Müziğin sınırları aşan evrensel gücünü kendi sesinde birleştiren Fatma Sevinç Tevs, 1928 yılında Tiran'da diplomatik bir çevrede dünyaya gelerek Türkiye'nin ilk caz yorumcusu unvanıyla sanatta çığır açtı. Doğuştan gelen güçlü kontralto vokal yeteneğini konservatuvar eğitimiyle harmanlayan sanatçı, Türk müziğinin makamsal zenginliğini batı caz üslubuyla buluşturarak uluslararası sahnelerde adından söz ettirmeyi başardı. Dünyaca ünlü ses otoritelerinden tam not alan vokalist, 1976 yılının Ekim ayında genç yaşta hayata veda edene dek kütlesel bir hayran kitlesi edindi ve gelecek nesil kadın caz vokalistlerine öncülük etti.
Köklü Aile Bağları ve Konservatuvar Yılları
Fatma Sevinç'in yaşam öyküsü, doğuştan şanslı bir kültür birikimiyle şekillendi. Arnavutluk Cumhuriyeti Türk Büyükelçisi olan babası Mehmet Fuat Abdüsselam ve annesi Fatma Meliha, kızlarının eğitimine büyük önem verdi. Babasının soyu Mısır Türklerine ulaşırken, anne tarafından ise Türk musikisinin anıtsal ismi Hamamizade Dede Efendi'nin soyundan geliyordu. Böylesine güçlü şecereye sahip sanatçının dayısı da tanınmış keman bestecisi Cevdet Çağla'ydı. Kendi ailesinde de bu yetenek zinciri devam etti; ünlü söz yazarı ve besteci Şehrazat'ı dünyaya getirdi.
Eğitim hayatında da müzik hep baş roldeydi. Ankara Devlet Konservatuvarı Şan ve Tiyatro bölümünde eğitim görürken, kardeşi Sevim Tevs ile kurdukları düo ile Ankara Radyosu'nda dinleyici karşısına çıktı. "Sevim ve Sevinç Kardeşler" adıyla yürüttükleri programlarda dönemin sevilen melodilerini seslendirdiler. İngilizce, Fransızca ve İtalyancaya hâkim olan Sevinç, bu dillerde şarkı söyleyebiliyordu. İkilinin kazandığı şöhret kısa sürede İstanbul'a taşındı. 1945 yılında Taksim Belediye Gazinosu ve Saray Sineması'nda verdikleri konserlerle İstanbullu sanatseverlerin beğenisini topladılar. Bir süre sonra Sevim Tevs sahnelere veda edince, yoluna tek başına devam etti.
Tekil kariyerine geçişinden sonra da İstanbul'daki radyo yayınlarını sürdürdü. Bu yayınlarda İsmet Sıral, Zekai Apaydın, Müzisyen Müfit Kiper, Nejat Cendel, Hrant Lüsigyan, Selçuk Sun ve Muvaffak Falay gibi ünlü saz üstatları kendisine eşlik etti. Konservatuvardaki eğitimini tamamlamasının ardından ise İbrahim Özgür Orkestrası bünyesinde sahne almaya başladı. Bu süreçte ilk yurt dışı tecrübesini de Yunanistan sınırlarında gerçekleştirdi.
New York'ta Birincilik Kürsüsü ve Cazın Zirvesi
Sanatçının mesleki kariyerindeki en büyük dönüm noktası 1948 yılında gerçekleştirdi. Amerika Birleşik Devletleri'ne giden vokalist, New York Caz Festivali'nde sahne alarak müzik dünyasını súrsan bir başarıya imza attı. Aile dostları olan ve gelecekte tam 12 adet Grammy ödülü kazanacak olan Arif Mardin'in imzalı eseri "Longing For You"yu seslendirdi. Bu performansıyla festivalden birincilik ödülüyle döndü. Yarışmanın ikinciliğini ise efsanevi caz yıldızı Sarah Vaughan elde etmişti. Bu tarihi zafer, Türk cazının uluslararası rüştünü kanıtladı.
Türkiye'ye döndüğünde de başarı rüzgarı dinmedi. 1949 yılında müzisyen İlham Gencer ile İstanbul Radyosu'nda radyo programları yapmaya başladı ve halktan büyük bir ilgi gördü. Bu doğal yetenek, klasik Türk Sanat Müziği alanında da tam bir deryaydı. Dedesi Hamamizade Dede Efendi'nin kültürel mirasını taşıyan sanatçı, Türk sanat müziğinin tüm klasik eserlerini ezbere biliyordu. Profesyonel eleştirmenlerin ve müzik otoritelerinin de dikkatinden kaçmayan bu kontralto ses için o dönem şu nitelemeler yapılmıştı:
- "Caz Söylemek İçin İdeal" bir tonlama,
- "20. Yüzyılın En Güçlü Seslerinden Biri" olarak kabul gören vokal yeteneği,
- Evrensel düzeyde kabul gören karakteristik bir tını.
Dünya Sahnelerinde İlk Türk Caz Rüzgarı
Uluslararası kariyerinde birçok ilke imza attı. İngiliz yayın kuruluşu BBC ile Almanya-Berlin Televizyonu'na çıkan ilk Türk sanatçı oldu. 1950'li yıllarda ününü pekiştirerek Amerika ve İngiltere'de uzun süreler çalıştı. Konser verdiği ülkeler arasında İtalya, İsviçre, Yunanistan, İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Mısır ve Fransa yer alıyordu. Mısır'da sahne aldığı bir gece kulübünde efsanevi Fransız vokalist Edith Piaf ile karşılaştı. Piaf, sanatçıya hayranlığını gizlemeyerek coşkuyla kendisini tebrik etti. 1968 yılına gelindiğinde ise Apollonia Şarkı Yarışması'na değerli besteci Selmi Andak'ın "Ve Ben Yalnız" eseriyle katıldı.
Tevs, cazın kökeninin Amerika veya Afrika olmasından ziyade evrensel bir yorumlama biçimi olduğunu savunuyordu. Ona göre herhangi bir ülkenin ezgileri, cazın öz tınılarıyla birleştirilerek özgün bir caz eserine dönüştürebilirdi.
Bu muazzam kariyer, amansız bir hastalıkla yarıda kaldı. Kanser teşhisi konulan büyük vokalist, 1976 yılının 24 Ekim günü 48 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ölümünün ardından kendisinin hatırasına Türk Kalp Vakfı yararına iki şarkılık özel bir plak basıldı. Ses kayıtları bugün TRT ve BBC özel arşivlerinde önemli yer tutmaktadır. 2009 yılında düzenlenen İKSV Caz Festivali, hem kendisinin hem de kardeşi Sevim Tevs'in mirasını onurlandırmak adına gıyaplarında bir Yaşam Boyu Başarı Ödülü takdim etti.