Melodilerle Dolu Bir Çocukluk ve İlk Meşkler
Rumeli göçmeni berber babası İsmail Efendi, Laleli'de hem berberlik yapıyor hem de sazlı bir kıraathane işletiyordu. Dükkanının arkasındaki Lütfipaşalılar meşhanesinde Şekerci Cemil Bey, Hafız İsmail, Kemani Tatyos Efendi, Ahmet Rasim ve Kanuni Şemsi Bey gibi dönemin ustaları meşk ederdi. Bu sanatkarların arasında musiki zevkini tadan küçük Sadi'ye bir keman hediye edildi. Altı ya da yedi yaşlarındayken herhangi bir nota eğitimi almadan pratik olarak keman çalmaya başlayan yetenekli çocuk, henüz sekiz yaşındayken babasının kıraathanesindeki saz heyetine katılabilecek olgunluğa erişti. Eğitimine Gülşen-i Maarif ve Vefa Lisesi'nde devam eden Işılay, on iki yaşında Muallim İsmail Hakkı Bey'in kurduğu Musiki Osmani cemiyetine girdi. Şehzade Dr Ziyaettin Efendi'den özel dersler alırken, Tanburi Cemil Bey ile Bestenigâr Ziya Bey'den fasıl müziği öğrendi. Sanatçı, 1911'de Sultan Mehmet Reşat'ın Rumeli seyahatindeki Selanik konserinde yer aldı.Dünya Sahnelerinde Bir Türk Sanatçı
Milli Mücadele yıllarında jandarma olarak vatan hizmetini başarıyla yerine getiren sanatçı, Kurtuluş Savaşı'nın sona ermesinin ardından 1922 ile 1926 yılları arasında İzmir'de bağımsız çalışıp çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. İstanbul'a dönünce, ünlü ses sanatçısı Deniz Kızı Eftalya ile evlendi. Çift, 1928'de birlikte Paris'e giderek 1932'ye dek orada yaşadı, konserler verip Avrupa şehirlerini dolaştı ve kısa metrajlı filmler çekti. Bu dinletilerin bazılarına Sadettin Kaynak da katıldı. Sanatçı daha sonra Münir Nurettin Selçuk ile Hindistan'a, Perihan Altındağ Sözeri ile İran'a seyahat etti. Ayrıca Mısır, Suriye, Irak ve Kıbrıs'ta on kadar konser verdi. Hem ud hem de keman icrasıyla çok sayıda plak dolduran Işılay, dört kez evlendi. Eftalya ve Mualla Gökçay'ın ardından, son evliliğini üç çocuğunun annesi Nezihe Hanım ile yaptı.Yeşilçam'a Hayat Veren Besteler ve Kurumsal Miras
Paris dönüşü Belediye Konservatuarı'na tayin olan Işılay, on yedi yıl boyunca İlmi Kurul ve İcra Heyeti bünyesinde çalıştı. 1950'den sonra İstanbul Radyosu'nda keman sanatçısı olarak yayınlara katılan sanatçı, çeşitli gazinolarda sahne aldı ve bir ara kendi gazinosunu işletti. Ayrıca İstanbul Konservatuarı Yürütme Kurulu, Türk Musikisi Sanat Kurulları ve TRT Repertuar Kurulu üyeliklerinde bulunarak kurumsal düzeyde de hizmet verdi. Dönemin neredeyse bütün ünlü ses sanatçılarına kemanıyla eşlik ederek müziğe yön verdi. Beste çalışmalarına 1928'de segah makamındaki Ruhunda ölen nağmede sevda sesi var mı? eseriyle adım atan sanatçı, saz ve sözlü eserlerde başarılı örnekler verdi. Söyleşilerinde eser sayısının altmışı aştığını belirtse de günümüzde bilinen yapıtları şunlardır:- Bir peşrev, iki saz semaisi, iki medhal, iki sirto ve bir oyun havası.
- Otuz şarkı ve film müzikleri.
- Çeşitli taksim ve oyun havası plakları.
