Türk sinemasının en üretken dönemlerine damga vuran aktör, senarist, yönetmen ve yapımcı Tanju Gürsu, 27 Ekim 1938 tarihinde Trabzon'da dünyaya geldi. Karadeniz'in köklü kenti Trabzon'da filizlenen bu yaşam öyküsü, 7 Haziran 2016'da İstanbul'da solunum yetmezliği nedeniyle son bulduğunda arkasında devasa bir sanatsal miras bırakmıştı. Sanatçı, yalnızca kamera önündeki oyunculuk yeteneğiyle değil, kamera arkasındaki yapımcı kimliği ve sinema emekçilerinin haklarını savunan öncü duruşuyla da Yeşilçam'ın unutulmaz simalarından biri haline geldi.
Trabzon'dan Yeşilçam'a Uzanan Kararlı Yolculuk
Hayati Gürsu ve Mediha Gürsu çiftinin beş çocuğundan biri olarak Trabzon'un İskenderpaşa Mahallesi'nde büyüyen ünlü isim, ilk gençlik yıllarını bu şehirde geçirdi. Lise öğrenimini tarihi Trabzon Lisesi'nde tamamladıktan sonra yükseköğrenim için rotasını İstanbul'a çevirdi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kaydolsa da adalet koridorları yerine sanatın çekim gücüne kapılarak okulunu üçüncü sınıfta bıraktı. Hayatının dönüm noktası ise 1962 yılında gerçekleşti. Dönemin popüler yayını Ses dergisi tarafından düzenlenen sinema yarışmasında elde ettiği birincilik, ona Yeşilçam'ın kapılarını sonuna kadar açtı. Aynı yıl izleyiciyle buluşan Fosforlu Oyuna Gelmez filmiyle profesyonel oyunculuk kariyerine adım attı.
Zirve Yılları, Karakter Rolleri ve Ödüller
Genç aktörün asıl büyük çıkışı ise 1964 yılında usta yönetmen Halit Refiğ'in imzasını taşıyan Gurbet Kuşları filmiyle oldu. Bu filmdeki performansi, onu sinema dünyasında aranan yüzlerden biri yaptı. Ardından Yeşilçam'ın sultanı Türkan Şoray ile başrolü paylaştığı Fosforlu Cevriyem filmi geldi. Bu yapım, hafızalarda silinmez bir yer edindi. Gürsu, oyunculukla yetinmeyip sinemanın mutfağına da girmeyi tercih etti. Kendi yapım şirketi Anıt Film'i kurarak çok sayıda projenin üretilmesini sağladı. Bunun yanı sıra beş filmin yönetmen koltuğunda oturdu ve üç filmin senaryosunu kaleme aldı.
Başarılı çalışmaları ödüllerle de taçlandırıldı. 1988 yılında düzenlenen 25. Altın Portakal Film Festivali'nde Kurtar Beni filmindeki başarılı oyunuyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü'nün sahibi oldu. Bundan dokuz yıl sonra, 1997 yılında ise Köpekler Adası filmindeki rolüyle Altın Portakal En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'ne layık görüldü. Ancak filmde usta tiyatrocu Müşik Kenter tarafından seslendirilmiş olması, bu ödülün etrafında uzun süre konuşulan sanatsal tartışmaların fitilini ateşledi.
Doksanlı ve ikibinli yıllarda televizyon dizilerinin yükselişe geçmesiyle birlikte, tecrübeli oyuncu da ekran projelerinde sıklıkla boy gösterdi. Özellikle 1997 ile 2002 yılları arasında tam beş sezon boyunca ekranlarda fırtınalar estiren Böyle Mi Olacaktı dizisinin başrollerini üstlendi. Bu kült yapımda Selda Alkor, Açelya Akkoyun, Berna Laçin, Ceyda Düvenci ve Yaşar Alptekin gibi popüler oyuncularla birlikte kamera karşısına geçti. Dizi, Türk televizyon tarihinin en uzun soluklu melodramları arasında kendine sağlam bir yer buldu.
Sinemada Hak Mücadelesi, Trabzonspor Yılları ve Aile Hayatı
Yeşilçam'ın sadece parıltılı dünyasında kalmayan sanatçı, sektördeki adaletsizliklere ve sansüre karşı her zaman sesini yükseltti. 1978 yılında Türk sinemasındaki sosyal hakları savunmak ve sansür mekanizmalarına karşı durmak amacıyla düzenlenen, üç binden fazla sinema emekçisinin katıldığı tarihi Ankara Yürüyüşü'ne liderlik eden isimlerden biri oldu. Mesleki örgütlenmenin önemine inanan Gürsu, sektörün gelişimine katkı sunmak amacıyla birçok önemli meslek birliği ve derneğin kurucu kadrosunda yer aldı. Bu kuruluşlar arasında şunlar bulunmaktadır:
- Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SESAM)
- Sinema Oyuncuları Derneği (SODER)
- Film Yapımcıları Derneği (FİYAP)
Doğup büyüdüğü topraklara olan sevgisini her fırsatta dile getiren ünlü aktör, futbol dünyasında da aktif bir rol üstlendi. 1998-1999 yılları arasında, gönülden bağlı olduğu memleketinin takımı Trabzonspor'da İdari ve Teknik Konulardan Sorumlu Başkan Yardımcılığı görevini yaklaşık bir yıl boyunca yürüttü.
Özel yaşamında düzenli ve örnek bir aile babası olan sanatçı, hayat arkadaşı Ayla Gürsu ile mutlu bir evlilik sürdürdü. Bu evlilikten Kerem ve Emre adlarında iki erkek çocuk dünyaya geldi. Sanatçı aynı zamanda Türk sinemasında yönetmen, yapımcı, senarist ve seslendirme sanatçısı olarak tanınan Temel Gürsu'nun da ağabeyiydi. Yaşamının son demlerinde solunum sıkıntılarıyla mücadele eden usta sanatçı, 7 Haziran 2016'da tedavi gördüğü klinikte 77 yaşında son nefesini verdi. Cenazesi 9 Haziran 2016 günü Teşvikiye Camii'nde kılınan namazın ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi.
