Türk düşünce dünyasının en özgün isimlerinden biri olan felsefeci, çevirmen ve yazar Abdullah Selahattin Hilav, 1928 yılında İstanbul'un tarihi semtlerinden Fatih'te dünyaya gözlerini açtı. Üniversite eğitiminin ardından Paris'te Sorbonne Üniversitesi'ndeki çalışmalarıyla felsefi derinliğini pekiştiren Hilav, Batı düşüncesini Türkiye'ye aktararak yerli felsefe dilinin inşasında öncü bir rol üstlendi. Eserleri, çevirileri ve teorik yazılarıyla entelektüel birikimimize yön veren yazar, 12 Mayıs 2005'te yine doğduğu şehir olan İstanbul'da, 77 yaşında aramızdan ayrıldı.
Kökenleri, Çocukluk Yılları ve Aile Yapısı
Abdullah Selahattin Hilav'ın babası, İran Kürtlerinden olan ve daha sonra İstanbul'a göç eden Muhammed Mihrî Bey'dir. Muhammed Mihrî Bey, İstanbul'da 1920 yılında Kafkas göçmeni Şaziye Hanım ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten dünyaya gelen Selahattin Hilav'ın Necmettin adında bir erkek kardeşi ile Lamia, Süheyla ve Leyla adlarında üç kız kardeşi bulunuyordu. Ülkemizde 1934 yılında yürürlüğe giren Soyadı Kanunu ile birlikte aile, Kürtçede "ışık", "ateş" veya "alev" gibi anlamlar taşıyan Hilav soyadını aldı. Babası Muhammed Mihrî Bey, Said Nursi'nin de avukatlığını üstlenen, ülkemizin ilk diplomalı avukatları arasındaydı.
Eğitim Hayatı ve Sorbonne Yılları
Selahattin Hilav'ın eğitim serüveni, İstanbul'un tarihi muhitlerinde geçti. Önce Çarşamba İlkokulunu ve ardından Karagümrük Ortaokulunu bitiren yazar, lise eğitimini 1946 senesinde İstanbul Erkek Lisesi'nde tamamladı. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne girdi ve 1950 yılında bu bölümden mezun oldu. Felsefe alanındaki bilgisini derinleştirmek için Fransa'ya gitmeye karar veren Hilav, 1954-1958 yılları arasında Paris'te yer alan Sorbonne Üniversitesi'ndeki felsefe derslerini yakından takip etti.
Yurda Dönüş ve Yayıncılık Kariyeri
Fransa'daki felsefe eğitiminin ardından 1958 yılında ülkeye dönen Selahattin Hilav, hemen o yıl Jean-Paul Sartre'dan Türkçeye çevirdiği Bulantı adlı eseri yayımlayarak büyük bir başarı elde etti. Bu çeviri, ülkemizde varoluşçuluğun tanınmasında önemli bir eşik oldu. Hayatı boyunca çeşitli yazar, düşünür ve felsefecilerin kitaplarını dilimize kazandırdı. Bunlar arasında Oscar Wilde, Jaroslav Hasek, Gerard de Nerval, Friedrich Engels, Karl Marx, Denis Diderot, Jean le Rond d'Alembert, Arthur Schopenhauer, Sigmund Freud, Roger Garaudy, Michel Foucault ve Alexandre Kojève gibi dünya çapında ünlü isimler vardır.
Meslek yaşamında yalnızca çevirmenlikle yetinmeyen Hilav, birçok gazete ve yayınevinde de aktif görevler aldı. Türkiye'nin en bilinen ansiklopedik yayınlarından olan Meydan Larousse ve Büyük Larousse sözlük ve ansiklopedilerinde uzun süre redaktör olarak çalıştı. Felsefe alanındaki birikimini yayıncılık dünyasına da yansıtan yazar, Yazko Felsefe Dergisi'nde yöneticilik yaptı. Dergi ve gazetelerde yayımlanan inceleme ve eleştirileriyle felsefe terimlerinin Türkçeye yerleşmesine öncülük etti.
Telif Eserleri ve Türk Felsefesine Katkıları
Selahattin Hilav, sadece çevirileriyle değil, aynı zamanda telif ettiği özgün inceleme ve araştırmalarıyla da tanınır. Ülkemizde felsefenin ve teorik konuların anlaşılıp öğrenilmesine açıklayıcı yazılarıyla öncülük eden yazarın deneme ve incelemeleri pek çok ünlü dergide yer buldu. Bu yayınlar arasında Ataç, Eylem, Yeni Ufuklar, Türkiye Defteri, Yazko Felsefe, Yelken, Değişim, Yön, Sosyal Adalet, Papirüs ve Adam Sanat gibi dönemin önde gelen mecraları yer almaktadır. Felsefeci ve denemeci olarak farklı dergilerde yayımlanan eleştiri ile makalelerini daha sonra Edebiyat Yazıları ve Felsefe Yazıları adlı kitaplarında topladı.
Yazarın telif ettiği diğer önemli yapıtlar ise şunlardır:
- Gerçeküstücülük (1962)
- Toplumculuk ve İnsan Problemleri (1966)
- Diyalektik Düşüncenin Tarihi (1966)
- 100 Soruda Felsefe El Kitabı (1970)
- Felsefe Yazıları (1993)
Bu eserler, Türk felsefe literatürünün ve kavramsal dünyasının zenginleşmesinde halen büyük bir öneme sahiptir.
