Türk siyasetinin en önemli dönemlerinden birine damgasını vuran Turan Güneş, 1922 yılında Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde dünyaya geldi. 1974 yılında gerçekleştirilen tarihi Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde Türkiye Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Güneş, hem ulusal hem de uluslararası alanda büyük takdir toplamış seçkin bir devlet adamıdır. Genç yaşlardan itibaren hukuka ve anayasa bilimine ilgi duyan bu değerli akademisyen, diplomatik başarılarının yanı sıra, Türkiye'nin çok partili hayata geçiş süreçlerinde ve anayasa çalışmalarında aktif roller üstlenmiştir. Siyasi yaşamı boyunca ülkede demokrasinin kökleşmesi adına mücadele eden devlet adamı, 9 Nisan 1982'de Ege yolculuğu sırasında geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda etmiştir.
Akademik Başarılar ve Siyasete İlk Adımlar
Orta öğrenimini Galatasaray Lisesi'nde tamamlayan Güneş, yükseköğrenim için adım attığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden 1945 senesinde mezuniyet derecesini aldı. Hukuk alanındaki uzmanlığını derinleştirmek amacıyla Fransa'ya giderek, ünlü Paris Hukuk Fakültesi'nde doktora eğitimini başarıyla tamamladı. Yurda döndükten sonra, 1951 yılında mezun olduğu fakültenin Anayasa Kürsüsü'nde asistanlık yapmaya başladı. Akademik kariyer basamaklarını hızla tırmanarak, 1954 senesinde kaleme aldığı "Parlemanter Rejimin Bugünkü Manası ve İşleyişi" başlıklı tez ile doçentlik unvanını kazandı.
Bilimsel çalışmalarını sürdürürken siyasete de kayıtsız kalmadı. 1947'de Demokrat Parti'nin (DP) Kandıra örgütünün kurucu kadrolarında yer alan genç hukukçu, böylece aktif politikaya adım attı. Bu başarılı başlangıç, kendisini 1954 genel seçimlerinde DP listelerinden Kocaeli Milletvekili olarak parlamentoya taşıdı. Lakin parti yönetimiyle özellikle basın özgürlüğü konusunda düştüğü fikir ayrılıkları gün yüzüne çıktı. Gazetecilere ispat hakkı tanınmasını savunan arkadaşlarıyla birlikte, yönetimi eleştirdiği gerekçesiyle 1955 yılında Demokrat Parti'den ihraç edildi. Bu olay sonrasında muhalif çizgisini koruyan Turan Güneş, 20 Aralık 1955 tarihinde kurulan Hürriyet Partisi'nin kurucuları arasına katıldı ve bu yeni oluşumda Genel Sekreterlik vazifesini yürüttü. 1958 yılında partinin kendini feshetme kararı almasıyla beraber, üyelerin büyük bölümüyle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) geçiş yaptı.
27 Mayıs Sonrası, Anayasa Hazırlığı ve Profesörlük
Türk siyasi tarihinin en önemli virajlarından biri olan 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesinin ardından oluşturulan Kurucu Meclis'te, Cumhuriyet Halk Partisi Temsilcisi sıfatıyla görev aldı. 6 Ocak 1961 ile 25 Ekim 1961 tarihleri arasında bu görevi yürüten Güneş, parlamentoda Anayasa Komisyonu üyesi olarak yeni dönemin hukuksal altyapısını oluşturan 1961 Anayasasının hazırlanması sürecine önemli katkılar sağladı. Ancak 1961 yılında yapılan genel seçimlerde TBMM'ye girmeyi başaramadı. Bunun üzerine asıl mesleği olan akademisyenliğe geri döndü. 1965 senesinde Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi bünyesinde "Türk Pozitif Hukukunda Yürütme Organının Düzenleyici İşlemleri" teziyle idare hukuku alanında profesörlük unvanını elde etti.
Prof. Dr. Turan Güneş, 1965'ten sonra CHP içinde filizlenen ve Türk sol siyasetini derinden etkileyen ortanın solu hareketinin en önde gelen fikir babaları ve yöneticileri arasında yer buldu. Siyasal Bilgiler Fakültesindeki kürsüsünü 1972 yılına kadar başarıyla yöneten deneyimli hukukçu, aynı zamanda CHP ile olan güçlü bağlarını hiç koparmadı. Parti Meclisi ile Merkez Yönetim Kurulu gibi üst düzey karar organlarında vazife yürüterek etkin rol üstlendi. Türk siyasetinin bu dinamik evresinde, 1969 ve 1973 senelerinde CHP Genel Sekreter Yardımcılığı koltuğunda oturdu. 1973 yılındaki milletvekili seçimleriyle birlikte tekrar memleketi Kocaeli'den milletvekili seçilerek TBMM çatısı altına döndü.
Diplomaside Zirve: Kıbrıs Harekâtı ve Cenevre Görüşmeleri
Turan Güneş adı, hem Türkiye hem de dünya genelinde en çok Kıbrıs Barış Harekâtı ile özdeşleşmiştir. Bülent Ecevit liderliğinde 6 Şubat 1974 tarihinde kurulan koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı olarak kabinede yer aldı. Bu görevini 18 Eylül 1974 tarihine kadar sürdüren Güneş, 20 Temmuz 1974'te gerçekleştirilen tarihi askeri müdahalenin hemen ardından düzenlenen zorlu Cenevre konferanslarında ülkemizi en üst düzeyde temsil etti. Barışı sağlamaya yönelik görüşmelerde sergilediği kararlı ve stratejik diplomatik hamlelerle uluslararası arenada adından sıkça söz ettirdi.
Dışişleri Bakanlığı sonrasında da yürüttüğü görevlerle siyasetin merkezinde kalmaya devam etti. Haziran 1977 seçimlerinde seçmenlerin güvenini tazeleyerek yeniden Kocaeli Milletvekili olan deneyimli siyasetçi, güvenoyu alamayarak kısa süreli olan CHP azınlık hükümetinde yer buldu. Bu kapsamda 21 Haziran 1977 ile 11 Temmuz 1977 tarihleri arasında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı unvanlarıyla devlet yönetiminde üst düzey sorumluluk üstlendi.
Parlamenter yaşamında 10., 15. ve 16. dönemlerde Kocaeli Milletvekili olarak meclise girerek halkın sesi olan Güneş, aynı zamanda Türkiye'yi dış dünyada da başarıyla temsil etmiştir. Uzun dönemler boyunca Avrupa Konseyi Danışma Meclisi üyeliği yapan ve Konsey bünyesindeki Siyasi İşler Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten ilk Türk diplomatlarından biri oldu. Hatta 12 Eylül 1980 askeri darbesiyle TBMM feshedilmiş ve milletvekilliği unvanı resmen sona ermiş olsa dahi, Avrupa Konseyi nezdinde ülkemizi temsil etmeyi sürdürdü.
Özel Yaşamı, Yazdığı Eserler ve Vefatı
Özel hayatında Nermin Solmaz ile mutlu bir evlilik gerçekleştiren Turan Güneş'in bu birliktelikten Ayşe Güneş-Ayata ve Hurşit Güneş (d. 23 Nisan 1957) isminde iki evladı dünyaya geldi. Aile geleneğini devam ettiren oğlu Hurşit Güneş, daha sonları 24. dönemde CHP Kocaeli Milletvekili olarak mecliste yer almıştır.
Sadece bir siyasetçi değil, aynı zamanda üreten düşünce dünyasına büyük katkı sunan bir yazar olan Güneş'in entelektüel mirası şu kitaplarla geleceğe ulaşmıştır:
- Le Gouvernement Représentatif et les Partis Politiques (1951)
- Parlamenter Rejimin Bugünkü Manası ve İşleyişi (1959)
- Araba devrilmeden önce (1982)
- Türk Demokrasisinin Analizi (1996)
Turan Güneş, 9 Nisan 1982 tarihinde İstanbul'dan İzmir'e gitmekte olan bir gemi seyahati esnasında, Çanakkale açıklarında aniden geçirdiği kalp krizi neticesinde henüz 60 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Bıraktığı zengin akademik birikim ve barışçı diplomatik vizyonuyla Türk siyasi tarihindeki önemli yerini korumaya devam etmektedir.
