Osmanlı Dönemi'nin seçkin ailelerinden birine mensup olan Samipaşazâde Enver Necip Okaner, 1889 yılında İstanbul Üsküdar'da dünyaya gözlerini açtı. Genç yaşta sporculuk, askerlik ve akademisyenlik gibi birbirinden çok farklı alanlarda derin izler bırakan Okaner, ülkemizin modern spor tarihinin şekillenmesinde son derece kritik ve yönlendirici bir rol üstlendi. Ziya Songülen ve Ayetullah Bey ile yolları kesişen genç bahriye adayı, Kadıköy semtinde Türk futbolunun en büyük çınarlarından birinin tohumlarını atmayı başardı. Kadıköy'ün tarihi sokaklarında filizlenen bu girişim, kısa sürede milyonların sevgilisi haline gelecek devasa bir camiaya dönüştü. Hem yeşil sahalardaki liderliği hem de cephelerde gösterdiği kahramanlıklar sayesinde ismi, Türk sporunun ve askeriye tarihinin altın sayfalarına silinmez harflerle yazılmıştır.
Moda'da Atılan Temeller ve Yeşil Sahalar
Genç Necip Bey henüz 17 yaşındayken, arkadaşlarıyla birlikte Türk sporunun en köklü çınarlarından Fenerbahçe Spor Kulübü'nün kuruluşunda yer aldı. Kulübün üç numaralı kurucu üyesi olan bu hevesli genç, aynı zamanda sarı-lacivertli ekibin tarihteki ilk futbol takımı kaptanı unvanını elde etti. Fenerbahçe'nin kuruluşu, kendisinin Moda semtindeki Beşbıyık Sokak'ta bulunan evinde kararlaştırıldı. Evin penceresinden görünen Fenerbahçe Burnu ve ışıldayan deniz feneri, yeni kulübün adını ve ilk amblemini belirlemede en büyük esin kaynağı oldu. İki yıl boyunca takımın defans hattında canla başla mücadele eden Necip Bey, sert çıkışları ve uzun degajlarıyla taraftarın gönlünde taht kurdu. Sarı-lacivertli forma altında çıktığı 14 karşılaşmada rakip fileleri iki kez havalandırarak savunmadaki başarısını taçlandırmayı bildi. Kulübün ilk veznedarlık görevini yürüten başarılı sporcu, dönemin ünlü edebiyatçısı Samipaşazâde Sezai Bey'in de öz yeğenidir. Aile bağları oldukça geniş olan Necip Bey, kulübün altı numaralı kurucu üyesi Hassan Sami Kocamemi ile de kuzendir.
Maviliklerden Kurtuluş Mücadelesine Askeri Yaşam
Askeri kariyerine 1903 yılında henüz 14 yaşındayken başlayan Necip Bey, Heybeliada Mekteb-i Bahriye-i Şahane'ye adımını attı. Buradaki zorlu eğitimini tamamlamasının ardından, 1907 yılında Deniz Harp Okulu'ndan bahriye teğmeni rütbesiyle mezun olarak denizlerdeki serüvenine başladı. Mühendislik bilgisini geliştirmek amacıyla iki yıl boyunca Mühendishane-i Bahr-i Hümâyun'da eğitim alan genç subay, 1909 yılında üsteğmenliğe terfi etti. Göreve atanmasıyla Fenerbahçe ile bağı koptu. İngiltere'de Kraliyet Donanması bünyesinde aldığı iki yıllık torpido eğitiminin ardından yüzbaşı rütbesine yükselerek yurda geri döndü. Birinci Dünya Savaşı sırasında mayın öğretmenliği yaparak bilgi birikimini diğer subaylara aktaran tecrübeli asker, 1916 yılında Alman İmparatorluk Donanması'nda da altı haftalık özel bir eğitimden geçti.
Osmanlı donanmasının en kritik gemilerinden Barbaros Hayreddin Zırhlısı'nda yaverlik görevi yaparken, Çanakkale açıklarında büyük bir tehlike atlattı. İngiliz E11 denizaltısı tarafından torpidolanan geminin batması üzerine, Sivrihisar torpidosu mürettebatı tarafından şehit sanılarak denizden çıkarıldı. Şans eseri kurtulan bu kahraman subay, Kurtuluş Savaşı başlayınca Anadolu'ya commando grupları eğitip sevk ederek milli mücadeleye en ön saflarda destek verdi. Milli mücadelede bizzat yer alarak Karadeniz'de mayın aradı. Bu fedakarlıkları karşılığında Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası aldı. Necip Bey'in askeri başarıları ve üstlendiği önemli görevler şu şekildedir:
- Bahriye Dairesi bünyesinde milli mücadele yıllarında yürütülen idari görevler.
- 1921-1922 yılları arasında üstlenilen Fethiye Bahriye Grup Komutanlığı.
- Askeri disiplini sivil liman yönetimine taşıyan İzmir Merkez Liman Reisliği.
- Akdeniz Bahriye Komutanlığı görevi ve emrine verilen İntibah Mayın Gemisi.
Balkan Savaşları ve Çanakkale Cephesi dahil olmak üzere birçok çatışmada yer alan Necip Bey, 1926 yılında binbaşı rütbesindeyken ordudan istifa etti.
Bilim Kürsüsünden Ebedi Mirasa Uzanan Yol
Ordudaki şerefli görevinden ayrıldıktan sonra sivil hayatta da durmaksızın çalışan Necip Okaner, 1930 yılında Balıkçılık Enstitüsü Müdürlüğü başkanlığına getirildi. Toplumsal kalkınmaya destek vermek amacıyla 1951 yılında Karşıyaka Halkevi Başkanlığı görevini üstlenerek çevre, eğitim ve kadın hakları alanlarında çalıştı. Türkiye'nin köklü eğitim kurumlarından biri olan Ege Üniversitesi'nin kuruluşunda da kurucu heyet üyesi olarak aktif roller üstlendi. Ege Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi'nde kurucu dekanlık yapan Okaner, aynı zamanda İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde profesörlük unvanıyla dersler verdi. Bilim dünyasına ve genç nesillere yaptığı katkılarla sivil hayatta da derin izler bırakan bu aydın şahsiyet, 28 Temmuz 1959 tarihinde İzmir'de hayata gözlerini yumdu. Cenazesi Bornova'daki Kokluca Mezarlığı'na defnedilen kurucunun ebedi istirahatgahı, 2017 yılının Nisan ayında Üniversiteli Fenerbahçeliler Birliği tarafından titiz bir çalışmayla restore edilerek törenle anılmıştır.
