Geleneksel Türk müziğinin şifa veren gücünü modern tıp dünyasıyla buluşturan sufi üstadı, etnomüzikolog ve akademisyen Rahmi Oruç Güvenç, 1948 senesinde Kütahya'nın Tavşanlı ilçesinde hayata gözlerini açtı. Hayatı boyunca sosyolog, psikolog, şair ve müzisyen kimliklerini aynı potada eriten Güvenç, musikinin insan ruhu ve bedeni üzerindeki tedavi edici tesirlerini modern bilimsel metotlarla açıkladı. Kurucusu olduğu şifa merkezleri, kaleme aldığı eserler ve yürüttüğü uluslararası çalışmalarla hem Türkiye’de hem de dünya genelinde derin izler bıraktı. Tedavi edici ezgilerin kadim sırlarını günümüze taşıyan değerli sanatçı, 5 Temmuz 2017’de İstanbul’da vefat ederek aramızdan ayrıldı. Onun vefatı, ülkemizin kültür dünyasında doldurulması güç bir boşluk yarattı.
Tavşanlı'dan İstanbul'a Uzanan Yaşam Öyküsü
Oruç Güvenç, Ahmet Kamil Güvenç ve Urkiye Güvenç çiftinin ikinci evladı olarak Tavşanlı ilçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini İstiklal İlkokulu ile Tavşanlı Ortaokulu bünyesinde tamamlayan genç Oruç, ardından Kütahya Lisesi'nden mezun oldu. Kendini geliştirmeye meraklı olan genç, babasının yönettiği Tavşanlı Postası Gazetesi için yazılar kaleme alarak yazın hayatıyla erken yaşta tanıştı. Bu dönemde sadece entelektüel yönünü değil, sanatsal yeteneklerini de büyüttü. Ortaokul sıralarındayken Fethi Bey isimli hocadan aldığı keman dersleri, hayatını şekillendirecek olan müzikal serüvenin ilk adımlarını oluşturdu. Yükseköğrenim görmek amacıyla İstanbul’a giden ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun olan genç felsefe öğrencisi, eğitim hayatı boyunca musikiyle olan bağını her geçen gün daha da kuvvetlendirdi. Felsefe tahsili yaparken bir yandan da ud, rebap, ney ve davul gibi enstrümanları çalmayı öğrendi. Halit Kakınç liderliğinde faaliyet gösteren Dönüşüm grubunda müzisyenlik yaparak sahne deneyimini geliştirdi.
Müzikle Tedavi Alanındaki Bilimsel Çalşmalar ve TÜMATA
Felsefe eğitimini tamamladıktan sonra yönünü tıp ve psikoloji dünyasına çeviren Güvenç, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi bünyesinde klinik psikoloji doktorasını vererek modern tıp dünyasında adından söz ettirmeyi başardı. Dönemin saygın bilim insanlarından Prof. Dr. Ayhan Songar danışmanlığında yürüttüğü bu çalşmayla müzik terapisi alanında uzmanlaştı. Bu alanda büyük bir boşluğu doldurdu. Bilimsel metotları sanatsal birikimiyle harmanlayarak Cerrahpaşa bünyesinde Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin hayata geçirilmesini sağladı. Geleneksel ezgilerin köklerini araştırmak ve duyurmak amacıyla 1975 senesinde kısa adı TÜMATA olan Türk Müziğini Araştırma ve Tanıtma Grubunu kurdu. Bu topluluk çok kısa sürede uluslararası bir üne kavuştu. İstanbul Üniversitesi çatısı altında uzun yıllar akademisyenlik yapan Oruç Güvenç, 1991-1996 yılları arasında üniversitenin Müzik Etnolojisi, Araştırma ve Müzik Terapi bölümünün başkanlığını yürüttü. Bilim dünyasına sunduğu katkılar neticesinde 1992'de Fergana Üniversitesi tarafından kendisine fahri profesörlük payesi verilirken, aynı yıl Arjantin Ulusal Akademisi tarafından da taltif edildi. Üstadın çalşmaları sınırları aşmıştı.
Seminerleri, Yazılı ve Sesli Eserleri
Oruç Güvenç, Türk musikisi ve hareket terapisi geleneği ile Türk-İslam tasavvufunu dünyaya açmak adına sayısız faaliyette bulundu. Bu bağlamda Türkiye dışında Avusturya, Almanya, İspanya ve İsviçre gibi ülkelerde geniş çaplı seminerler düzenledi. Türkçe gerçekleştirdiği sohbetlerin bir kısmı günümüze podcast serileri olarak ulaşırken, kayıtların yazılı deşifreleri de bir web portalından paylaşılmaktadır. Sanatçının çok sayıda bestesi ve yayımlanmış iki değerli eseri mevcuttur. Kitaplar şunlardır:
- Musik Terapi: Hüseyini Makamı
- Allah'ın Sevdikleri - Hazret-i Mevlana
Sanatçının tasavvuf kültürünü dinleyicilerle buluşturduğu, öne çıkan albüm çalışmaları ise şunlardır:
- Hatıralar Okyanusu / Ocean of Remembrance (1995)
- O'nun Nehirleri / Rivers of One (1997)
Usta etnomüzikoloğun zengin yaşamını ve kültür mirasını daha yakından tanımak isteyenler için Aziz Serhat Kural kalemiyle yayımlanan 'Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç' biyografisi başvuru kaynağıdır. 5 Temmuz 2017 tarihinde İstanbul'da vefat eden değerli üstadın cenazesi, sevenleri tarafından Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir. Bıraktığı bu muazzam kültür mirası, yetiştirdiği öğrencileri ve TÜMATA bünyesinde yaşamaya devam etmektedir.