Suphi Kaner, Yeşilçam'ın hüzünlü komedyenidir. Türk sinemasında unutulmaz karakterlere can veren sanatçı, aynı zamanda senarist ve yönetmen olarak sektöre büyük emekler verdi. Küçük yaşlardan itibaren yoksullukla mücadele edip sinema salonlarında gazoz satarak başladığı serüvenini, kendi yeteneğiyle zirveye taşımayı başardı. Vefat ettiğinde henüz otuz yaşındaydı. Ancak en verimli döneminde karşılaştığı haksız boykot ve girdiği derin bunalım sonucu, 25 Ağustos 1963'te yaşamına son verdi.
Zorlu Gençlik Yılları ve Sinemaya İlk Adımlar
İstanbul'un tarihi semtlerinden Cerrahpaşa'da, altı marangozhane olan ahşap bir evde ailesinin tek çocuğu olarak doğan sanatçı, babasının vefatından sonra annesiyle birlikte yoksullukla mücadele etmek zorunda kaldı. Babasının ölümünün ardından ev hanımı annesi Nazime Hanım, geçim sağlamak amacıyla çamaşırcılık yapmaya başladı. Genç Suphi okulunu sürdürürken, karamela satarak ve ayakkabı tamirciliği yaparak aile bütçesine katkıda bulundu. Ayrıca Şehzadebaşı'ndaki Ferah ve Turan sinemalarında fıstık satarak sinemanın büyülü dünyasıyla tanıştı. Sinema tutkusu bu salonlarda filizlendi. İlk sahne deneyimini 1946'da yaşadı. Eyüp Halkevi bünyesinde sahnelenen 'Süt Kardeşler' ve 'Mozambik' gibi kısa oyunlarda gösterdiği performans ona büyük güven kazandırdı.
Yeşilçam'da Zirveye Uzanan Başarı Yolu
İçindeki sanat aşkıyla Yeşilçam'ın yolunu tutan Kaner, ilk zamanlar kamera arkasında hiçbir ücret almadan çalıştı. Film yazıhanelerinde senaryoları satır satır inceledi, set cihazlarının kullanımını öğrendi. Fikret Hakan ve Öztürk Serengil gibi sinemanın tanınan isimleriyle tanışması sayesinde Yeşilçam'da çevre edinen oyuncu, 'Sahne 8' tiyatro topluluğunu kurarak turnelerde başrol oynamaya başladı. 'Benzincinin Aşkı' filmiyle geniş kitleler tarafından sevildi. Ardından gelen 'Üsküdar İskelesi', 'Gol Kralı' ve 'Çocuk Hırsızı' yapımları onu popüler bir komedyen yaptı. Özel hayatında ise 1959 yılında, üç yıl sözlü ve üç yıl nişanlı kaldığı Ender Hanım ile evlendi. Mutlu giden evliliklerinden 1961'de Aşkın ve Taşkın adlarında ikiz bebekleri dünyaya geldi.
Boykot Kıskacı ve Trajik Son
Sanat hayatındaki hızlı yükselişe karşın alkol sorunu sebebiyle setlerde aksamalar yaşamaya başladı. Yarım bırakılan çalışmalar ve aksayan çekimlerin ardından yapımcı Nevzat Pesen tarafından şikayet edildi. Prodüktörler Cemiyeti, 1963 yılının Haziran ayında yayınladığı bildiriyle tüm firmalardan Kaner'e iş vermemesini istedi. Bu boykot kararıyla birlikte yetenekli oyuncu, en verimli çağında tamamen işsiz kaldı. Hayatının en verimli çağında maruz kaldığı bu haksız ambargoyu gururuna yediremeyen ve kendisine teklif edilen kötü adam veya röntgenci rollerini oynamayı reddeden Kaner, girdiği ağır bunalım sonucu 25 Ağustos 1963'te intihar ederek hayata gözlerini yumdu. Hayatının son günlerinde Ses dergisine dert yanan Kaner, çalışma hürriyetinin haksızca kısıtlandığını gözyaşlarıyla ifade etti. Cemiyet başkanının boykot kararının geçici olduğunu ve onu affedeceklerini açıklamasına rağmen, o pazartesi sabahı gazeteler çoktan vefat haberini yazmıştı.
Suphi Kaner, oyunculuğunun yanı sıra yönetmenlik ve senaristlik alanında da önemli eserler bıraktı:
- Yönettiği filmler: 'Yedi Günlük Aşk' (1961), 'Duvaksız Gelin' (1961), 'Üsküdar İskelesi' (1960), 'Allah Büyüktür' (1959).
- Senaryosunu yazdığı filmler: 'Yedi Günlük Aşk' (1961), 'Duvaksız Gelin' (1961), 'Üsküdar İskelesi' (1960), 'Fedakar Arkadaş' (1960), 'Allah Büyüktür' (1959).
- Yapımcılığını üstlendiği yapıtlar: 'Yedi Günlük Aşk' (1961).
