Pakistan siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerine yön veren eski Cumhurbaşkanı Pervez Müşerref, 11 Ağustos 1943 tarihinde Delhi'de dünyaya geldi. Uzun yıllar askeri üniformayı gururla taşıyan general, 5 Şubat 2023 tarihinde tedavi gördüğü Birleşik Arap Emirlikleri'nin Dubai şehrindeki bir hastanede vefat etti. Öldüğü sırada tam seksen yaşındaydı. Çocukluk yıllarının önemli bir kısmını babasının diplomatik görevi vesilesiyle Türkiye'de geçiren ve bu sayede mükemmel düzeyde Türkçe konuşan Müşerref, 1999 yılında gerçekleştirdiği askeri darbeyle ülke yönetimini ele geçirdi. 2001 ile 2008 yılları arasında cumhurbaşkanlığı makamında bulundu. Gerek sivil hükümetle girdiği amansız yetki mücadeleleri gerekse Hindistan ile yaşanan askeri krizler onu modern Pakistan tarihinin en çok konuşulan lideri yaptı.
Ankara'dan Ordunun Zirvesine Uzanan Yıllar
Müşerref ailesi, Pakistan'ın 1947 yılındaki bağımsızlık ilanı ve kurulmasının hemen ardından Hindistan'dan göç ederek yeni vatanlarına yerleşti. Genç Müşerref, babasının resmi görevi sebebiyle çocukluk ve ilk gençlik yıllarında Ankara'da yaşadı. Türkiye'de 1956 yılına kadar eğitim hayatını sürdürürken, Türk kültürünü yakından tanıma fırsatı buldu. Edindiği ileri düzeydeki Türkçe bilgisi, yaşamı boyunca Türkiye ile kurduğu güçlü bağların temelini oluşturdu. Hatta öyle ki, sıkı bir Beşiktaş taraftarı olduğunu ve takımın maçlarını televizyondan düzenli olarak takip ettiğini her fırsatta dile getiriyordu. Vatanına döndükten sonra askeri kariyerine odaklanan Müşerref, 1961 yılında Pakistan Askeri Akademisi'ne kabul edilerek eğitimine başladı. 1964 yılında subay olarak Pakistan Ordusu saflarına katıldı. Askeri alandaki üstün yetenekleri sayesinde hızla yükselen Müşerref, Pakistan Ulusal Savunma Koleji'nde okudu ve ardından İngiltere Kraliyet Savunma Bilimleri Koleji'nden mezun oldu. Bu parlak kariyer yolculuğu sürerken, 1968 yılında Sehba Müşerref ile hayatını birleştirdi. Çiftin bu mutlu evlilikten Bilal ve Ayla ismini verdikleri iki çocukları dünyaya geldi. İlerleyen yıllarda askeri diplomaside de aktif rol oynayarak Pakistan'ın Ankara Büyükelçiliği bünyesinde görev aldı.
Kargil Savaşı ve İktidarı Getiren 1999 Darbesi
Pervez Müşerref, askeri başarılarının ödülü olarak Ekim 1998'de dönemin Başbakanı Navaz Şerif tarafından orgeneralliğe terfi ettirildi. Şerif, ordu üzerinde sivil kontrolü pekiştirmek ve kendisine sadık bir genelkurmay başkanı yaratmak amacıyla kıdem sıralamasında önünde iki general olmasına rağmen Pervez Müşerref'i genelkurmay başkanlığına getirmeyi tercih etmişti. Ancak planlar beklendiği gibi gitmedi. Müşerref, 1999 yılında Hindistan ile patlak veren tarihi Kargil Savaşı'nın baş planlayıcısı ve sahada stratejik komutanı olarak öne çıktı. Savaşın ardından sivil hükümet ile ordu arasındaki yetki ve nüfuz mücadeleleri giderek su yüzüne çıktı. Başbakan Şerif, ordu içerisinde kendine yakın bir subay grubu oluşturmak amacıyla İstihbarat Örgütü Lideri General Ziyauddin ile gizli iş birliğine gitti. Bu durum ordu yönetiminde büyük tepkilere ve iç ihtilaflara yol açtı. Girişilen bu tehlikeli güç savaşı, Müşerref'in Sri Lanka'ya resmi bir seyahat gerçekleştirdiği sırada doruk noktasına ulaştı. Navaz Şerif, Müşerref'in yokluğunu fırsat bilerek onu görevden aldığını kamuoyuna açıkladı. Ancak uçağı henüz havadayken durumu haber alan Müşerref, ülkeye ayak basar basmaz kendisine bağlı birlikleri derhal harekete geçirdi. Yaşanan büyük gerilimin ardından, 13 Ekim 1999 tarihinde gerçekleştirilen askeri darbe ile yönetim tamamen ordunun eline geçti.
Cumhurbaşkanlığı Dönemi ve Siyasi Mücadeleler
Darbenin ardından iktidarı tamamen tek elde toplayan Pervez Müşerref, 12 Ekim 1999 tarihinden itibaren Savunma Bakanlığı, Yürütme Başkanlığı ve nihayetinde Pakistan İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı gibi ülkenin en kritik makamlarını bünyesinde birleştirdi. Devlet başkanı olarak ülkeyi yönettiği sekiz yıl boyunca hem iç hem de dış politikada son derece hassas dengeleri yönetmek zorunda kaldı. 6 Ekim 2007 tarihinde yapılan tartışmalı cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanarak iktidarını meşrulaştırmaya çalıştı. Ancak ülkede yükselen muhalefet dalgası ve anayasal krizler Müşerref'in otoritesini sarsmaya başladı. Temmuz 2007'de başkent İslamabad'daki Lal Mescit'e yönelik verdiği operasyon kararı, askeri güçlerin müdahalesi sırasında imam Gazi Abdurreşid dahil olmak üzere yüzü aşkın medrese öğrencisinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan kanlı bir dönüm noktası oldu. Terör yuvası olduğu gerekçesiyle düzenlenen bu kanlı baskının yanı sıra muhalifler, Müşerref'i eski Başbakan Benazir Butto'nun suikastına zemin hazırlamakla ve aşiret lideri Nevab Ekber Bugti'nin ölümünden sorumlu olmakla suçladı. Artan toplumsal ve siyasi baskılara dayanamayan Müşerref, 19 Ağustos 2008 tarihinde cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etmek zorunda kaldı.
Sürgün Yılları, İdam Kararı ve Dubai'de Son Nefes
İstifasının ardından Pakistan'dan ayrılarak Dubai ve Londra'da kendi isteğiyle uzun bir sürgün hayatı yaşamaya başladı. Sürgün yıllarının ardından 2013'te büyük umutlarla ve seçimlere katılma amacıyla Pakistan'a geri dönen eski devlet başkanı, yargı engeliyle karşılaşarak tutuklandı ve anayasayı ihlal ettiği gerekçesiyle vatana ihanet suçuyla yargılanmaya başlandı. Yönetimi sırasında iki kez anayasayı askıya aldığı gerekçesiyle siyasetten ömür boyu men edildi. Hakkında vatana ihanet ve anayasayı ihlal suçlamalarıyla açılan tarihi davalar yıllarca ertelenerek devam etti. Bu yıpratıcı süreçte ciddi sağlık sorunları yaşayan ve kalp krizi geçiren Müşerref'in yurt dışı çıkış yasağı 2016'da kaldırıldı. Tedavi amacıyla hemen Dubai'ye giden eski lider, bir daha Pakistan'a geri dönemedi. O gıyabında yargılanırken, 17 Aralık 2019 tarihinde vatana ihanet davasından idam cezasına çarptırıldı. Bu tarihi karar Pakistan'da büyük yankı uyandırsa da infazı hiçbir zaman gerçekleşmedi. Pervez Müşerref, 5 Şubat 2023 tarihinde, uzun süredir tedavi gördüğü Dubai'deki bir hastanede son nefesini verdi.
.jpg?width=640)