Türk tiyatro ve sinemasının en önemli kadın figürlerinden biri olan Sezer Sezin, 25 Ekim 1929 tarihinde İstanbul'un Eyüpsultan semtinde Mesrure Sezer adıyla hayata gözlerini açtı. Küçük yaşlardan itibaren tiyatroya ilgi duyan sanatçı, 1940 yılında henüz 11 yaşındayken Eminönü Halkevi sahnesinde Kral Oidipus oyununda kralın kızını canlandırarak oyunculuk kariyerine ilk adımını attı. Eğitime ortaokuldan sonra devam etmeyen Sezin, çocukluk yıllarında aldığı bale derslerinin de etkisiyle sahne disiplinini erken yaşta kazandı. 1944 yılında rol aldığı "Hürriyet Apartmanı" adlı sinema filmiyle beyaz perdeye geçiş yaptı ve böylece Yeşilçam'ın efsane isimleri arasına giden kapıyı araladı. Hem güçlü karakter oyunculuğu hem de cesur yapımcılık girişimleriyle Türk sinema tarihine adını altın harflerle yazdıran bu kıymetli aktris, 20 Temmuz 2017 tarihinde yine doğduğu şehir olan İstanbul'da aramızdan ayrıldı.
Sahne Tozundan Beyaz Perdeye Uzanan Yolculuk
Sanatçının beyaz perdedeki ilk deneyimleri 1944 yılındaki başlangıcın ardından ufak rollerle sürdü. 1945 senesinde "Yayla Kartalı" ve "Köroğlu" filmlerinde küçük roller üstlendi. Aynı yıl Balkanlar'ın en büyük revüsü olarak tanıtılan "Atilla Revüsü" bünyesindeki "Bale Grubu"na katılarak dans yeteneğini sergiledi. Sahne tutkusu onu 1946 yılında Vedat Örfi Bengü ile ortaklaşa "Sezer Tiyatrosu"nu kurmaya yöneltti. Bir yıl boyunca Anadolu'yu kapsayan geniş bir turneye çıkan bu tiyatro topluluğu, yaşanan zorluklar nedeniyle 1947 yılında perdelerini kapatmak zorunda kaldı. Ancak bu deneyim, onun oyunculuk azmini kırmadı.
Beyaz perdedeki asıl büyük sıçrayışını 1948 yılında gösterime giren "Damga" filmiyle gerçekleştirdi. Seyfi Havaeri'nin yönetmen koltuğunda oturduğu bu yapımda başrolü Memduh Ün ile paylaştı. Bu dönemin önemli bir detayı da filmin yapımcısı olan Erman Film şirketinin kuruluş safhasında Sezin'in bizzat yer almasıydı. Sanatçının adını geniş kitlelere duyuran esas yapım ise 1949 yılında Lütfi Ömer Akad'ın yönettiği "Vurun Kahpeye" filmi oldu. Bu filmdeki performansı, onu sinema dünyasında zirveye taşıdı.
Şoför Nebahat Efsanesi ve Sinemada Kadın Güçlü Temsili
Lütfi Ömer Akad'ın yönettiği "Tahir ile Zühre" ve "Arzu ile Kamber" filmlerinin Bağdat'taki altı aylık çekim sürecinde rol arkadaşı Kenan Artun ile yakınlaştı. Çift, İstanbul'a dönüşlerinin ardından 1952 yılında hayatlarını birleştirdi. Türk sinemasının gelişimine katkı sunan Lütfi Ömer Akad, Atıf Yılmaz, Semih Evin ve Memduh Ün gibi dahi yönetmenler ilk önemli çıkışlarını Sezer Sezin ile çektikleri yapımlarla elde ettiler. Başarılı oyunculuğu sayesinde 1955 yılında Film Dostları Derneği tarafından "yılın en başarılı kadın oyuncusu" seçildi. Eşi Kenan Artun ve İlham Filmer ile 1956'da "Türk Eksport Film" adında yeni bir yapım şirketi faaliyete geçirdi. Şirket, toplamda üç film üretti. Bu yapımlardan 1959 tarihli "Kıbrıs'ın Belası Kızıl EOKA", Türk sinemasında Kıbrıs meselesini işleyen ilk yapıt oldu. Fakat iki ülke arasındaki diplomatik yumuşama nedeniyle vizyondan erkenden çekildi.
1960 senesinde Metin Erksan'ın yönettiği "Şoför Nebahat" filminde canlandırdığı maskülen karakter, aktrisin tüm kariyerine damga vurdu. Sinemaseverlerin büyük ilgisi neticesinde 1964 ve 1965 yıllarında filmin iki devam halkası daha çekildi. Toplum, onu gerçek adıyla değil, uzun yıllar boyunca bu efsane tiplemeyle andı. Sezin, bir söyleşisinde bu meşhur karakterin fikir babasının Attilâ İlhan olduğunu ifade etmişti. Beyaz perdede her zaman iradeli ve ayakları yere basan güçlü kadın karakterlerine can vermeyi tercih etti. 1963'te İstanbul'da çekilen Fransa, İtalya ve Türkiye ortak yapımı "L'Immortelle" filminde de rol aldı.
Tiyatro Yılları, Yapımcılık ve Sanat Mirası
Sanatçı, 1962 yapımı "Üç Tekerlekli Bisiklet" filmindeki unutulmaz performansıyla 1965 yılındaki İzmir Film Festivali'nde "En Başarılı Kadın Oyuncu" ödülüne layık görüldü. Aynı yıl evlendiği ikinci eşi Üner İlsever ile birlikte Kadıköy İl Tiyatrosu'nu kurarak sahnelere yeniden döndü. Sinema kariyerini 1967 yılında sonlandıran Sezin, 1970'li yılların ortalarında tiyatro sahnesine de veda ederek ticaret hayatına atıldı ve deri sektöründe faaliyet gösterdi. Türk sinemasının gelişimindeki öncü rolü ve eşsiz yeteneği dolayısıyla yaşamının sonraki dönemlerinde birçok prestijli ödüle layık görüldü.
Sanatçının Türk sinemasına bıraktığı derin izler ve kazandığı önemli ödüller şunlardır:
- 1984 yılında düzenlenen 21. Antalya Altın Portakal Film Festivali kapsamında takdim edilen Onur Ödülü,
- 1993 senesinde gerçekleştirilen 12. İstanbul Film Festivali bünyesinde verilen Jüri Onur Ödülü,
- 2008 yılındaki Uluslararası Bursa İpek Yolu Film Festivali töreninde sunulan Sinema Onur Ödülü.
Bu ödüller, Sezer Sezin'in Türk sanat dünyasında bıraktığı silinmez izlerin ve saygın mirasının en somut göstergeleridir.
