Türk araştırma ve inanç dünyasının önemli isimlerinden Tahir Harimî Balcıoğlu, Edremit'te dünyaya gelmiş ve yaşamını din ile inanç tarihi üzerine yaptığı derinlemesine çalışmalarla şekillendirmiş seçkin bir yazardır. Köklü Balcızâde ailesinden olan yazar, yurt dışı eğitiminin ardından Anadolu'da vaizlik yapmış ve inanç tarihine kıymetli eserler kazandırmıştır. Yaşamı boyunca münzevi bir tarzı benimseyerek memleketinde çalışmalarına odaklanan araştırmacı, 1952 yılında yine doğduğu topraklarda hayata gözlerini yummuştur.
Hayatı ve Anadolu Dönemi
Mısır'da yer alan El Ezher Üniversitesi'ni bitiren Tahir Harimî Balcıoğlu, eğitim hayatı boyunca ileri derecede Arapça öğrenmiştir. Yükseköğreniminin ardından Türkiye'ye dönen araştırmacıya, merkezde herhangi bir görev verilmemiştir. Bu sebeple Batı Anadolu Vaizliği vazifesini yürüten yazar, daha sonra Edremit'te münzevi bir yaşam sürdürmüştür. Türk-İslam inanç tarihi ile ilgili mühim çalışmalarını bu inziva döneminde kaleme almıştır.
Kütüphanecilik Çalışmaları ve Eserleri
Yazar, Edremit'te hazırladığı iki büyük eserini İstanbul'a bizzat götürerek Millet Kütüphanesi'ne teslim etmiştir. Bir ara bu kütüphane bünyesinde de görev yapan Balcıoğlu, inanç tarihi alanındaki birikimiyle tanınmaktadır.
Tahir Harimî Balcıoğlu'nun literatüre kazandırdığı başlıca eserler şunlardır:
- Tarihi Medeniyetler Üzerinde Kütüphaneler'in Tesiri
- Dört ciltten oluşan Naklî İlimler Tarihi
Basın Hayatı ve Felsefi Yaklaşımı
Yazı hayatını farklı mecralarda da sürdüren araştırmacı, Son Havadis gazetesinde köşe yazarlığı yapmıştır. Ayrıca Mihrâb Mecmuası içerisinde de çeşitli makaleleri yayınlanmıştır. Toplumların düşünce yapısını tahlil etme konusunda belirgin fikirlere sahip olan yazara göre, bir milletin felsefesini kavramak için o milletin dini ve kültürel değerlerinin iyi bilinmesi icap eder. Felsefeyi eşyanın hakikatini araştıran bir ilim dalı olarak gören Balcıoğlu, hakikatin farklı bir boyutu olan din ile felsefe arasında doğrudan bir bağ bulunduğuna inanmıştır.
Değerli araştırmacının vefatının ardından anısını yaşatmak maksadıyla, Edremit Akçay'da bulunan bir sokağa kendisinin ismi verilmiştir.