Türk sosyalist hareketinin en köklü ve sarsılmaz figürlerinden biri olan Sevim Belli, 27 Nisan 1925 tarihinde İstanbul'da dünyaya gözlerini açtı. Hem hekimlik hem de yazarlık kimliğiyle ülkenin siyasi ve entelektüel tarihine derin izler bırakan Belli, inançları uğruna ödediği ağır bedeller ve verdiği zorlu mücadelelerle dolu 99 yıllık yaşamını 24 Şubat 2025'te yine doğduğu şehirde tamamladı. Kendisi sadece bir dava insanı değil, aynı zamanda dünya görüşünü kitlelerle paylaşmak amacıyla çok sayıda klasik eseri dilimize kazandırmış üretken bir çevirmendi. Hayatı boyunca sürgünleri, hapisleri ve yasakları göğüsleyen bu aydın kadın, Türkiye'nin yakın siyasi geçmişinin en önemli tanıklarından biri olmayı başardı.
Nazım Kalkavan Yalısı'ndan Tıp Fakültesine
Sevim Belli, çocukluk ve gençlik yıllarını dönemin oldukça saygın ve varlıklı ailelerinden birinin çatısı altında geçirdi. Ünlü yazar, emniyet müdürlüğü yapan İsmail Hakkı Tarı ile Ayşe Tarı'nın kızı olup, Rizeli armatör Rıza Kalkavan'ın torunuydu. Ayrıca, babası İsmail Hakkı Tarı'nın 1924 ile 1947 yılları arasında serkomiserlik ve emniyet müdürlüğü yapmış olması, onun erken yaşta geniş bir çevreyle karşılaşmasını sağladı. Çocukluğunu Beylerbeyi semtindeki Nazım Kalkavan Yalısı'nda geçiren Belli, erken yaşlardan itibaren toplumsal sorunlara ilgi duymaya başladı. Akademik başarısını hekimlikle taçlandıran Belli, 1949 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Daha sonra Paris'e geçerek uzmanlık eğitimine başladı.
Berlin'de Nâzım Hikmet ile Karşılaşma ve Tarihi Tevkifat
Paris'teki eğitimi sırasında sol siyasi çevrelerle ilişkilerini derinleştiren hekim, 1951 yılının Ağustos ayında yaşamının dönüm noktalarından birini yaşadı. Berlin'de düzenlenen 3. Dünya Gençlik ve Öğrenci Festivali'ne katıldığı sırada büyük şair Nâzım Hikmet ile tanışma şansı buldu. Nâzım Hikmet ile gerçekleştirdiği bu tarihi görüşmenin ardından, Türkiye Komünist Partisi'nin yurt dışındaki lider kadrosu ile yurt içindeki yeraltı örgütlenmesi arasında son derece gizli ve hayati bir kuryelik görevi üstlendi. Gizli kuryelik görevini gönüllüce üstlenen genç doktor, memlekete döndükten sonra tekrar Fransa'ya hareket etmek üzereyken yakalandı. Üzerinde ele geçirilen 36 sayfalık rapor, partinin liderlerinden Şefik Hüsnü Deymer ve Reşat Fuat Baraner'in kendisinden istediği yazılı faaliyet raporuydu. Bu kritik belgenin yakalanmasıyla meşhur 1951 Tevkifatı resmen başladı.
Cezayir Sürgünü, Siyasi Ayrışmalar ve Edebi Mirası
Komünistlikten hüküm giyen hekimlerin mesleğini yapması yasaklandığı için Sevim Belli de Türkiye'de çalışamaz duruma geldi. Bu engeli aşmak amacıyla, sömürgecilik karşıtı mücadelesini yeni tamamlamış olan Cezayir'e gitmeye karar verdi. 1964 yılında çocuklarını da yanına alarak yurt dışına çıktı. Cezayir'de doktorluk yaparak devrimin taze soluğunu soludu. 1966 yılında ülkesine dönen Belli, Türkiye İşçi Partisi yönetiminin Sosyalist Devrim tezine karşı Millî Demokratik Devrim tezini savunan muhalefet hareketi içinde yer aldı. Bu süreçte Marksist klasiklerin Türkçe çevirilerini yaptı. 12 Mart askeri müdahalesi döneminde tekrar tutuklanan yazar, parmaklıklar ardında tam 3 yıl geçirdi. 14 Ekim 1979'daki senato seçimlerinde Tokat bağımsız senatör adayı olarak sandığa girdi. 12 Eylül Darbesi'nin ardından bir kez daha yurt dışına çıkmak zorunda kaldı. Fırtınalı hayatını ve yaşadığı zorlukları kağıda dökmekten çekinmedi. Tüm bu anılarını Boşuna Mı Çiğnedik adını verdiği otobiyografik kitabında topladı.
Sevim Belli'nin çok yönlü yaşamında öne çıkan temel mücadele alanları şunlardır:
- Hekimlik ve Sağlık Hizmetleri: Zorlu sürgün koşullarında ve devrim sonrası Cezayir'de hekimlik yaparak insanlığa hizmet etmesi.
- Marksist Çeviriler ve Edebi Katkı: Sol klasiklerini Türkçeye kazandırarak toplumsal bilincin gelişmesine öncülük etmesi.
- Siyasi Kuryelik ve Örgütlü Mücadele: TKP bünyesindeki kuryelik görevleri ve darbe dönemlerinde dahi sürdürdüğü tavizsiz duruşu.
Mihri Belli ile Ortak Bir Yaşam ve Veda
Siyasi mücadelenin yanı sıra özel hayatı da bu dava ile iç içe şekillendi. 1957 yılında cezaevindeyken TKP yöneticilerinden Mihri Belli ile hayatını birleştirdi. Eşinin 16 Ağustos 2011'deki vefatıyla bu ortak yaşam son buldu. Hayatının son dönemine dek inançlarından taviz vermeyen Sevim Belli, 24 Şubat 2025 günü 99 yaşında yaşama veda etti. Şişli Camii'nde düzenlenen törenin ardından Feriköy Mezarlığı'na defnedildi.