmesine liderlik eden isim oldu. Arkeolojik buluntuların fiziksel ve kimyasal yöntemlerle analiz edilmesini sağlayan bu disiplin, Anadolu tarihinin bilimsel metotlarla incelenmesinde yeni bir çağ başlattı. Esin, özellikle baraj inşaatları sebebiyle yok olma tehlikesi yaşayan tarihi alanlarda yürütülen kurtarma kazılarında aktif olarak liderlik üstlendi. Bu kapsamda gerçekleştirdiği başlıca önemli saha çalışmaları şunlardır:
- Tepecik ve Tülintepe Kazıları: ODTÜ Keban Projesi sınırları dahilinde Elazığ bölgesinde yürütülen bu kazılarla erken dönem yerleşim katmanları gün ışığına çıkarılmıştır.
- Değirmentepe Kurtarma Kazısı: ODTÜ Aşağı Fırat Projesi kapsamında, Malatya'daki Karakaya Barajı göl alanında kalan bu bölgede kalkolitik döneme ait çok önemli veriler toplanmıştır.
- Aşıklı Höyük Kazısı: Aksaray'daki Mamasın Barajı göl havzasında bulunan bu önemli neolitik yerleşim alanında gerçekleştirilen kazılarla, bölgedeki ilk yerleşik yaşam izleri araştırılmıştır.
TÜBA Üyeliği ve Kültür Envanteri Mirası
Bilim dünyasına sunduğu eşsiz katkıların bir nişanesi olarak Ufuk Esin, 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) asli üyeliğine seçildi. Akademideki aktif çalışmaları kapsamında, 2001 yılından itibaren TÜBA ve Türkiye Kültür Sektörü ortak girişimiyle hayata geçirilen Türkiye Kültür Envanteri Projesi'nin örgütlenmesinde liderlik üstlenerek projenin başarıyla uygulanmasını sağladı. Ülkenin somut kültürel mirasının tescil edilmesi açısından büyük önem taşıyan bu proje, onun vizyoner kimliğini bir kez daha ortaya koydu.
Prof. Dr. Ufuk Esin, 2 Ocak 2008 günü aniden rahatsızlanarak İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırıldı. Kalp rahatsızlığı teşhisiyle tedavi altına alınan duayen akademisyen, doktorların tüm müdahalelerine rağmen 19 Ocak 2008 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Ölümü bilim dünyasında derin bir hüzün yaratırken, ömrünü adadığı üniversitesinde 21 Ocak 2008 günü görkemli bir tören düzenlendi. Törenin ardından cenazesi Bebek Camii'nde kılınan öğle namazını müteakip Feriköy Mezarlığı'ndaki aile kabristanında ebedi istirahatgahına tevdi edildi. Geride bıraktığı zengin kültürel miras ve yetiştirdiği arkeologlar sayesinde ismi her daim minnetle anılmaktadır.
