Muzaffer Tema, 15 Haziran 1919'da İstanbul'da dünyaya geldi. Türk sinema tarihinde özel bir yere sahip olan Tema, Hollywood yapımlarında rol alan ilk Türk oyuncu olma unvanını taşır. Sahne hayatı bir tesadüfle başladı; müzisyen babasının yönlendirmesiyle girdiği İstanbul Belediye Konservatuarı'nda flüt, keman ve piyano öğrendi. Asıl hayali askerlik olsa da müzik onu farklı bir yola soktu.
Müzikten Sinemaya Uzanan Yol
Konservatuarı bitiren Tema, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası sınavlarını kazanarak Ankara'ya geçti. Ankara Devlet Konservatuarı bünyesinde sekiz yıl boyunca çalıştı. 1948'de İstanbul'a döndükten sonra Tepebaşı gazinosunda verdiği bir konser, hayatının rotasını kökten değiştirdi. Salon dolusu izleyici arasında sinemacılar da vardı; Tema'nın sahnedeki varlığını fark eden yapımcılar ona film teklif etti.
1949'da Çığlık ile beyazperdeye adım attı, aynı yıl Uçuruma Doğru'da Nevin Akkaya ve Talat Artemel ile birlikte göründü. Avrupai çizgileri kısa sürede onu sektörün gözdesi yaptı. 1951'de Yıldız Dergisi okuyucu anketinde hem Dudaktan Kalbe en iyi film seçildi hem de Tema en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı. Türk sinemasının ilk romantik jönü olarak tarihe geçti.
Hollywood Macerası ve Dünya Yıldızlarıyla Yollar
1956'da her şeyini satıp Los Angeles'a yerleşti. Paramount'un New York ofisine başvurdu; ancak kapılar uzun süre açılmadı. Kırılma noktası bir kokteylde geldi: prodüktör Sukuras ile tanışması, ona iki uluslararası film kazandırdı. Certain Smile (Acı Tebessüm, 1958) ve Twelve to the Moon (Aya Giden 12 Adam, 1960) Türkiye'de de gösterime girdi.
Yıllarca adını andığı o dönemde Cary Grant, Gary Cooper, Robert Mitchum ve Marilyn Monroe gibi isimlerle aynı ortamları paylaştı. Natalie Wood ve Robert Wagner ile arkadaşlık kurdu; bir benzeyiş nedeniyle dikkat çektiği Alan Ladd ile de tanışma fırsatı buldu. Hollywood'da Drama School'da oyunculuk eğitimini sürdürürken, Los Angeles'taki Cumhuriyet Balosu'nda Zsa Zsa Gabor ile kısa süreli bir yakınlık yaşadığı da bilinir.
Babasının hastalanması üzerine 1959'da Türkiye'ye döndü. Babasını bir hafta sonra kaybeden Tema, bir daha Hollywood'a gitmeyi düşünmedi ve İstanbul'da kalarak 1977'ye dek pek çok filmde rol aldı. Kanun Namına, İngiliz Kemal Lawrence'a Karşı, Buruk Acı, Damga, Kahveci Güzeli, Kırık Merdiven, Milyonerin Kızı bu dönemin akılda kalan yapıtları arasında sayılır.
Dönüş, Son Yıllar ve Miras
1978'de beşinci evliliğinden doğan oğlu Alper Tema'yı (d. 1966) yanına alarak yeniden Los Angeles'a taşındı. 1985'te tanıştığı İnci Tema ile evlendi. 2000 yılına dek Kaliforniya'da kalan Tema, son on yılını İzmir'in Çeşme ilçesinde eşiyle geçirdi. 2009'da Bursa İpek Yolu Film Festivali, ona Yaşam Boyu Onur Ödülü verdi.
Muzaffer Tema, 4 Ekim 2011'de Çeşme'de 92 yaşında hayatını kaybetti. Müzikle başlayıp Hollywood'a uzanan ve Türk sinemasının romantik dönemini şekillendiren olağandışı bir biyografi bıraktı geride.
