İçeriğe Atla
Nihat Erim fotoğrafı
Anasayfa Varlık

Nihat Erim Kimdir?

Nihat Erim, 1912'de Kocaeli'de doğan ve 1971-1972 yıllarında başbakanlık yapan akademisyendir. Kıbrıs anayasası ve trajik suikastıyla tarihe geçmiştir.

Diğer adlar: İsmail Nihat Erim, Nihat Erim, Prof. Dr. Nihat Erim

Bu Konuda Neler Var?

💡 Başlıklara tıklayarak sayfa içinde hızlı gezinebilirsiniz.

Nihat Erim Hakkında

Hukuk profesörlüğünden başbakanlığa uzanan çok yönlü kariyeriyle Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran İsmail Nihat Erim, 17 Şubat 1912'de Kocaeli'nin Kandıra ilçesinde dünyaya geldi. Ülkenin en çalkantılı dönemlerinden biri olan 1971-1972 yıllarında hükümetin başına geçen akademisyen kökenli devlet adamı, 19 Temmuz 1980 tarihinde İstanbul Dragos'taki evinin yakınlarında uğradığı suikast sonucu yaşamını yitirdi. Türk siyasi hayatında derin izler bırakan bu trajik cinayet, ülkeyi 12 Eylül askeri darbesine götüren sürece adeta ivme kazandırdı. Aile kökenleri Ardahan'ın Posof ilçesindeki Erim köyüne dayanan tecrübeli siyasetçi, soyadını da bu topraklardan almıştır. Kamile Erim ile evli olan eski başbakan, arkasında derin bir akademik miras ve çözülemeyen karanlık soru işaretleri bıraktı.

Galatasaray'dan Paris'e Uzanan Hukuk Kariyeri

Nihat Erim'in entelektüel birikiminin temelleri, orta öğrenimini tamamladığı Galatasaray Lisesi bünyesinde atıldı. Hukuk dünyasına adım atmak isteyen genç Erim, 1936 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden başarıyla mezun oldu. Eğitim hayatını yurt dışında sürdürme kararı alarak Paris'e gitti ve 1939 yılına kadar Paris Hukuk Fakültesi bünyesinde doktora çalışmalarını tamamladı. Yurda döndüğünde akademik basamakları hızla tırmanmaya başladı. Aynı yıl Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesinde kamu hukuku doçenti olarak kürsüdeki yerini aldı. Genç yaşta gösterdiği başarılarla 1941 yılında profesörlük unvanına layık görüldü. Hukuk alanındaki uzmanlığını sadece kendi fakültesinde bırakmadı. Üniversitedeki kamu hukuku derslerinin yanı sıra Siyasal Bilgiler Fakültesi bünyesinde de devletler hukuku dersleri vererek yüzlerce öğrenci yetiştirdi.

Diplomasi Arenasından Başbakanlığa

Erim, teorik birikimini pratik siyaset ve diplomasi ile birleştirmeyi başarmış nadir isimlerdendi. 1943 yılında Dışişleri Bakanlığı Hukuk Danışmanlığı görevini üstlenerek devlet kademelerinde aktif roller almaya başladı. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından kurulan yeni dünya düzeninde aktif rol oynadı. 1945 yılında San Francisco'da gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler kuruluş konferansında Türk delegasyonu içinde önemli görevler üstlendi. Uluslararası hukuk alanındaki yetkinliği sayesinde, 1959-1961 yılları arasında BM Uluslararası Hukuk Komisyonu üyesi olarak görev yaptı. Siyasi yaşamı ise 1946 genel seçimlerinde Kocaeli'nden bağımsız milletvekili seçilmesiyle yeni bir boyut kazandı. Meclise girdikten kısa bir süre sonra Cumhuriyet Halk Partisi'ne katıldı. Devlet yönetimindeki tecrübesi arttıkça, 1948-1950 yılları arasında bayındırlık bakanlığı ve başbakan yardımcılığı makamlarına getirildi.

CHP'nin 1950 yılında iktidarı kaybetmesiyle birlikte Erim, mücadelesini basın yoluyla sürdürdü. Partinin yayın organı olan Ulus gazetesinde yayın danışmanı ve başyazar olarak etkili makaleler kaleme aldı. Bununla da yetinmeyerek Yeni Ulus ve Halkçı gazetelerinin kurulmasında öncülük yaptı. Ulusal düzeydeki saygınlığı, Demokrat Parti iktidarı döneminde de danışılan bir isim olmasını sağladı. Dönemin Başbakanı Adnan Menderes'in özel ricası üzerine, Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasının hazırlanmasında aktif sorumluluk üstlendi. Bu doğrultuda 1956'da Londra'da düzenlenen Kıbrıs görüşmelerinde ülkesini temsil etti. Aynı yıl seçildiği Avrupa İnsan Hakları Komisyonu üyeliği görevini ise 1962 yılına kadar sürdürdü.

1961 yılında CHP milletvekili olarak yeniden parlamentoya giren tecrübeli siyasetçi, ilerleyen yıllarda parti içi muhalefete yöneldi. CHP'den ayrılarak Cumhuriyetçi Güven Partisi'ni kuran Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu ile birlikte hareket etti. Ülkenin kaderini değiştiren 12 Mart 1971 Muhtırası'nın ardından, partilerüstü bir hükümet kurulması kararlaştırıldı. Cumhurbaşbakanlığı, Erim'e CHP'den ayrılması şartıyla hükümeti kurma görevi verdi. Bu teklifi kabul eden Erim, 26 Mart 1971'de Birinci Erim Hükümeti'ni kurarak başbakanlık koltuğuna oturdu. Hükümet krizlerinin sürdüğü bu dönemde, 11 Aralık 1971'de kurduğu ikinci kabine ile 17 Nisan 1972 tarihine kadar başbakanlık görevini sürdürdü. Hükümetten ayrıldıktan sonra da devlet hizmetine devam ederek 1977 yılına kadar Cumhuriyet Senatosu'nda kontenjan senatörü olarak yasama faaliyetlerinde bulundu.

Yayımlanan Eserleri

Hem akademik çalışmalarıyla hem de Kıbrıs meselesine dair gözlemleriyle literatüre önemli katkılar sunan Nihat Erim, yaşamı boyunca değerli kitaplar kaleme aldı. Yazarın başlıca eserleri şunlardır:

  • Le Positivisme Juridique et le Droit International (1939 - Hukuk Pozitivizmi ve Devletler Hukuku)
  • Siyasi Tarih ve Devletlerarası Hukuk Metinleri (1953)
  • Kıbrıs (1956-1965 Kıbrıs Anıları ve Gözlemleri) (1975)

Suikastın Gölgesinde Kalan Sırlar

Nihat Erim'in 68 yıllık yaşamı, Türkiye'nin en karanlık dönemecinde kanlı bir suikastla son buldu. 19 Temmuz 1980'de İstanbul Dragos'taki evinin yakınındaki deniz kulübünde Dev-Sol militanlarının kurşunlarına hedef oldu. Suikastın ardından olay yerine bırakılan bildiride, cinayetin gerekçesi olarak devrimcilerin katledilmesini protesto etmek amacıyla eylemin gerçekleştirildiği belirtildi. Bu cinayetin emri, terör örgütünün 'Haydar', 'Dayı' ve 'İsmail' kod adlarını kullanan lideri Dursun Karataş ile Hüseyin Solgun tarafından verilmişti. Olayın failleri, 12 Eylül darbesinden kısa bir süre sonra Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yürütülen operasyonlarla tek tek yakalandı. Ancak tetikçilerden biri olduğu iddia edilen Maden Fakültesi öğrencisi Ahmet Karlangaç, 17 Ekim 1980'de gözaltındayken başını duvara vurarak intihar ettiği yönündeki tuhaf açıklamayla hayatını kaybetti. Örgüt lideri Karataş ise Metris Cezaevi'nden firar ettiği için gıyabında yargılanarak hüküm giydi. Birçok militan yakalanmasına rağmen, Türkiye'ye başbakanlık yapmış bir devlet adamının canına kasteden kanlı zincirin ardındaki asıl güç odakları karanlıkta kaldı.