Türk tiyatrosunun ve sinemasının en seçkin simalarından biri olan Suna Pekuysal, sahne adıyla tanınan asıl ismiyle Suna Belener, 24 Ekim 1933 tarihinde İstanbul'da gözlerini dünyaya açtı. Akrep burcunun tüm kararlılığını ve enerjisini taşıyan bu eşsiz sanatçı, yarım asrı aşan oyunculuk kariyeriyle Türkiye'nin kültürel belleğinde silinmez izler bıraktı. İstanbul Belediye Konservatuvarı'nın Şan ve Bale Bölümü'nde aldığı eğitimle sanat hayatına yön veren Pekuysal, hem tiyatro sahnelerinde hem de televizyon ekranlarında canlandırdığı karakterlerle halkın sevgilisi haline geldi. Uzun yıllar süren oyunculuk serüveninin ardından, geçirdiği ev kazası sonrasında tedavi gördüğü İstanbul Tıp Fakültesi'nde 22 Temmuz 2008 günü 75 yaşında hayata veda etti. Geride yüzlerce unutulmaz eser ve ödüllerle dolu bir miras bırakan usta aktris, Türk toplumunun hafızasında derin bir iz bıraktı.
Tiyatrodan Sinemaya Uzanan Yarım Asırlık Serüven
Suna Pekuysal, henüz genç bir konservatuvar öğrencisiyken tiyatroyla tanıştı. Belediye Konservatuvarı'nın Şan ve Bale Bölümü'nde eğitim aldığı dönemde, 1949 yılında İstanbul Şehir Tiyatrosu'nun çocuk bölümünde sahneye adım attı. Kadri Ögelman'ın yönettiği "Artist Aranıyor" adlı oyunla ilk kez seyirci karşısına çıkan sanatçı, sergilediği doğal yetenekle dikkatleri üzerine çekti. Bu başarılı başlangıç, onun profesyonel sahne yaşamının kapılarının aralanmasını sağladı. Ardından 1952 yılında Şehir Tiyatrosu'nun dram bölümü kadrosuna geçiş yaptı. Yarım asırdan fazla süren bu sadakat, tam 54 yıl boyunca aynı kurumda kesintisiz hizmet vermesiyle taçlandı ve 24 Ekim 1998'de emekli olana dek sürdü.
Tiyatro sahnelerindeki üstün performansının yanı sıra usta oyuncu, 1952 yapımı "Can Yoldaşı" filmiyle beyaz perdeye de adım attı. Sinema kariyeri boyunca "Halıcı Kız", "Yaprak Dökümü" ve "Yedi Kocalı Hürmüz" gibi Türk sinema tarihinin klasikleşmiş yapıtlarında rol üstlendi. Sinemadaki üretkenliği öyle bir boyuta ulaştı ki, 100'e yakın sinema filminde farklı karakterlere hayat verdi. 1964 yılında çekilen "Kadın Berberi" filminde Ayhan Işık, Filiz Akın ve Öztürk Serengil gibi Türk sinemasının dev isimleriyle aynı kadroyu paylaştı. Hem tiyatroda hem sinemada sergilediği bu olağanüstü performanslar, ona ulusal düzeyde birçok saygın ödül kazandırdı. Sanatçının kariyeri boyunca layık görüldüğü başlıca ödüller şunlardır:
- 1980 Avni Dilligil Ödülü (Tırpan)
- 1980 Ulvi Uraz Ödülü (Tırpan)
- 1986 Sanat Kurumu Ödülü (Lüküs Hayat)
- 1987 İsmail Dümbüllü Ödülü (Lüküs Hayat)
- 1998 Afife Tiyatro Ödülleri - Nisa Serezli Aşkıner Özel Ödülü
- 2000 Belkıs Dilligil Onur Ödülü
- 2001 38. Antalya Altın Portakal Film Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülü
- 2003 Muhsin Ertuğrul Tiyatro Emek Ödülü
Lüküs Hayat'ın Unutulmaz Zeynep'i
Suna Pekuysal denilince akla gelen en önemli dönüm noktalarından biri, Türk tiyatro tarihinin efsanevi müzikali "Lüküs Hayat" ile olan bağıdır. Ekrem Reşit Rey'in 1933 yılında kaleme aldığı ve Cemal Reşit Rey'in besteleriyle ölümsüzleşen bu eser, 1984 yılında Haldun Dormen'in rejisiyle İstanbul Şehir Tiyatroları'nda yeniden sahnelendi. Pekuysal, bu muhteçem müzikalde canlandırdığı "Zeynep" karakteriyle izleyicinin gönlünde adâta taht kurdu. Rol arkadaşı Zihni Göktay ile birlikte 14 yıl boyunca aralıksız olarak sahnede devleşen usta sanatçı, bu rolle tiyatro dünyasındaki yerini perçinledi.
Kariyeri boyunca sadece "Lüküs Hayat" değil, "Sultan Gelin", "Tırpan", "Ahududu", "Keşanlı Ali Destanı", "Kozalar" ve "Hasır Şapka" gibi 250'den fazla oyunda görev aldı. Her rolüyle izleyiciyi büyülemeyi başaran aktris, sahnelerin tozunu yutarken aynı zamanda seslendirme sanatçısı olarak da Türk sinemasına katkı sağladı. Özel hayatında ise 1964 yılında tanınmış gazeteci Ergun Köknar ile dünya evine girdi. Bu evlilikten 1973 yılında oğulları Sait Ali Köknar dünyaya geldi ve sanatçının yaşamına yepyeni bir mutluluk kattı.
Televizyon Ekranları ve Son Dönem Çalışmaları
Usta sanatçının popülerliği sadece tiyatro salonlarıyla sınırlı kalmadı. Televizyonun yaygınlaşmasıyla birlikte güldürü programlarında ve dizilerde de boy gösterdi. 1979 yılında televizyonda yayınlanan "Tatlı Çarşamba" adlı güldürüdedeki başarısı, televizyon izleyicisiyle kurduğu bağın ilk büyük kanıtı oldu. Reklam filmleri ve müzikallerde de sıklıkla aranan bir yüz haline gelen Pekuysal, ünlü yönetmen Kartal Tibet'in televizyon için hazırladığı "Annem Annem" dizisinde de performans sergiledi.
Usta oyuncu, uluslararası projelerde de kendine yer buldu. Dünyaca ünlü "Genç Indiana Jones" serisinin Türkiye'de geçen ve "İstanbul: Eylül 1918" adını taşıyan bölümünde bir falcı karakterini canlandırarak uluslararası izleyiciyle buluştu. Son yıllarında ise ATV ekranlarında yayınlanan ve Özkan Uğur ile başrolü paylaştığı "Yeter Anne" komedi dizisindeki anne karakteriyle geniş kitlelerin beğenisini topladı. Hayatının son dönemlerinde "İnşaat", "Teberik Şanssız", "Hırsız Var!" ve "Çapkın" gibi filmlerin yanı sıra "Avrupa Yakası", "Hayat Bilgisi" ve "Yalancı Yarim" dizilerinde konuk ya da yardımcı oyuncu olarak yer alarak sanat aşkını son anına kadar yaşattı.
Sanatçının 17 Temmuz 2008 tarihinde evinde talihsiz bir kaza geçirip kalça kemğini kırmasıyla başlayan hastane süreci, ne yazık ki sevenlerini yasa boğdu. Ameliyatın ardından yoğun bakım ünitesinde solunum cihazına bağlı olarak sürdürdüğü yaşam mücadelesini 22 Temmuz 2008'de kaybeden Pekuysal, vefatıyla tüm Türkiye'yi derin bir üzüntüye sevk etti. Sahnelere adanmış 75 yıllık ömrüyle Suna Pekuysal, her zaman sevgi ve saygıyla anılmaya devam edecektir.
