1989 yılında Eskişehir'de dünyaya gelen Semih Özakça, 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl (OHAL) sürecinde çıkarılan 675 sayılı KHK ile ihraç edilen ve işine dönmek amacıyla Ankara'da uzun soluklu bir açlık grevi eylemi başlatan Türk öğretmen ve aktivisttir. Mardin'in Mazıdağı ilçesinde bulunan Cumhuriyet İlkokulu'nda sınıf öğretmenliği yapan Özakça, mesleğinden ihraç edilmesinin ardından sesini duyurmak ve hak aramak amacıyla başkentin merkezinde eylemlere katılmıştır. Benzer şekilde işini kaybeden akademisyen Nuriye Gülmen ile birlikte hareket eden eski öğretmen, demokratik tepkisini açlık greviyle sürdürerek Türkiye kamuoyunun gündemine oturmuştur.
KHK İhracı ve Yüksel Caddesi Eylemleri
Sınıf öğretmeni olarak görev yaparken 29 Ekim 2016 tarihinde mesleki kariyeri sekteye uğrayan Semih Özakça, kararnamenin ardından Ankara'ya gelmiştir. Yüksel Caddesi üzerinde yer alan İnsan Hakları Anıtı önünde 23 Kasım 2016 tarihinde protesto eylemlerine başlamıştır. Bu süreçte Nuriye Gülmen ile birlikte açlık grevine başlamıştır. Direniş boyunca ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşan Özakça'nın vücut ağırlığı süreç içinde 86 kilodan 45 kiloya kadar gerilemiştir. Bu sırada OHAL Komisyonu itiraz başvurusunu incelemiştir. Komisyonun ret yönünde karar bildirmesi üzerine Semih Özakça, 26 Ocak 2018 tarihinde bu eylemine resmen son vermiştir.
Hukuki Süreçler ve Mahkeme Kararları
Eylemcilerin cezaevinde bulunması üzerine avukatları, sağlık gerekçeleriyle tahliye edilmeleri için Anayasa Mahkemesi'ne 22 Haziran 2017'de başvuruda bulunmuştur. Yüksek mahkeme ise bu talebi oy birliğiyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde, tutukluluk durumunun yaşamı tehdit eden acil bir tehlike oluşturmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca cezaevindeki hastanenin tüm ihtiyaçları karşıladığı bildirilmiştir. Aynı talep Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne de taşınmıştır. AİHM, 2 Ağustos 2017'de tedbir talebini reddederek taraflara açlık grevini sonlandırma çağrısında bulunmuştur. Hekim Şebnem Korur Fincancı, hazırladığı 32 sayfalık sağlık raporunun kararda dikkate alınmamasını sosyal medya üzerinden eleştirmiştir. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 20 Ekim 2017 tarihinde Özakça'nın elektronik kelepçe takılması koşuluyla tahliyesine karar vermiştir. Özakça, davanın altıncı duruşmasında tüm suçlamalardan beraat etmiştir.
Siyasi Tartışmalar ve İddialar
Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 25 Mayıs 2017'de Semih Özakça ve Nuriye Gülmen'in yasa dışı DHKP-C örgütüyle organik ilişkileri bulundığunu öne sürmüştür. Bakanın iddialarına yanıt gecikmemiş ve savunma avukatı Selçuk Kozağaçlı, Semih Özakça ile eylem arkadaşının adli sicil kayıtlarının tamamen temiz olduğunu gösteren resmıî evrakları sosyal medyadan paylaşarak iddiaları yalanlamıştır. Bakanlık ise konuyla ilgili 54 sayfalık kapsamlı bir kitapçık yayımlayarak Özakça hakkında devam eden çeşitli davaları ve suçlamaları listelemiştir. Kitapçıkta eski öğretmen hakkında şu iddialara yer verilmiştir:
- Silahlı terör örgütü üyeliği
- Kamu malına zarar verme
- Kasten yaralama ve propaganda yapma
Cumhuriyet gazetesi ise kitapçıkta yer alan ve kesinleşmemiş olan bu davaların hukuki kanıt sayılamayacağını savunmuştur. Bu iddialar ve savunmalar, Türkiye'de uzun süre hukuk ve insan hakları ekseninde tartışılmıştır.
