Türk siyasi tarihinin kurucu döneminde önemli roller üstlenen devlet adamı Rıza Ersoy, 1860 yılında Yozgat'ın Akdağmadeni ilçesinde dünyaya gelmiş ve ömrünü vatan hizmetine adayarak 10 Haziran 1926'da hayata gözlerini yummuştur. Gençlik yıllarından itibaren aldığı rüştiye eğitimiyle kamu hizmetine adım atan Ersoy, özellikle Milli Mücadele yıllarında Akdağmadeni Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruculuğu ve başkanlığı vazifesini üstlenerek bölgedeki direnişi örgütlemiştir. Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) birinci döneminde Yozgat milletvekili olarak yer alan tarihi şahsiyet, ülkenin kaderinin tayin edildiği kritik süreçte yasama çalışmalarına doğrudan katkı sağlamıştur. Kendisi evli ve üç çocuk babasıydı.
Kamu Hizmeti ve Yargı Kariyeri
Rüştiye mektebini tamamladıktan sonra bürokrasiye girdi. Rıza Ersoy, meslek hayatına Osmanlı Reji İdaresi bünyesinde memur olarak başlamıştır. Buradaki görevinin ardından adliye teşkilatına geçiş yapmış ve Anadolu'nun farklı köşelerinde adalet dağıtmak için çalışmıştır. Diyarbakır, Palu ve Divriği gibi çeşitli bölgelerde müstantiklik, yani sorgu hâkimliği yaptı. Deneyimli hukukçu, adalet mekanizmasının taşrada güçlenmesini hedeflerken, bu süreçte edindiği idari ve hukuki birikimini halkın haklarını korumak amacıyla kullanmıştır. Kamu görevinde edindiği tecrübeler, onun siyaset sahasında güçlü bir figür haline gelmesinin zeminini hazırladı.
Görev yaptığı başlıca idari birimler ve bölgeler şunlardır:
- Osmanlı Reji İdaresi bünyesinde memurluk
- Diyarbakır, Palu ve Divriği bölgelerinde sorgu hâkimliği (müstantiklik)
- Akdağmadeni Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurucu başkanlığı
Milli Mücadele ve Meclis Yılları
I. Dünya Savaşı'nın ardından başlayan işgaller karşısında duyarsız kalmadı. Rıza Ersoy, doğup büyüdüğü topraklarda bağımsızlık meşalesini yakan isimlerden biri olmuştur. Yozgat yöresinde ulusal direncin teşkilatlanması için kolları sıyarak Akdağmadeni Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin kurulmasına öncülük etti. Kendisi aynı zamanda bu cemiyetin başkanlık görevini de yürüttü. Bölgedeki vatansever unsurları bir araya getiren bu sivil hareket, işgalci güçlere karşı koymak adına hayati bir işlev üstlenmiştir.
Yerel direnişteki bu etkin rolü, onu Ankara'da filizlenen yeni Türk devletinin kuruluşuna taşımıştır. Nitekim 1920 yılında toplanan TBMM I. Döneminde Yozgat milletvekili olarak meclise girmiştir. Kurucu meclis çatısı altında vatanın kurtuluşu için canla başla çalışan milletvekili, yeni devletin inşasında etkin roller üstlenmiştir.
Tarihe yön veren bu yoğun siyasi ve toplumsal mücadelenin ardından köşesine çekilen siyasetçi, 10 Haziran 1926 tarihinde vefat etmiştir. Geride bağımsız bir ülke ve saygın bir isim bırakan Ersoy'un hayatı, vatanperverlik ve fedakarlığın önemli birer örneğidir.