Türk askeri ve siyasi tarihinin seçkin simalarından biri olan Şükrü Aydındağ, 1883 senesinde İstanbul'un Şehzadebaşı semtinde hayata gözlerini açmıştır. Ömrünün büyük bir bölümünü vatan topraklarının müdafaasına adayan bu kahraman Türk askeri, 27 Haziran 1919'da Aydın şehrini işgalci Yunan kuvvetlerinden geri alarak bölgedeki milli direnişin en önemli önderlerinden biri oldu. Harbiye sıralarından tuğgeneralliğe uzanan şerefli kariyerinde pek çok cephede savaşmış, askeri başarılarının yanı sıra TBMM'nin ilk meclisinde milletvekili olarak da ülkesine hizmet etmiştir. 19 Temmuz 1935'te görevi başındayken hayata veda eden Aydındağ, arkasında kahramanlıklarla dolu şanlı bir miras bırakmıştır.
Harbiye Sıralarından Dünya Savaşı Cephelerine
Genç yaşta askerlik mesleğine gönül veren Şükrü Bey, Mart 1898 tarihinde Harbiye Mektebi'ne kabul edildi. Buradaki eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra, Şubat 1901'de piyade teğmeni rütbesiyle mezun olarak 3. Ordu bünyesinde ilk görev yerine atandı. Burada çetecilere karşı çetin mücadeleler verdi. Bulgar çetelerine karşı gösterdiği gayretler sayesinde rütbesi önce üsteğmenliğe, Kasım 1905'te ise yüzbaşılığa yükseltildi. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dönemindeki en büyük sınavlardan biri olan Balkan Savaşları sırasında cephede ağır şekilde yaralandı.
I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte vatan savunması için yeniden cepheye koşan Şükrü Bey, 10. Fırka bünyesinde Kanal Harekâtı'na dahil oldu. İngilizlere karşı düzenlenen bu harekatın ardından Çanakkale Cephesi'ne sevk edilerek Kerevizdere ve Anafartalar muharebelerinde düşman hatlarına karşı amansız mücadeleler verdi. Temmuz 1915'te Conkbayırı'nda ağır yaralandı. Hastanede yatarken binbaşılığa terfi ettirildi. İyileşir iyileşmez durmaksızın cepheye dönen tecrübeli subay, Kasım 1915'te 2. Fırka emrine atanarak Irak Cephesi'ne hareket etti.
Irak'ta meşhur Kutülamare Kuşatması'nda önemli vazifeler üstlenen Şükrü Bey, buradaki zaferin ardından birliğiyle beraber İran içlerine sevk edildi. Kasr-ı Şirin, Kirmanşah, Hacıabâd ve Esatabâd gibi çetin muharebe alanlarında Rus İmparatorluğu kuvvetlerine karşı kahramanca çarpıştı. Daha sonra Makedonya cephesine gönderildi. Ohri Gölü civarında Fransız birlikleriyle gerçekleşen çatışmalarda alayına önderlik etti. Savaşın son evrelerinde, Mart 1918'de 2. Kafkas Fırkası'nın 6. Alay Komutanlığı görevine getirilerek Batum'a geçti. Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasının akabinde birliğinin dağıtılması üzerine mecburen payitaht İstanbul'a geri çağrıldı.
Milli Mücadele Dönemi ve Aydın'ın Kurtuluşu
Vatan topraklarının işgal edilmesine asla razı olmayan Şükrü Bey, Aralık 1918'de İzmir'deki 17. Kolordu emrine girdi. Haziran 1919'da 57. Fırka'nın 175. Alay Komutanı olarak tayin edildiğinde, bölgede işgalci Yunan güçlerine karşı direniş ateşini yaktı. Tarihler 27 Haziran 1919'u gösterdiğinde, komutasındaki askerlerle birlikte taarruza geçerek Aydın şehrini düşman işgalinden temizledi.
Aydın'ın kaybından sonra mücadelesini siyasi alana taşıyan Şükrü Bey, aynı zamanda yeni kurulan TBMM bünyesinde milletvekili olarak yer almıştır. Parlamento çatısı altında halkın haklarını savunan kahraman subay, Mart 1921'de yarbaylık rütbesine layık görüldü. Buradan terhisle tekrar orduya katıldı. Milletinin egemenlik ve tam bağımsızlık davasına sunduğu bu eşsiz fedakarlık ve üstün gayretlerden ötürü, 21 Kasım 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kırmızı-yeşil şeritli İstiklâl Madalyası ile taltif edildi.
Cumhuriyet Yılları ve Askeri Mirası
Milli Mücadele'nin başarıyla tamamlanıp Cumhuriyet'in ilan edilmesinin akabinde askeri görevlerine ara vermeden devam etti. TBMM'deki ilk yasama dönemi tamamlanınca doğrudan ordu saflarına dönerek bir müddet açıkta bekledi. 1924 yılında göreve geri döndü. Burada alay komutanlığı vazifesini üstlendi. Taktiksel askeri bilgisi ve üstün disipliniyle öne çıkan Şükrü Aydındağ, 1926 yılında albay rütbesini apoletlerine taktı.
Askeri başarı merdivenlerini hızla tırmandı. 1933 yılında tuğgeneral rütbesine terfi ettirilerek onurlandırıldı. Bu rütbeyle birlikte 17. Fırka Piyade Tugay Komutanlığı vazifesine tayin edildi ve yeni Türk ordusunun yapılanmasında etkin roller üstlendi. Hayatının son anına kadar büyük bir sadakat ve disiplinle yürüttüğü bu şerefli görevi esnasında, 19 Temmuz 1935 tarihinde ebediyete intikal etti. Şükrü Aydındağ, cephelerde sergilediği askeri taktik dehasıyla olduğu kadar parlamentodaki dik duruşuyla da Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde ve yeni kurulan cumhuriyetin askeri yapılanmasında kıymetli izler bırakmıştır.
