Türk askeri ve siyasi tarihinin en hareketli dönemlerine tanıklık eden, önemli kararlarda imzası bulunan Zeynelabidin Sıtkı Ulay, hem askeri kimliği hem de sivil yönetimdeki rolleriyle derin izler bırakmış bir isimdir. 1907 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Ulay, Harp Okulu ve Harp Akademisi eğitimlerini başarıyla tamamlayarak Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde uzun yıllar gururla hizmet vermiştir. Türk askeri tarihine Çankaya Köşkü kuşatmasıyla geçen ve 27 Mayıs 1960 askeri darbesinin kilit aktörlerinden biri haline gelen general, sonrasında siyasi arenada da aktif roller üstlenmiştir. Ankara'da 14 Haziran 1997 tarihinde yaşamını yitiren tecrübeli devlet adamı, geride Türkiye Cumhuriyeti'nin dönüşüm sancılarını barındıran zengin bir özgeçmiş bırakmıştir.
Askerî Eğitimden Diplomatik Görevlere: Sıtkı Ulay'ın Ordu Yılları
Genç yaşta adım attığı askeri meslekte disiplinli duruşuyla dikkat çeken Zeynelabidin Sıtkı Ulay, eğitim hayatını Harp Okulu ve ardından Harp Akademisi mezuniyetleriyle taçlandırmıştır. Bu köklü askeri okullarda aldığı stratejik ve taktiksel eğitimler, onun gelecekteki görevlerinde sergileyeceği kararlı duruşun temelini atmıştır. Başarılı askeri kariyeri boyunca yurt içinde ve yurt dışı görevlerinde kritik sorumluluklar üstlenen Ulay, Mısır İhtilali'nin yaşandığı tarihi günlerde Kahire'de askeri ataşe olarak görev yapmıştır. Kahire'deki diplomatik ve askeri temsilciliği sırasında bölgedeki siyasi dalgalanmaları yakından gözlemleme şansı bulmuştur. Bu uluslararası tecrübe, onun jeopolitik bakış açısını da geliştirmiştir. Yıllar süren disiplinli çalışmalarının ve başarılı hizmetlerinin bir sonucu olarak Sıtkı Ulay, 1959 senesinde tuğgeneral rütbesine terfi ettirilmiştir. Bu terfi, onu ordunun üst kademelerinde daha stratejik sorumluluklar almaya hazırlayan en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur.
27 Mayıs Askerî Müdahalesi ve Çankaya Köşkü Kuşatması
Sıtkı Ulay, tuğgeneral rütbesiyle Harp Okulu Komutanlığı görevini sürdürürken Türk siyasi hayatını kökten değiştiren 27 Mayıs 1960 askeri darbesinde başat rollerden birini oynamıştır. Harp Okulu'nun komuta kademesinde bulunmasının getirdiği askeri güçle darbe hareketine fiilen iştirak etmiştir. Müdahalenin en kritik anlarında, emrindeki kuvvetlerle birlikte Çankaya Köşkü'nü kuşatma altına alarak sürecin seyrini belirlemiştir. Bu tarihi eylemin akabinde kurulan Milli Birlik Komitesi içinde yer alan Ulay, 27 Mayıs 1960 tarihinden 25 Ekim 1961 gününe kadar bu en üst düzey askeri konseyin asli üyelerinden biri olarak ülkenin yönetiminde söz sahibi olmuştur. Komitedeki aktif çalışmaları sđrasında askeri ve idari dengeleri gözetmeye gayret göstermiştir. 1961 yılında askeri kariyerinde bir basamak daha tırmanarak tümgeneral rütbesine terfi etmiştir. Dönemin en tartışmalı ve dramatik gelişmelerinden biri olan Yüksek Adalet Divanı yargılamalarında ise kendine özgü vicdani ve hukuki bir duruş sergilemiştir. Mahkemenin sanıklar hakkında verdiği idam kararlarının onaylanması yönündeki oylamalarda aleyhte oy kullanmış, bu kararların uygulanmaması yönünde tavır almıştır.
Senato Üyeliği, Bakanlıklar ve Siyasi Mirası
Milli Birlik Komitesi üyeliğinin sona ermesinin ardından, 27 Mayıs darbesini gerçekleştiren kadronun diğer üyeleriyle birlikte Cumhuriyet Senatosu Tabii Üyesi sıfatıyla parlamentoya girmiştir. 25 Ekim 1961 tarihinde başlayan bu senatörlük görevini, kendi isteğiyle istifa ettiği 11 Aralık 1966 tarihine kadar büyük bir titizlikle sürdürmüştür. Yasama faaliyetlerinin yanı sıra yürütme organında da çok önemli görevler üstlenmiştir.
Cumhuriyet hükümetlerinde üstlendiği bakanlık görevleri şunlardır:
- Ulaştırma Bakanlığı
- Bayındırlık Bakanlığı
- Devlet Bakanlığı
Bu kritik icracı makamlarda bulunarak ülkenin kalkınma hamlelerine, altyapı ve ulaştırma projelerine önemli katkılar sağlamıştır. Bakanlık görevleri esnasında, edindiği askeri disiplin ve organizasyon yeteneğini sivil yönetimin hizmetine sunmuştur. Siyasi hayatından çekildikten sonra sakin bir yaşamı tercih eden devlet adamı, evli ve üç çocuk babası olarak sıcak bir aile hayatına sahipti. Sıtkı Ulay, Türk tarihinin kırılma noktalarından birinde aldığı sorumluluklar, senatodaki çalışmaları ve yürüttüğü bakanlık görevleriyle modern Türkiye'nin idari yapısında kalıcı izler bırakan şahsiyetler arasında yer almaktadır.
