Nedim Celkan, 1945 yılında İstanbul'da dünyaya gelen, deniz derinliklerinin gizemini tuvaline taşıyan sıra dışı bir Türk ressam ve balıkadamdır. Denizden topladığı organik malzemeleri özel işlemlerden geçirerek dünyada eşi benzeri bulunmayan tablolara imza atan sanatçı, bu benzersiz tekniğiyle sanat camiasında derin izler bırakmıştır. Sanatla dolu yaşamı boyunca açtığı sergiler ve hakkında çıkan basın haberleriyle adından sıkça söz ettiren usta isim, 8 Ocak 2025 tarihinde Muğla'nın Datça ilçesinde 80 yaşında hayata gözlerini yumuştur.
Deniz Canlılarını Sanata Dönüştüren Özgün Teknik
Nedim Celkan, deniz altı dünyasına olan tutkusunu balıkadam kimliğiyle birleştirerek sanat dünyasına tamamen yeni bir soluk kazandırmıştır. Aynı zamanda alışılagelmiş boya ve tuval ikilisinin dışına çıkan sanatçı, denizden çıkardığı çeşitli organik unsurlarla çalışmıştır. Bu yöntem, dünyada başka hiçbir sanatçıda gözlenmeyen ve ayrıca taklit edilemeyen tamamen özgün bir metottur.
Sanatçının eserlerini oluştururken kullandığı başlıca organik malzemeler şunlardır:
- Denizden özenle çıkarılan çeşitli balıklar,
- Tablolara hareket ve derinlik katan ahtapotlar,
- Denizin altından toplanan diğer farklı organik malzemeler.
Sanatçı, topladığı bu ham su ürünlerini bozulmadan saklayabilmek için özel kimyasal formüllerden ve işlemlerden geçirerek kurutmuştur. Kurutulan bu canlılar, usta sanatçının ellerinde üç boyutlu, büyüleyici tablolara dönüşmüştür.
Mitolojik Esintiler ve Üç Boyutlu Yapıtlar
Celkan'ın sanatsal yelpazesi yalnızca düz tablolara bağlı kalmamıştır. Sanatçı, özellikle "Romalı Subay" adlı yapıtında da görüldüğü üzere, derinliği ve kendine has karakteri olan üç boyutlu heykel eserleri de üretmiştir. Rölyef tarzındaki bu özgün tablolarında zengin bir kültürel ve mitolojik çeşitlilik dikkat çeker. Eserlerinde sıkça rastlanan bazı temalar şunlardır:
- Efsanevi deniz kızları ve mitolojik kahramanlar,
- Antik Mısırlılar,
- Kuzey Amerika'nın yerlileri olan Kızılderililer.
Bu mitolojik ve tarihi ögeler, sanatçının kurutulmuş deniz ürünleriyle birleştiğinde izleyicide mistik ve zamansız bir his uyandırır. Hayatı boyunca pek çok kişisel sergiye imza atan ve medyada geniş yer bulan sanatçının mirası, ardında bıraktığı bu taklit edilemez özgün yapıtlarla yaşamaya devam edecektir.