Türk tiyatro ve sinemasının gelmiş geçmiş en güçlü karakter oyuncularından biri olan Suna Pekuysal, gerçek adıyla Adile Suna Belener, 24 Ekim 1933 tarihinde İstanbul’da dünyaya gözlerini açtı. Sanat dünyasında derin izler bırakan usta isim, Cağaloğlu Halkevi’nde büyüp İstanbul Belediye Konservatuvarı’nda aldığı eğitimlerin ardından 1949 yılında Şehir Tiyatroları çocuk bölümünde sahneye adım atarak profesyonel kariyerine muhteşem bir başlangıç yaptı. Yarım asrı aşan sanat hayatında yüzlerce oyunda ve sinema filminde devleşen Pekuysal, samimi oyunculuğuyla izleyicilerin gönlünde taht kurmayı başardı.
Halkevinden Darülbedayi Sahnelerine Uzanan Yolculuk
Usta sanatçının çocukluk ve gençlik yılları, hayatın getirdiği acı dolu kayıplarla şekillendi. İlk acısını çok erken yaşta tattı. Babası İlhami Bey, henüz yirmi yedi yaşındayken talihsiz bir kaza sonucu attan düşerek felç oldu. Pekuysal henüz yedi aylık bebekken babası vefat etti. Böylece küçük Suna, sanatla erken yaşta tanışağı Cağaloğlu Halkevinde büyümeye başladı. İstanbul Belediye Konservatuvarının Şan ve Bale Bölümünde bir yandan eğitimine devam ederken diğer yandan içinde saklı duran tiyatro tutkusunu beslemeyi sürdürdü. Nihayet 1949 yılında, İstanbul Şehir Tiyatrosu çocuk bölümünde sahnelenen Kadri Ögelman imzalı "Artist Aranıyor" oyunuyla sahne tozunu yuttu. Yetenekli genci fark eden Ferih Egemen’in beğenisini kazanan Pekuysal, üç sene sonra Darülbedayi’nin dram kadrosuna geçiş yaptı. Burada usta isimlerle yan yana çalıştı. Darülbedayi dram bölümünde çalıştığı tiyatro duayenlerinden bazıları şunlardır:
- Vasfi Rıza Zobu ve Mahmut Moralı
- Şükriye Atav ve Cahide Sonku
- Şaziye Moral, Bedia Muvahhit ve Reşit Gürzap
On Dört Yıllık Efsane: Lüküs Hayat ve Beyaz Perde Başarıları
Suna Pekuysal’ın adıyla özdeşleşen en önemli tiyatro olaylarından biri, 1984 yılındaki tarihi prodüksiyonla başladı. Ekrem Reşit Rey’in kaleme aldığı, besteleri Cemal Reşit Rey’e ait olan efsanevi müzikal Lüküs Hayat yeniden sahneleniyordu. Haldun Dormen’in yönettiği bu unutulmaz yapıtta usta oyuncu, Zihni Göktay ile birlikte başrolü paylaştı. İkili, tam on dört yıl boyunca aralıksız olarak bu kapalı gişe oyunda izleyicilerin karşısına çıktı. Her yaştan tiyatroseveri nostaljik bir yolculuğa çıkaran bu muazzam oyun, Türkiye genelinde büyük bir başarı elde etti. Sahnelerden kazandığı tecrübeyle sinemaya da adım atan sanatçı, yüz civarında filmde rol üstlendi. Tiyatroda ise iki yüz elliden fazla oyunda sergilediği performanslarla izleyicilerin belleğinde silinmez izler bıraktı. Şehir Tiyatroları’ndaki elli dört yıllık görkemli mesaisinin ardından 24 Ekim 1998’de resmi olarak emekliye ayrıldı. Tiyatro aşkı onun için hiç sönmedi. Emeklilik günlerinin ardından tiyatrodan uzak kalamayan duayen isim, Joseph Kesselring tarafından kaleme alınan ve Çetin İpekkaya’nın yönetmenliğini üstlendiği Ahududu adlı ünlü oyunda konuk sanatçı asgariyetinde sahne alarak izleyicisiyle yeniden buluştu.
Zorluklara Karşı Duran Bir Yaşam ve Sahne Aşkı
Özel hayatında da inişli çıkışlı dönemler geçiren Pekuysal, 1964 yılında tanınmış gazeteci Ergun Köknar ile dünya evine girdi. Çiftin mutlu evliliklerinden 1973 yılında oğulları Sait Ali Köknar dünyaya geldi. Doğum sonrasında omurgasında meydana gelen ciddi zedelenme, sanatçının hayatında kalıcı bir fiziksel engel bıraktı. Bu zorlu rahatsızlığa rağmen sahnelerden kopmayan Pekuysal, televizyon ekranlarında da unutulmaz karakterlere hayat verdi. Usta oyuncu Özkan Uğur ile başrolü paylaştığı Yeter Anne isimli komedi dizisi, televizyondaki en popüler çalışmalarından biri oldu. Dünya çapında ün kazanan Genç Indiana Jones dizisinin Türkiye çekimlerinde de kendine yer buldu. İstanbul: Eylül 1918 adlı bu yabancı yapımda gizemli bir falcı karakterini başarıyla canlandırdı. Hayatı boyunca sanatın ve sahnenin iyileştirici gücüne inanan Pekuysal, tiyatrocuların asla emekli olmayacağını her fırsatta savundu. Usta sanatçı 2008 yılında aramızdan ayrıldı. Geriye yüzlerce unutulmaz karakter ve büyük bir miras bıraktı. Son arzusu sahnede can vermekti.
