Rahibe Teresa, yoksulların ve çaresizlerin yaşamına dokunarak insanlık tarihine damga vurmuş, Arnavut kökenli ünlü bir dini figürdür. 26 Ağustos 1910 tarihinde Üsküp'te dünyaya gözlerini açan Katolik misyoner, kurucusu olduğu Hayırsever Misyonerler Cemaati bünyesindeki faaliyetleriyle tüm dünyada adını duyurmuştur. Yaşamını Hindistan'ın yoksul bölgelerindeki hastalara ve çaresiz insanlara yardım etmeye adayan bu cömert figür, barışa ve insanlığa sunduğu katkılar sayesinde 1979 yılında Nobel Barış Ödülü ile onurlandırılmıştır. 87 yıllık ömrünü şefkat odaklı bir inanç yolculuğuna dönüştüren din insanı, 5 Eylül 1997 tarihinde Hindistan'ın Kalküta kentinde yaşama veda etmiştir.
Hristiyanlık Misyonuna Adanmış Bir Gençlik
Asıl adı Agnes Gonca Boyacı (Anjezë Gonxhe Bojaxhiu) olan ünlü din insanı, Üsküp kentinde üç çocuklu bir ailenin en küçük evladı olarak büyüdü. Babası Nikollë Bojaxhiu, annesi ise Dranafile Bojaxhiu idi. Henüz yedi yaşındayken babasını kaybetmesi, onun çocukluk yıllarındaki en derin sarsıntılardan biri oldu. Küçük yaşlardan itibaren güçlü bir inanç geliştiren Agnes, henüz on iki yaşındayken misyonerlik yolunu seçmeye karar verdi. Bu kararlılıkla on sekiz yaşına bastığında İrlanda merkezli Loreto Rahibeleri adlı tarikata katılarak ailesinden ayrıldı.
Yeni hayatına adım atmak adına önce Dublin'e gidip burada İngilizce dil eğitimi aldı. İrlanda'daki hazırlık sürecinin ardından deniz yoluyla Hindistan'a geçti. Kalküta kentine ulaştığında, misyonerlik çalışmalarıyla bilinen Loretto Hemşireleri grubuna dahil oldu. Bu dönemde hayatı boyunca taşıyacağı Rahibe Teresa ismini seçti. Kalküta'daki St. Mary's Lisesi bünyesinde coğrafya ve Hristiyanlık bilgisi dersleri vererek öğretmenlik kariyerine başladı. Bu lisede geçirdiği on yedi sene boyunca yerel halkla kaynaşmak amacıyla Hindu ve Bengali dillerini öğrendi. Gösterdiği başarıların ardından 1944 yılında okulun müdürlüğüne atandı.
Kalküta Sokaklarındaki "Çağrı İçinde Çağrı"
Rahibe Teresa'nın hayatını tamamen değiştiren olay 1946 yılının Eylül ayında meydana geldi. Verem hastalığına yakalandığı için tedavi görmesi amacıyla Darjeeling kentine gönderildi. Bu yolculuk esnasında trende Hz. İsa'yı gördüğünü dile getiren Teresa, aldığı bu manevi mesajla okuldaki öğretmenlik görevini bırakmaya karar verdi. Hz. İsa'nın kendisine Kalküta'nın en fakir mahallelerindeki hastalar ve çaresizler için çalışmasını emrettiğini ifade etti. Yaşadığı bu mistik tecrübeyi "çağrı içinde çağrı" olarak adlandırarak yeni görevine başladı.
Hızla harekete geçerek yoksul ailelerin çocuklarına eğitim vermeye başladı, hastaların evlerini ziyaret ederek tedavilerine yardımcı oldu. 1950 yılına gelindiğinde Vatikan'dan aldığı resmi onayla Hayırsever Misyonerler Cemaati'ni kurdu. Cemaat, kısa sürede çığ gibi büyüdü. 1952 yılında çaresiz insanların huzur içinde ölmesini amaçlayan ilk 'Ölü Evi' hizmete girdi. Yalnızca 12 kişiyle başlayan bu hareket, zamanla dünyanın 450 farklı bölgesinde 4.000 rahibenin aktif olarak hizmet verdiği devasa bir organizasyona dönüştü.
Dünya Çapında Bir Miras ve Tartışmalı Görüşler
İnsani yardımları ve dünya barışına sunduğu katkılarla dikkat çeken Rahibe Teresa, 1979'da Nobel Barış Ödülü'nü kazanarak küresel düzeyde takdir edildi. Ayrıca Vatikan tarafından verilen Papa XXIII. John Barış Ödülü ve Amerika Birleşik Devletleri'nin en prestijli sivil nişanı olan Özgürlük Madalyası gibi pek çok ödülün sahibi oldu. Ödüllerinin yanı sıra muhafazakar ve sert dini görüşleriyle de tanındı. Kürtaj ve doğum kontrolü uygulamalarına tamamen karşı çıkan Teresa, 1995 yılında İrlanda'da yapılan boşanmanın yasallaşması referandumuna da açıkça karşı durdu.
Etnik kimlik tartışmalarına mesafeli duran ve 1980 yılında doğduğu şehir olan Üsküp'ü ziyaret ettiğinde kendisine yöneltilen köken sorularına "Ben kendimi Üsküp'ün bir vatandaşı hissediyorum, doğduğum şehir burası. Ancak ben dünyaya aitim." şeklinde yanıt veren Rahibe Teresa, evrensel bir kimliği benimsedi. Onun vefatının ardından anısını yaşatmak adına doğumunun 100. yılında Üsküp'te doğduğu evin yerinde modern bir anma evi inşa edilmiştir. Vatikan ise rahibenin sağlığında iki hastayı iyileştirmesini azize olabilmek için gerekli iki mucize olarak kabul etti. Bu doğrultuda 4 Eylül 2016'da Papa I. Franciscus tarafından azize mertebesine yükseltildi.
Hayatı boyunca sevgi ve yardımlaşmayı savunan azizenin öne çıkan bazı önemli sözleri şunlardır:
- Sınırsız sevgiyle yapılan küçük şeyler değerlidir. Ne yaptığımız değil, yaparken ne kadar sevgiyle yaptığımız önemlidir.
- Dünyayı sadece sevgi kurtarır, sevgi için çalışalım.
- Huzurumuz kalmadıysa, birbirimize ait olduğumuzu unuttuğumuzdandır.
- İlahi bir desteğe güveniyorum; ihtiyacımız olan her şeyi doğru zamanda daima aldık.
