Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde askeri başarılarıyla öne çıkan ve cumhuriyet yıllarında ilk özel savunma sanayisi girişimlerine öncülük eden askeri lider Nuri Killigil, Kafkas İslam Ordusu'nun başında gösterdiği üstün mücadeleyle tarihe geçmiştir. 1890 yılında İstanbul'da dünyaya gelen ünlü komutan, Birinci Dünya Savaşı sırasında Kafkasya cephesinde ve Trablusgarp'ta üstlendiği kritik vazifelerle adını duyurmuştur. Özellikle Azerbaycan'ın bağımsızlığı yolunda Rus ve Ermeni işgaline karşı kazandığı zaferlerin ardından "Bakü Fatihi" unvanıyla tanınan Nuri Paşa, aynı zamanda Enver Paşa'nın da kardeşidir. Cumhuriyet döneminde ise sanayici kimliğiyle yerli silah ve mühimmat üretimine odaklanan Killigil, 2 Mart 1949 tarihinde İstanbul Sütlüce'deki fabrikasında meydana gelen trajik bir patlamada hayatını kaybetmiştir.
Trablusgarp ve Kafkasya Cephesindeki Askeri Mücadeleler
Nuri Paşa, Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle birlikte kritik bölgelerde görev almaya başlamıştür. Ağabeyi Enver Paşa tarafından Libya'daki yerel halkı örgütlemek üzere Trablusgarp'a gönderildi. Buradaki temel vazifesi, bölge sakinlerini organize ederek İtalyan ve İngiliz kuvvetlerine karşı direniş hattı oluşturmaktır. Nuri Bey'in yerel Arap aşiretleri üzerinde nüfuz kurabilmesi amacıyla kendisine önce Fahri Mirliva, sonrasında ise Fahri Ferik rütbesi verilmiştir. Bu yetkilerle donatılan genç subay, askeri kariyerinde paşalık unvanına erişmiştir.
Bakü Fethi ve Kafkas İslam Ordusu'nun Zaferi
Cihan Harbi'nin sonlarına doğru Kafkasya'da Türk nüfusa yönelik baskılar ciddi boyutlara ulaşmıştür. Bölgeyi kontrol altında tutan Rus ve Ermeni birliklerinin "Mart Olayları" olarak bilinen katliamlara girişmesi üzerine Osmanlı devleti harekete geçmiştir. Nuri Paşa, Azeri, Dağıstanlı ve Osmanlı askerlerinden müteşekkil Kafkas İslam Ordusu adında bir askeri birlik kurarak harekâtı başlatmıştür. İngiliz ordusu ise Rus ve Ermeni unsurlara destek vermek ve Türk ilerleyişini engellemek için Bakü'ye askeri güç sevk etmiştir. Ancak Nuri Paşa komutasındaki birlikler yerel halkın da desteğini arkasına alarak hızla güçlenmiştir. Çetin mücadelelerin ardından İngiliz birlikleri Bakü Muharebesi'nde mağlubiyete uğrayarak geri çekilmek zorunda kalmıştür. 15 Eylül 1918 tarihinde kazanılan bu büyük zaferle Bakü işgalden kurtarılmıştür. Bu başarının hemen ardından ekim ayında bir Osmanlı müfrezesi Dağıstan'a geçerek bu bölgeyi de Rus işgalinden tamamen temizlemiştir.
Savaşın genel seyri ise Osmanlı Devleti için olumsuz sonuçlanmıştür. Suriye cephesinde Edmund Allenby komutasındaki İngiliz güçleri karşısında Liman von Sanders yönetimindeki Yıldırım Ordular Grubu'nun Nablus hezimetini yaşamasıyla Mondros Mütarekesi imzalanmıştür. Mütareke sonrasında ağabeyi Enver Paşa ülkeyi terk ederken, Moskova Antlaşması gereğince Azerbaycan Sovyetler Birliği'ne bırakılmış ve Kafkas İslam Ordusu resmen lağvedilmiştir.
Cumhuriyet Dönemi Girişimleri ve Trajik Son
Harbin bitmesiyle Nuri Paşa bir süre Ankara'da ikamet etmiştir. Ancak akciğer rahatsızlığı nüksettiği için tedavi amacıyla Berlin'e gitmiştir. Ayrıca Almanya'daki tedavisinin ardından 1925 yılında özel izinle anavatana dönüş yapmıştür. Türkiye'ye dönen başarılı asker, 4 Ekim 1923 tarihinden geçerli sayılmak üzere yarbay rütbesiyle emekli edilmiştir. Fakat Nuri Paşa, Milli Savunma Bakanlığına Doğu Cephesi'ndeki üstün hizmetlerini içeren iki ayrı dilekçe sunarak emeklilik tarihini 9 Kasım 1921'e çektirmiştir. Doğu sınırında 12. Tümen komutasında Azerbaycan süvarileriyle sergilediği kahramanlıklar ve fedakarlıklar göz önünde bulundurularak, 29 Şubat 1929 tarihinde kendisine İstiklal Madalyası verilmiştir.
Cumhuriyet döneminde ticarete ve üretime yönelen Nuri Paşa, bir süre Almanya'da yaşadıktan sonra 1938 yılında Türkiye'ye dönmüştür. Zeytinburnu semtinde kok kömürü satışı yapan bir işletmeyi devralarak burayı modern bir madeni eşya fabrikasına dönüştürmüştür. Bu tesiste ordunun ihtiyaç duyduğu şu malzemelerin üretimine başlanmıştür:
- Askeri matara ve gaz maskeleri
- Çeşitli ebatlarda tabancalar ve mermiler
- Demir çubuklar ve savunma sanayisi araçları
İşlerini büyüten Nuri Killigil, 1946 yılında fabrikasını Sütlüce semtine taşımış ve burada yeni makinelerle havan ile havan mermisi üretmeye başlamıştür. Bu tesis, genç cumhuriyetin kendi kendine yetme politikasının en somut örneklerinden biri haline gelmiştir. Ancak bu başarılı girişim trajik bir olayla yarım kalmıştür. 2 Mart 1949 tarihinde Sütlüce'deki fabrikada ardı ardına üç büyük patlama meydana gelmiştir. Yangın ve patlamalar sonucunda Nuri Killigil'in de aralarında bulunduğu 27 işçi ve görevli hayatını kaybetmiştir. Killigil'in bedeni patlamanın şiddetiyle bulunamamış, bu nedenle boş bir tabutla Edirnekapı Şehitliği'ne defnedilmiştir.
