Türk tiyatro ve sinema tarihinin en özgün simalarından biri olan Ergun Köknar, 23 Nisan 1934 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Oyunculuk, tiyatro yönetmenliği ve gazetecilik gibi farklı alanlarda derin izler bırakan sanatçı, babasından devraldığı sahne mirasını başarıyla taşıdı. Hayatını sanata ve yazıya adayan Köknar, canlandırdığı unutulmaz tiplemelerle halkın gönlünde taht kurdu. Sinema severlerin özellikle 'Orta Direk Şaban' ve 'Milyarder' filmlerinden hatırladığı usta isim, aynı zamanda ülkenin ilk gurmelerinden biri olarak da tanındı. 11 Eylül 2000 tarihinde yine doğduğu şehir olan İstanbul'da vefat eden Köknar, geride zengin bir sanatsal miras bıraktı.
Çocuk Yaşta Başlayan Sahne Serüveni ve Eğitimi
Ergun Köknar, sanatçı bir ailenin içine doğdu. Babası dönemin tanınan oyuncularından Sait Köknar, annesi ise Rabia Hanım'dır. Küçük Ergun'un sinemayla tanışması adeta kundakta gerçekleşti. Henüz dört aylık bir bebekken, Türk sinemasının erken dönem yapıtlarından Aysel Bataklı Damın Kızı filminde kamera karşısına geçti. Bu sıradışı başlangıç, onun gelecekteki kariyerinin de habercisi gibiydi. Henüz altı yaşındayken Şehvet Kurbanı adlı sinema filminde bir erkek çocuğuna hayat vererek, Türk sinema tarihinin ilk çocuk oyuncuları arasına adını yazdırdı. Ancak bu ışıltılı çocukluk, babasını henüz on yaşındayken kaybetmesiyle hüzne büründü. Babasının vefatının ardından Türk tiyatrosunun öncü isimleri Muhsin Ertuğrul ve Behzat Butak'ın kanatları altında eğitim hayatını sürdürdü.
Eğitimine büyük önem veren Köknar, ortaöğrenimini Türkiye'nin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Galatasaray Lisesi'nde tamamladı. Lisenin ardından İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ne girdi ve buradan başarıyla mezun oldu. Üniversite yıllarında dahi içindeki tiyatro aşkını bastırmadı. Amatör bir ruhla hareket eden Genç Oyuncular topluluğunun içinde aktif olarak yer aldı. İTÜ'den mezuniyetini aldıktan sonra, eğitimini aldığı mimarlık mesleği yerine, genlerinde taşıdığı baba mesleği olan tiyatroculuğuna yönelmeyi tercih etti. Bu karar, Türkiye'nin tiyatro tarihini şekillendirecek önemli adımların da başlangıcı oldu.
Tiyatroda Kurucu Kimliği ve Unutulmaz Roller
Tiyatro sahnelerine profesyonel olarak adım atan Ergun Köknar, sadece bir oyuncu olarak kalmadı, kurucu kimliğiyle de öne çıktı. Asaf Çiyiltepe ile el ele vererek İstanbul'da dönemin önemli topluluklarından Arena Tiyatrosu'nu kurdu. Bu tiyatronun perdesini açtığı ilk oyun olan Alfred Jarry'nin dünyaca ünlü eseri Ünlü Übü'de sergilediği performansla büyük beğeni topladı. Oyunda canlandırdığı 'Übü Baba' karakteriyle hafızalara kazındı. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesine katılarak hem oyunculuk hem de yönetmenlik koltuğunda oturdu.
Usta sanatçının İstanbul Şehir Tiyatroları'nda sahne tozunu yuttuğu ve rol aldığı oyunlardan bazıları şunlardır:
- Başkasının Kellesi
- Kayıp Mektup
- Dövme Gül
- Topuzlu
- Çatıdaki Çatlak
- Yalancı
- Bir Kavuk Devrildi
- Othello
- Gülnihal
- Romeo ve Jülyet
- Kendini Bulmak
Köknar'ın tiyatroya katkıları İstanbul ile sınırlı kalmadı. Muhsin Ertuğrul'un özel gørevlendirmesiyle 1964 yılında büyük bir sorumluluk üstlendi. Yanına Uğur Gürsoy ve Ali Dilber'i de alarak, Karadeniz bölgesinin sanat hayatına yön verecek olan Ordu Belediyesi Karadeniz Tiyatrosu'nun (OBKT) kuruluşunu gerçekleştirdi. Bu yeni kültür yuvasının genel sanat yönetmenliğini üstlenen Köknar, tiyatronun ilk oyunu olan Reşat Nuri Güntekin'in 'Hülleci' piyesinde bizzat rol aldı. Bu oyun, hayatının en anlamlı dönüm noktalarından birine vesile oldu. Oyundaki rol arkadaşı, Türk tiyatro ve sinemasının unutulmaz ismi Suna Pekuysal ile yolları kesişti. Bu dostluk ve iş arkadaşlığı kısa sürede aşka dönüştü ve çift dünya evine girdi. Bu mutlu evlilikten Sait Ali adını verdikleri bir oğulları dünyaya geldi.
Yeşilçam Klasikleri ve Gazetecilik Yılları
Ergun Köknar, tiyatro sahnelerindeki başarısını beyaz perdeye ve televizyon ekranlarına da taşıdı. Pek çok sinema yapıtında ve televizyon dizisinde rol alarak geniş kitlelere ulaştı. Sadece oyuncu olarak kalmadı, film senaryoları kaleme aldı ve bir sinema projesinde yapım koordinatörlüğü görevini de başarıyla yürüttü. Ancak onu milyonların sevgilisi yapan, Yeşilçam'ın altın çağında hayat verdiği kült karakterler oldu. Kemal Sunal'ın başrolünde oynadığı efsanevi Orta Direk Şaban filmindeki zengin iş insanı 'Adnan Bıçakçı' rolüyle izleyicilerin hafızasında silinmez bir yer edindi. Şener Şen'in başrolünü üstlendiği Milyarder filmindeki 'Dombili' karakteri ise onun sinema kariyerindeki bir diğer unutulmaz zirve noktası oldu.
Sahne ve kamera önündeki yoğun çalışmalarının yanı sıra, Köknar'ın hayatında yazılı basının da çok önemli bir yeri vardı. 1973 yılında Hürriyet gazetesinde çalışmaya başlayarak profesyonel gazetecilik kariyerine adım attı. Hürriyet gazetesinin Kültür Servisi'nde yönetici olarak görev yaparak sanat dünyasının nabzını tuttu. Gazetecilik tutkusunu daha sonra Günaydın ve Yeni Günaydın gazetelerinde sürdürdü. Kalemini son olarak Bizim Gazete ve Dünya Gazetesi'nde oynatan usta yazar, tiyatro ve sinema birikimini okurlarıyla paylaştı. Türkiye'nin ilk gurmelerinden biri olarak kabul edilen usta sanatçı, yemek kültürü üzerine yazdığı yazılarla da bu alanda öncülük etti. 11 Eylül 2000'de İstanbul'da vefat eden Ergun Köknar, sanatçı kimliği, entelektüel birikimi ve basın dünyasına katkılarıyla Türk kültür tarihinin en saygın isimlerinden biri olarak anılmaktadır.
