Asıl adı Samuel Agop Uluçyan olan ve sinemaseverlerin Sami Hazinses olarak tanıdığı usta sanatçı, Diyarbakır'ın Hançepek mahallesinde dünyaya gözlerini açtı. Usta sanatçı, 1925 yılında doğdu. Küçük yaştan itibaren hayata atılan sanatçı, ilkokul eğitimini tamamladıktan hemen sonra çalışıp geçimini sağlamak amacıyla İstanbul'un yolunu tuttu. Sanat dünyasına adım atarak 330'dan fazla film ve dizide yardımcı roller üstlenen değerli oyuncu, canlandırdığı komik karakterlerle izleyicilerin kalbinde silinmez izler bıraktı. Oyunculuk kariyerindeki eşsiz yeteneğini müzik dünyasına da taşıyan usta isim, unutulmaz besteleri ve güfteleriyle de tanınan bir sanatçı haline geldi. Hazinses, yaşamının son döneminde sağlık sorunları ile mücadele ettikten sonra 2002 senesinde aramızdan ayrıldı.
Sinemaya İlk Adım ve Beyaz Perdedeki Yükselişi
Genç yaşta geldiği İstanbul'da geçim mücadelesi verirken sinema dünyasıyla tanışan Samuel Agop Uluçyan, 1953 senesinde profesyonel oyunculuk kariyerine ilk adımını attı. Yönetmenliğini Mahir Canova'nın üstlendiği "Kara Davut" adlı sinema filmindeki performansıyla kamera karşısına geçen oyuncu, bu tarihi yapımda Cüneyt Gökçer, Atıf Kaptan ve Muhterem Nur gibi dönemin dev isimleriyle birlikte çalışma fırsatı buldu. Bu ilk deneyiminin hemen ardından beyaz perdede sergilediği son derece doğal ve samimi oyunculuk yeteneğiyle dikkat çeken sanatçı, sektördeki yapımcıların ve yönetmenlerin kısa sürede güvenini kazandı. Zaman içinde canlandırdığı roller giderek büyüdü. Hazinses soyadıyla Yeşilçam'ın aranan komedi yüzlerinden biri oldu. Sinemaseverlerin zihninde yer eden o kendine has mimikleri ve sevimli tarzıyla, Türk sinema tarihinin en çok sevilen yardımcı oyuncuları arasına ismini yazdırdı.
Müziğe Adanmış Bir Ömür ve Unutulmaz Eserler
Sami Hazinses, kameraların önündeki başarısını sadece oyunculukla sınırlamadı; aynı zamanda ruhundaki melodileri notalara dökerek Türk müziğine ölüzsüz eserler armağan etti. Hem bestekar hem de söz yazarı kimliğiyle tanınan sanatçı, duygu derinliği yüksek pek çok esere imza attı. Sanatçının "Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm" adlı nadide eseri, Türk sanat müciğinin efsanevi sesi Zeki Müren tarafından başarıyla seslendirildi. Bunun yanı sıra halkın dilinden düşmeyen ve klasikleşen "Derdimi Kimlere Desem (Dinleyin Beni Dağlar)" isimli bestesi, Müslüm Gürses ile İbrahim Tatlıses başta olmak üzere Türkiye'nin pek çok usta yorumcusunun repertuarında baş köşede yer aldı. Söz ve besteleriyle dinleyicilerin ruhuna ve kalbine dokunan sanatçı, müzikal alandaki yeteneğiyle Yeşilçam'daki eşsiz başarısını taçlandırmış oldu.
Türk sanat dünyasında bıraktığı derin izlerle tanınan usta ismin öne çıkan sanatsal başarıları şunlardır:
- 330'dan fazla sinema filmi ve televizyon dizisinde üstlendiği unutulmaz yardımcı komedi rolleri,
- Zeki Müren gibi büyük bir sesin yorumladığı 'Bir Dilbere Müpteladır Deli Gönlüm' güfte ve bestesi,
- Müslüm Gürses ve İbrahim Tatlıses başta olmak üzere birçok dev sanatçı tarafından seslendirilen klasikleşmiş 'Derdimi Kimlere Desem (Dinleyin Beni Dağlar)' şarkısı.
Son Yılları ve Sanatçının Vedası
Hayatının son dönemlerinde daha sakin ve sessiz bir hayatı tercih ederek yalnızlığa çekilen usta sanatçı, Göztepe Semiha Şakir Huzurevi'nde yaşamını sürdürmekteydi. Yaşlılığa bağlı şeker ve tansiyon rahatsızlıkları yaşayan Hazinses, bu hastalıkların getirdiği sağlık sorunlarının ağırlaşması üzerine Üsküdar'da bulunan Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne sevk edildi. Burada doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayan değerli oyuncu, 23 Ağustos 2002 tarihinde İstanbul'da 76 yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Büyük ustanın vefatı sanat camiasında derin bir üzüntüyle karşılandı. Kadıköy Surp Takavor Kilisesi'nde gerçekleştirilen dini cenaze töreninin ardından, sevenleri ve dostlarının duaları eşliğinde Kadıköy Ermeni Mezarlığı'na defnedilerek son yolculuğuna uğrandı. Yeşilçam sinemasına ve klasik Türk müziğine adanmış bu koca çınar geride yüzlerce sinema filmi, unutulmaz dizi karakterleri ve ölüm süz nağmeler bıraktı.
