Muzaffer Sarısözen, 1899 yılında Sivas'ta dünyaya gelen, Türk halk müziğinin bilimsel temellerini atan ve Anadolu'nun binlerce yıllık sözlü kültürünü derlemeleriyle geleceğe taşıyan öncü bir Türk folklorcusu, müzisyen ve arşivcidir. Çanakkale Savaşı'ndan konservatuvar kürsülerine uzanan yaşamında Sarısözen, kurduğu Yurttan Sesler topluluğu vasıtasıyla yerel ezgileri tüm ülkeye sevdirmeyi başarmıştır. Sivas'tan yola çıkarak başlattığı bu büyük kültür hareketiyle, Gesi Bağları ve Allı Durnam gibi yüzlerce anonim eseri notaya alıp müzik kütüphanelerine kazandırmıştır.
Çanakkale Cephesinden Musiki Muallimliğine
Asıl adı Muzaffereddin Mazhar olan sanatçı, babası Hüseyin Hüsnü Efendi ile annesi Zeliha Hanım'ın himayesinde yetişti. Sivas'ta ilk eğitimini tamamladıktan sonra lise öğrenimi için Sivas Sultânîsi'ne kaydoldu. Ancak son sınıftayken vatan savunmasına katılmak amacıyla Çanakkale Savaşı'na gitti ve eğitimini yarıda bıraktı. Muharebenin ardından memleketine dönerek lise eğitimini 1922 senesinde tamamladı. Savaş sonrasında öğretmen muavinliği sınavını vererek Sivas Sanâyi Mektebi'nde göreve başladı. Askerlik ödevini ikinci kez ifa etmek üzere kısa bir süre görevinden ayrılsa da sonrasında öğretmenlik hayatına hız kesmeden devam etti. Sivas Lisesi bünyesinde mûsiki muallimi olarak çalışırken, yerel yönetim tarafından İstanbul Belediye Konservatuvarı'na gönderildi. Buradaki eğitimini 1929'da başarıyla bitiren araştırmacı, İstanbul'da konservatuvar müdürü Yusuf Ziya Demircioğlu ile birlikte ilk önemli folklor çalışmalarına imza attı. Tekrar Sivas'a yerleşen Sarısözen, bölgedeki lise ve muallim mekteplerinde dersler verirken halk oyunları ve ezgileri üzerine derinlemesine araştırmalar yaptı. O yıllarda halaylar üzerine yazdığı ilk makaleleri yerel neşriyatlarda yer buldu. Merakıyla topladığı bağlama, cura, ney, kaval, davul ve kemençe gibi yerel enstrümanlardan zengin bir çalgı koleksiyonu vücuda getirdi.
Halk Şairleri Bayramı ve Yurttan Sesler'in Doğuşu
Ahmet Kutsi Tecer'in 1930 yılında Sivas'a atanması, Sarısözen'in yaşamında yeni bir çığır açtı. İkili, 1931 yılında Halk Şairlerini Koruma Derneği'ni kurarak Türkiye'nin ilk halk şairleri bayramını düzenledi. Aşık Veysel başta olmak üzere pek çok halk ozanının tüm ülke tarafından keşedilmesine bu etkinlik zemin hazırladı. Sivas'taki başarılı faaliyetlerinin ardından 1936'da Ankara Devlet Konservatuvarı'nın kuruluş ekibine davet edildi. Konservatuvar bünyesinde 1938 yılında kurulan Folklor Arşivi'nin şefliğine getirilen Sarısözen, ülke genelinde tam on sekiz büyük derleme gezisi organize etti. Alanında uzman çalışma arkadaşlarıyla Anadolu'yu karış karış gezerek on bine yakın halk ezgisini bir araya getirdi. Ankara Radyosu'nda mesai arkadaşı Mesut Cemil Sel ile birlikte çalıştı. Radyoda "Biz Türkü Öğreniyoruz" ve "Yurttan Sesler" programlarını yayına sokarak halk müziğinde bir devrim gerçekleştirdi. Ankara, İzmir ve İstanbul radyolarında kurduğu topluluklarla, türkülerin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Ayrıca 1949 ve 1950 yıllarında İspanya ile İtalya'daki festivallere halk oyunları ekiplerinin gitmesine öncülük ederek uluslararası arenada birincilik kazanılmasına katkı sundu.
Folklor Mirası ve Ölümsüz Eserleri
Kariyeri boyunca topladığı kültürel hazineleri basılı yayınlarla da kalıcı hale getirdi. Özellikle halk müziğinin temel başvuru kaynaklarından sayılan üç önemli kitaba imza attı:
- Seçme Köy Türküleri (1941) – Halk müziği geleneğine dayalı ilk eğitim metodudur.
- Yurttan Sesler (1952) – Vokal ve enstrümantal notalardan oluşan zengin bir derlemedir.
- Türk Halk Musikisi Usulleri (1962) – Sınıflandırma ve ritmik analizleri içeren kapsamlı bir başvuru kaynağıdır.
Ayrıca göçmen Kazak Türklerinden derlediği kırk eseri barındıran yayımlanmamış "Altay Türkleri Halk Musikisi" çalışması ve "Toplu Halk Oyunlarından Sivas Halayları" adlı el yazmaları da müzik tarihine bıraktığı sessiz miraslar arasındadır. Özel yaşamında 1951 yılında sanatçı Neriman Altındağ Tüfekçi ile dünya evine giren Sarısözen'in bu birliktelikten Memil adında bir oğlu oldu. Evliliğini beş yıl sonra noktalayan müzik insanı, ömrünün son yıllarında sağlık sorunlarıyla mücadele etti. Ankara'da geçirdiği prostat ameliyatından sonra gelişen rahatsızlıklar sebebiyle 4 Ocak 1963 tarihinde, altmış dört yaşındayken hayata gözlerini yumdu. Naaşı Cebeci Asri Mezarlığı'nda toprağa verildi. Büyük derlemecinin hatırasına 2002 yılında PTT tarafından özel anma pulu basılmıştır.