Trabzon'da 1945 yılında dünyaya gelen Turhan Ilgaz, felsefe eğitimiyle şekillendirdiği entelektüel birikimini gazetecilik, yayıncılık ve Fransızca çevirileriyle Türk kültür hayatına aktarmış üretken bir yazardır. Galatasaray Lisesi'ni başarıyla tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Kemal Suman ile sınıf arkadaşı olan Ilgaz, henüz üniversite sıralarındayken gazeteciliğe adım atarak bu alandaki ilk tecrübelere ulaştı. Cumhuriyet ve Milliyet gibi ülkenin önde gelen gazetelerinin yanı sıra Yeni Gündem dergisinde de yazılar yazan yazar, 1988 yılına kadar aktif olarak sürdürdüğü gazetecilik mesleğinde derin izler bıraktı.
Yayıncılık Dünyası ve Kitap Çevirileri
Ilgaz, 1988 yılından itibaren yönünü kitap yayıncılığına ve Fransızca eserlerin çevirilerine çevirerek kültür dünyasına katkılarını başka bir kulvarda sürdürdü. Bu süreçte Yapı Kredi Yayınları ile Kesit Yayınları bünyesinde önemli çalışmalar yürüttü. Fransız edebiyatı ve düşüncesinden yaptığı nitelikli tercümelerle tanınan kalem, aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan çok sayıdaki makalesi aracılığıyla toplumsal, felsefi ve siyasi meseleleri derinlemesine ele almıştır. Çevresindekiler, onun felsefi altyapısı ve sıra dışı edebi zevkiyle Babıâli ortamının çok üzerinde bir entelektüel derinliğe sahip olduğunu belirtirdi. Yaşadığı dönemin vasat koşullarına rağmen, günceli takip ederken bütün bir çağı zihninde taşıyan evrensel bir bakış açısına sahipti. İstanbul'da kanser nedeniyle 4 Ekim 2010'da vefat etti. Sevenleri onu, Sartre'ın aklına hayran ve Camus'nün duyarlılığını taşıyan bir dost olarak uğurladı.
Turhan Ilgaz'ın mesleki yaşamı boyunca katkıda bulunduğu ve bünyesinde yer aldığı başlıca yayın organları ile yayınevleri şunlardır:
- Cumhuriyet gazetesi
- Milliyet gazetesi
- Yeni Gündem dergisi
- Yapı Kredi Yayınları ve Kesit Yayınları
Toplumsal Dönüşüm ve Cumhuriyet Düşüncesi
Turhan Ilgaz, küreselleşmenin getirdiği olumsuz yansımaları modernleşmenin kaçınılmaz sonuçlarıymış gibi algılamanın büyük bir hata olduğunu savunurdu. Ona göre totaliter liberalizmin dayattığı küresel eşitsizlikler, toplumda muhafazakâr ve din temelli cemaatçi eğilimlerin güçlenmesine yol açmaktaydı. Türkiye'deki siyasi İslam'ın doğası gereşi totaliter bir yapı barındırdığını dile getiren Ilgaz, laiklik ve demokrasi dengesini gözetirdi. Bireysel özgürlüğü yok eden dinsel cemaatlerin özerklik taleplerini demokrasi olarak nitelendirmenin, cumhuriyet ile demokrasi arasındaki çatışmayı anlamayı engellediğini ifade ederdi. Bu durumun ise ülkeyi hem cumhuriyetin hem de demokrasinin gerisinde bıraktığına inanıyordu. Batı uygarlığında Hristiyanlığın akıl ile iman arasında kurduğu bağ sayesinde özgürlüğün önünü açtığını belirtirdi. İslam'ın alternatif bir uygarlık modeli olabilmesi için tümelci iddiasını dünyevi alandan semavi alana taşıması gerektiğini vurgulardı. Hayatı boyunca modernleşmeyi batılılaşma zemininde tanımlayarak Cumhuriyet kazanımlarını ve laik değerleri kararlılıkla savundu. Fikirleri hala güncelliğini koruyor.