İçeriğe Atla
Tuncel Kurtiz fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Tuncel Kurtiz Kimdir?

Tuncel Kurtiz, 1936 İzmit doğumlu efsanevi aktördür. Yılmaz Güney filmleri ve Ezel dizisindeki Ramiz Dayı karakteriyle Türk sinemasına damga vurmuştur.

Diğer adlar: Ramiz Dayı, Tuncel Kurtiz

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Tuncel Kurtiz Hakkında

Türk tiyatro ve sinema tarihinin en etkileyici karakter oyuncularından biri olan Tuncel Kurtiz, 1 Şubat 1936'da İzmit'in Bahçecik beldesinde hayata gözlerini açtı. Sanatçı, Selanik göçmeni bürokrat bir baba ile Boşnak bir annenin evladı olarak, çocukluğunu Anadolu'nun farklı kentlerinde geçirerek büyüdü. Gençlik yıllarında tiyatro sahnesiyle başlayan tutkusunu sinema filmleri ve televizyon dizileriyle geniş kitlelere ulaştırarak yarım asrı aşan devasa bir kariyer inşa etti. Karizmatik ses tonu, benzersiz oyunculuk tekniği ve kaleme aldığı senaryolarla Türkiye'nin kültür belleğinde derin izler bırakan usta sanatçı, 2013 yılında İstanbul'daki evinde geçirdiği kaza sonucu hayata gözlerini yumdu.

Tiyatrodan Beyaz Perdeye Uzanan Sanat Yolculuğu

Tuncel Kurtiz'in çocukluğu, babası Hamdi Valâ Kurtiz'in devlet memurluğu görevi sebebiyle sürekli seyahat halinde geçti. Bürokrat babasının görevi dolayısıyla ilkokul öğrenimini tam sekiz farklı şehirde tamamlamak zorunda kalan Kurtiz, ortaokul eğitimini ise Edremit'te bitirdikten sonra lise hayatını Haydarpaşa Lisesi'nde nihayete erdirdi. Üniversitede hukuk, İngiliz filolojisi, felsefe, psikoloji ve sanat tarihi gibi birbirinden çok farklı bölümlere adım atsa da hiçbirini bitirmedi. Hayatın içinde yoğrulmayı tercih eden genç Tuncel, iş hayatına İETT bünyesinde ışık kontrolörü olarak atılarak ekmeğini kazandı. Tiyatro onun adeta gerçek yuvasıydı. Sinema ise büyük tutkusuydu. Sanat dünyasına adım atışı ise 1958 yılında Dormen Tiyatrosu'nda sahneye çıktığı "Zafer Madalyası" oyunuyla gerçekleşti. Sahne tozunu yuttuktan sonra oyunculuk tutkusunu 1964 yılında Orhan Günşiray'ın yönettiği Şeytan'ın Uşakları adlı filmle sinemaya taşıdı. Sinemaya attığı bu ilk adımdan sonra tiyatro ve beyaz perdeyi hayatından asla çıkarmadı.

Sanat hayatında derin izler bırakan ve sahne aldığı bazı önemli tiyatro oyunları şunlardır:

  • 1958 - Zafer Madalyası (Dormen Tiyatrosu)
  • 1984 - Keşanlı Ali Destanı (Berlin Schaubühne Tiyatrosu)
  • 1985 - Mahabharata (Peter Brook Hint Destanı)
  • 1998 - Çok Tuhaf Soruşturma (Ortaoyuncular)

Kent Oyuncuları ve Genar Tiyatrosu gibi prestijli topluluklarda "Martı", "Teneke" ve "Yolcu" gibi oyunlarda yer aldı. Yılmaz Güney ile ortaklığı efsaneydi. Türk sinemasının devrimci yönetmeni Yılmaz Güney ile yolları kesiştiğinde ise sinema kariyerinde adeta çığır açıldı. Güney'in Umut, Sürü ve Duvar gibi Türk sinema tarihine damga vuran başyapıtlarında sergilediği performanslarla oyunculuğunun sınırlarını zorladı. Bunun yanı sıra Tunç Okan'ın Otobüs ve Erden Kıral'ın Kanal gibi Türk sinemasının altın sayfalarında yer alan yapımlarında da roller üstlendi. Oyunculuğu her zaman çok beğenildi.

Sürgün Yılları ve Dünya Sahnelerinde Bir Türk Aktör

12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yakın dostu Yılmaz Güney'in vefatıyla sarsılan Tuncel Kurtiz, vatanına küserek uzun yıllar sürecek bir yurt dışı macerasına başladı. Bu süreçte Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İsveç ve Hollanda gibi ülkelerde tiyatro çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Sanatı sınırları tamamen aşıyordu. Yabancı dildeki tiyatro ve sinema projelerinde kendine yer bularak yeteneğini uluslararası arenalarda kanıtlamayı başardı. Ünlü yönetmen Peter Brook'un dünya çapında yankı uyandıran destansı yapımı Mahabharata oyununda sahne alarak büyük takdir topladı. Dünya onu yakından tanıdı. İsveç ve Almanya'da geçirdiği bu verimli yılların ardından, 1990'lı yılların başında yeniden memleketine dönme kararı aldı. Türkiye'ye dönüşüyle birlikte Yeşilçam'ın eski sol eğilimli yapımcı, yönetmen ve oyuncu kadrosuyla bağlarını tazelerken, sinemada yaratıcı yönünü de ortaya koydu. 1979 yapımı Gül Hasan filmiyle yönetmen koltuğuna oturan sanatçı, bu yapımın ve 1980 yapımı Bereketli Topraklar Üzerinde filminin senaryolarını kaleme aldı. 1981 yılında Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde Nurettin Sezer ile birlikte yazdığı Gül Hasan senaryosuyla "En İyi Senaryo Ödülü"ne layık görüldü. Berlin Film Festivali'nden kazandığı Gümüş Ayı ödülü ve İtalya Taormina Film Festivali Sanat Ödülü gibi küresel başarıların yanında, yurt içinde aldığı sayısız ödülle de başarısını taçlandırmayı bildi. Aldığı ödüller başarısının açık kanıtıydı. Ayrıca İsveç'ten kazandığı Altın Böcek ödülü de başarı hanesindeki yerini aldı.

Sanatçının kariyeri boyunca elde ettiği bazı önemli ödüller şunlardır:

  • 1986 Berlin Film Festivali - Gümüş Ayı
  • 1981 ve 2011 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En İyi Senaryo ve Yaşam Boyu Onur Ödülü
  • 2008 Yeşilçam Ödülleri - En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Ekranların Unutulmaz "Ramiz Dayı" Efsanesi ve Mirası

Usta aktörün genç kuşaklar tarafından tanınması ve adeta bir halk kahramanına dönüşmesi, 2000'li yıllarda rol aldığı televizyon dizileriyle oldu. 2003 yılında Alacakaranlık ve 2006 yılında Hacı dizileriyle televizyon ekranlarına ısınan Kurtiz, 2007 yılında yayınlanan Asi dizisindeki rolüyle popülerliğini pekiştirdi. Ancak onun asıl büyük patlamayı yapması, 2009 yılında yayınlanmaya başlayan efsanevi Ezel dizisindeki Ramiz Dayı karakteriyle gerçekleşti. Canlandırdığı bilge kabadayı karakteri o denli çok sevildi ki, adına sosyal medyada devasa hayran kulüpleri kuruldu ve seslendirdiği felsefi replikler sokaklarda yankılandı. Popülerliğinin zirvesindeyken Muhteşem Yüzyıl dizisinde canlandırdığı Şeyhülislam Ebu Suud karakteriyle tarihi drama alanında da ustalığını gözler önüne serdi. Onun yaşamı başarılarla doluydu.

Kariyerinin son döneminde doğayla iç içe bir yaşamı tercih eden Tuncel Kurtiz, Edremit'in Çamlıbel kasabasında eşi Menend Kurtiz ve kayınbiraderiyle birlikte Zeytinbağı adlı butik oteli işletti. Bu huzurlu ortamda hem televizyon programları çekti hem de BBC'nin ünlü "Hayat" (Life) belgeselini o benzersiz ses tonuyla Türkçe olarak seslendirdi. Aile hayatına büyük önem veren sanatçının Aslı isminde bir kızı ve Mirza isminde bir oğlu bulunuyordu. Sevenleri onu hiç unutmadı. Türk tiyatrosu ve sinemasının bu bilge çınarı, 27 Eylül 2013 tarihinde İstanbul Etiler'deki evinde düşerek başını çarpması sonucu 77 yaşında hayata gözlerini yumdu. Anısı her zaman yaşatılacaktır. Geride bıraktığı onlarca film, ödül ve unutulmaz karakterle Türkiye'nin sanat tarihinde sonsuza dek yaşayacak bir miras bıraktı.