Türk edebiyatının ve düşünce dünyasının en özgün figürlerinden biri olan şair, deneme yazarı, oyun yazarı ve mütefekkir Nuri Pakdil, 1934 yılında Kahramanmaraş'ta dünyaya gözlerini açmış, fikir dünyasını ve sanat anlayışını kaleme aldığı eserlerle şekillendirerek Türk kültür hayatına silinmez izler bırakmıştır. Edebiyat sahnesinde 'Yedi Güzel Adam' adıyla anılan ünlü edebi topluluğun öncü simalarından biri olarak tanınan yazar, fikri ve sanatsal mücadelesini kurucusu olduğu yayınlar ve kaleme aldığı özgün metinler aracılığıyla yürütmüştür. 18 Ekim 2019 tarihinde Ankara'da hayata gözlerini yuman usta edebiyatçı, toplumsal düzene ve sömürü mekanizmalarına karşı duran tavrıyla, nesilleri etkileyen derinlikli düşüncelerini yazıya dökerek kültür dünyamızı zenginleştirmiştir.
Yedi Güzel Adam'dan Biri: İlk Yılları ve Eğitimi
Gençlik dönemlerinden itibaren kelimelerin gücüne inanan Nuri Pakdil, yazınsal serüvenine doğduğu şehir olan Kahramanmaraş'ta adım atmıştır. Şehirde yayımlanan Demokrasiye Hizmet gazetesinde ilk denemelerini ve şiirlerini okuyucuyla buluşturan yazar, henüz lise sıralarındayken edebiyat dünyasına dinamik bir giriş yapmıştır. Nitekim 1954 senesinde, öğrencilik yıllarındayken arkadaşlarıyla birlikte Hamle isimli bir edebiyat dergisi çıkararak yayıncılık tutkusunun ilk tohumlarını atmıştır. Hamle, o dönem çok ses getirdi. Yükseköğrenimini tamamlamak üzere gittiği İstanbul'da, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Pakdil, mesleki formasyonunun yanı sıra entelektüel birikimini de bu dönemde hızla artırmıştır. Hukuk eğitimini tamamladıktan sonra sanata ve edebiyata yönelen kalem, 1964 yılında İstanbul'da haftalık olarak yayımlanan bir dergide sanat sayfası editörlüğü üstlenerek profesyonel yayıncılık hayatına yön vermiştir. Bu adımlar, onun gelecekteki büyük edebi yürüyüşünün habercisiydi.
Edebiyat Dergisi Dönemi ve Yayıncılık Faaliyetleri
Nuri Pakdil'in entelektüel mücadelesinin en önemli kalesi, 1969 yılında kurduğu Edebiyat dergisi olmuştur. Bu dergi, sadece edebi eserlerin sergilendiği bir mecra olmanın ötesinde, yeni nesil yazarların yetiştiği bir okul işlevi görmüştür. Dergi yayıncılığının ardından, 1972 yılında Edebiyat Dergisi Yayınları'nı hayata geçirerek düşünsel üretimini kurumsal bir çatı altında birleştirmiştir. Bu yayınevinin kültür dünyamıza sunduğu ilk eser ise Pakdil'in kendi kaleminden çıkan Batı Notları olmuştur. Yayın hayatını belli aralıklarla sürdüren dergi, Aralık 1984 tarihine gelindiğinde yayım faaliyetlerine ara verme kararı almıştır. Yayıncılık onun için kutsal bir görevdi. Yayınevi ise 1972 ile 1984 yılları arasında büyük bir üretkenlik sergileyerek 45 kitaba imza atmış, bu eserlerin 18 tanesi doğrudan Pakdil imzasıyla okuyucuya ulaşmıştır.
Uzun süren bir sessizliğin ardından, 28 Şubat 1997 tarihinde yayıncılık faaliyetlerine yeniden dönme kararı almıştır. Bu yeni dönemde, daha önce yayımlanmış olan 5 eser üzerinde titizlikle çalışılarak yeni basımları yapılmış, bununla beraber 12 adet tamamen yeni çalışmanın ilk baskıları gerçekleştirilmiştir. Pakdil, bu yayıncılık hamlesiyle düşüncelerini sonraki kuşaklara aktarma kararlılığını bir kez daha göstermiştir.
Ödülleri, Yazın Felsefesi ve Vefatı
Edebiyatta yerli düşüncenin savunuculuğunu yapan Nuri Pakdil, yaşamı boyunca çok sayıda prestijli ödüle layık görülmüştür. O, eserlerinde dili estetik bir özenle işlerken okurları kalbinden yakalamayı hedefleyen özgün bir anlatım geliştirmiştir. Türk edebiyatına sunduğu bu benzersiz katkılar, devlet ve kültür kurumları nezdinde de karşılık bulmuştur. Sanatçı bu süreçte taltif edilmiştir. Usta kalemin layık görüldüğü başlıca ödüller şunlardır:
- 2013 Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü
- 2014 Necip Fazıl Saygı Ödülü
- 2019 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülü (Edebiyat dalında, yerli düşüncenin egemenliği adına ürettiği özgün eserler, Türk Edebiyatı'na kattığı kelime tercihleriyle dolu estetik anlatım dili ve insanı kalbinden tutmayı öneren fikirleri dolayısıyla verilmiştir.)
Pakdil için yazı yazmak, sıradan bir sanatsal faaliyetin çok ötesinde, derin bir anlam barındırıyordu. Kendi ifadeleriyle yazmayı bir savaş alanı olarak gören düşünür; putçuluğa, yabancılaşmaya ve her türlü fikri sapmaya karşı kalemini adeta bir silah gibi kullanmıştır. Eserlerinde sömürü düzenine, kapitalist sisteme ve insanı tutsak alan mülkiyet hırsına karşı güçlü bir itiraz yükseltmiştir. Bu kararlı duruşu, onun tüm edebi mirasının temel harcını oluşturmuştur.
Edebi ve fikri mücadelesini son nefesine kadar sürdüren büyük usta, üst solunum yolları enfeksiyonu rahatsızlığı sebebiyle tedavi gördüğü Ankara Şehir Hastanesi'nde 18 Ekim 2019 tarihinde vefat etmiştir. Cenaze namazı Hacı Bayram-ı Veli Camii'nde kılınan Pakdil, ebedi istirahatgahına tevdi edilmek üzere Taceddin Dergahı'nın bahçesine götürülmüştür. Bugün Mehmet Akif Ersoy Müze Evi olarak da hizmet sunan bu tarihi mekanın bahçesinde toprağa verilen yazar, geride fikir dünyamızı aydınlatan devasa bir edebi miras bırakmıştır.