İstanbul'un tarihi sokaklarında, 15 Ocak 1958 tarihinde dünyaya gözlerini açan Semiha Yankı, sirk cambazlığıyla geçinen bir ailenin kızı olarak hayata adım attı. Henüz çocuk yaşlardayken büyük bir aile trajedisiyle yüzleşen genç kız, sirkte ip cambazlığı yapan sevgili ağabeyinin yirmi üç yaşında trapezden düşerek vefat etmesiyle derinden sarsıldı ve bu durum onun tüm hayatını değiştirdi. Bu acı kaybın ardından, ailesinin sirk yaşantısından uzaklaşarak rotasını müzik dünyasına çevirdi. Annesinin büyük desteğini arkasına alan Yankı, henüz on dört yaşındayken sahnelere adım atarak sesinin gücünü dinleyicilerle buluşturmayı başardı. Ünlü söz yazarı Ülkü Aker'in kendisindeki yeteneği keşetmesiyle birlikte profesyonel kariyerinin kapıları aralanmış oldu.
Sirk Işıklarından Sahneye Uzanan Aile Bağları
Genç ses sanatçısının aile kökenlerine daha yakından bakıldığında, son derece zengin ve kültürel bir çeşitlilik hemen göze çarpmaktadır. Baba tarafı Selanik göçmeni olan yorumcunun, anne tarafı ise Trabzon'a dayanmaktadır. Öte yandan, başarılı sanatçının aile bağları da Türk sanat dünyasının duayen isimleriyle kesişmektedir. Yankı'nın annesinin dayısının oğlu, Türk resim ve edebiyat dünyasının duayen isimlerinden Bedri Rahmi Eyüboğlu'dur. Bu köklü bağlar, genç yaştaki sanatçın estetik algısını ve duygu dünyasını derinden beslemiştir. Sadece ebeveynleri değil, ailenin diğer önemli üyeleri de o yıllarda gösteri dünyasının tam merkezinde yer almaktaydı. Nitekim ablası Hamiyet Yankı, döneminin tanınan bir mankenidir. Öte yandan Hamiyet Yankı, dönemin ünlü sinema yapımcılarından İrfan Atasoy ile görkemli bir evlilik gerçekleştirmiştir. Sirk cambazlığından mankenliğe ve sinema yapımcılığına kadar uzanan bu son derece hareketli aile ortamı, genç yeteneğin sahne tozunu çok küçük yaşlarda yutarak kendi geleceğini şekillendirmesini fazlasıyla kolaylaştırdı.
Eurovision Serüveni: Tarihi Şans ve Unutulmaz Gece
Profesyonel müzik serüvenine hızlı bir başlangıç yapan Semiha Yankı, dönemin en nüfuzlu isimleriyle çalıştı. Yaşar Kekeva'nın yapımcılığında özenle hazırlanan ilk plağı, onun müzik dünyasındaki yerini kısa sürede sağlamlaştırmıştır. Kariyerinin bu kritik eşiğinde, menajerliğini ünlü organizatör Erkan Özerman üstlenmiştir. Genç şarkıcı, 1974 yılında dinleyicilerin beğenisine sunulan 'Benim Dünyam' ve 'Sen de Bizdensin' adlı eserlerle adından söz ettirmeyi başardı. Bu çıkışın hemen ardından, 1975 yılında 'Mutlu Olmak İstiyorsan' ile 'Seninle Bir Dakika' çalışmalarını müzikseverlerle buluşturdu. Plaklar kısa sürede büyük ilgi görerek radyolarda sıkça çalınmaya başladı.
Tarihler 1975 yılını gösterdiğinde, Türkiye ilk kez katılacağı Eurovision Şarkı Yarışması için hummalı bir hazırlık içindeydi. Semiha Yankı, ulusal seçmelere Kemal Ebcioğlu'nun bestelediği 'Seninle Bir Dakika' isimli unutulmaz eserle katıldı. Kemal Ebcioğlu, ünlü müzisyen Fecri Ebcioğlu'nun oğludur. Yarışmanın Türkiye finalleri son derece çekişmeli geçti. Dönemin sevilen sesleri Ali Rıza Binboğa ve Yeliz de bu büyük yarışta sahne alan isimler arasındaydı. Seçmelerin son anlarında yaşanan nefes kesici oylama sonucunda, Semiha Yankı'nın seslendirdiği o muhteşem parça ile Atilla Özdemiroğlu imzası taşıyan 'Delisin' adlı neşeli eser tam olarak aynı puanı alarak birinciliği paylaştı. Cici Kızlar grubunun seslendirdiği bu neşeli şarkıyla puanlar eşitlenince, temsilciyi belirlemek için kura çekimine gidildi. Gruba üye olan Bilgen Bengü'nün çektiği kura sonucunda şans, Semiha Yankı'nın yüzüne gültü. Büyledir ki Stockholm yolculuğu kesinleşmiş oldu.
Siyasetin Gölgesinde Stockholm Yarışması ve Mirası
İsveç'in başkenti Stockholm'de düzenlenen büyük finalde ülkemizi temsil eden Semiha Yankı, sahnede performans sergiledi. Ancak yarışma gecesi puan tablosu beklentilerin uzağında kaldı. Türkiye, gecenin sonunda sadece Monaco'dan aldığı 3 puanla yarışmayı son sırada tamamladı. Müzik otoriteleri ve tarihçiler, alınan bu olumsuz sonucu tamamen dönemin politik atmosferine bağlamaktadır. Zira yarışmadan kısa bir süre önce Türkiye Cumhuriyeti, Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştirmişti. Uluslararası arenadaki bu gergin siyasi iklim, ne yazık ki şarkının hak ettiği puanları almasını engelledi. Ancak bu haksız puanlama, eserin kalbimizdeki yerini sarsmaya yetmedi.
Yaşanan bu talihsiz Eurovision deneyimi, Semiha Yankı'nın müzikal kariyerini sekteye uğratmaya yetmedi. Aksine, sanatçı sonraki yıllarda da müzikal üretkenliğini ve sahne çalışmalarını ara vermeden sürdürdü. Tüm bu süreç boyunca Türk halkının kalbinde taht kuran değerli yorumcu, sahnelerden ve dinleyicilerinden hiçbir zaman uzak kalmadı. 'Seninle Bir Dakika' ise aradan geçen onca yıla rağmen eskimeyen, her kuşak tarafından ezbere bilinen bir klasik haline geldi. Türkiye'de Eurovision denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olmayı sürdüren Yankı, hem hüzünlü hikayesiyle hem de güçlü sesiyle pop müzik tarihimizin altın sayfalarında parıldamaya devam ediyor.