Türk halk kültürünün ve müzik mirasının en önemli koruyucularından biri olarak tanınan Muzaffer Sarısözen, 1899 yılında Sivas'ta dünyaya gözlerini açtı. Hayatını Anadolu ezgilerini kayıt altına almaya adayan ünlü derleyici ve folklorist, aslen Nakşibendî şeyhi Hüseyin Hüsnü Efendi ile Zeliha Hanım'ın oğludur. Doğum adı Muzaffereddin Mazhar olan sanatçı, soyadı kanunu ilan edilmeden önceki dönemde Muzaffereddin ya da Muzaffer Sözen imzalarını kullandı. Kendisi, yarım asrı aşan yaşamı boyunca memleketin en ücra köşelerinden derlediği binlerce halk ezgisiyle Türk halk müziğinin kurumsal bir kimlik kazanmasında başrolü oynadı. Hayata veda ettiği 4 Ocak 1963 tarihine kadar Ankara ve Sivas başta olmak üzere tüm yurtta müzik öğretmenliği, koro şefliği ve arşiv yöneticiliği gibi hayati görevler üstlendi.
Sivas'tan Konservatuvara Uzanan İlk Yıllar
Kültür insanı Muzaffer Sarısözen, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını doğup büyüdüğü Sivas topraklarında geçirdi. İlk eğitim süreçlerini tamamladıktan sonra bir süre ilkokul düzeyinde öğretmenlik yaparak genç yaşta çalışma hayatına adım attı. Müzikal yeteneğinin fark edilmesiyle birlikte, Sivas vilayetinin sağladığı özel destek ve bütçeyle eğitim görmek üzere İstanbul Konservatuvarı bünyesine gönderildi. Burada geçirdiği verimli iki yılın ardından memleketi Sivas'a dönerek lise ve öğretmen okullarında müzik dersleri vermeye başladı. Kendisi bu yıllarda yerel enstrümanlara duyduğu büyük tutkuyla bağlama, cura, kemençe, kaval, tulum ve davul gibi çok sayıda halk sazını toplamaya başladı. Bu enstrümanlardan oluşturduğu özel koleksiyon, onun ileride gerçekleştireceği devasa folklorik çalışmaların ilk somut habercisi niteliğindeydi.
Sarısözen'in profesyonel kariyerindeki en büyük dönüm noktalarından biri, 1930 senesinde Sivas Milli Eğitim Müdürü olarak görev yapan ünlü şair ve oyun yazarı Ahmet Kutsi Tecer ile yollarının kesişmesi oldu. İkilinin ortak çabalarıyla Sivas'ta kurulan Halk Şairlerini Koruma Derneği, Türk edebiyat ve müzik dünyasına yepyeni bir soluk getirdi. Aynı yıl düzenlenen ilk Halk Şairleri Bayramı, o güne kadar adı duyulmamış olan efsanevi ozan Aşık Veysel'in tüm Türkiye tarafından keşfedilmesine zemin hazırladı. Bu tarihi buluşma, Sarısözen'in halk kültürünü gün yüzüne çıkarma kararlılığını daha da pekiştirdi.
Anadolu Adım Adım Geziliyor: Derleme Gezileri ve Yurttan Sesler
Devlet kadrolarının halk müziğine ilgisinin artmasıyla birlikte, başarılı müzisyen 1936 yılında başkent Ankara'ya davet edildi. Yeni kurulmakta olan Ankara Devlet Konservatuvarı bünyesinde planlanan derleme heyetlerine dahil edilen sanatçı, kısa süre içinde kalıcı kadroya geçti. Kendisi, 1938 yılında konservatuvarın Folklor Arşivi Şefliği görevine getirildi. Bu süreçte ülkemizin müzik tarihindeki en büyük saha çalışması olan Ankara Devlet Konservatuvarı Derleme Gezileri organize edildi. Sarısözen; Mahmut Ragıp Gazimihal, Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin ve Halil Bedii Yönetken gibi çok değerli akademisyenlerle omuz omuza çalışarak 1937 ile 1957 yılları arasında tam 18 büyük derleme seyahatine liderlik etti.
Aynı zamanda haftalarca, hatta aylarca süren bu zorlu yolculuklar boyunca Anadolu'nun her köyünü, her yaylasını karış karış gezen ekip, on binden fazla halk ezgisini ve halk hikayesini kayıt altına almayı başardı. Sarısözen tarafından titizlikle notaya dökülen bu hazine, TRT arşivlerine kazandırılarak kaybolmaktan kurtarıldı. Ankara Radyosu çatısı altında kurduğu ve yönettiği Yurttan Sesler programı ise derlenen bu eşsiz türkülerin kitlelerle buluştuğu en prestijli mecra haline geldi. Sanatçı ayrıca 1951 yılında ünlü halk müziği sanatçısı Neriman Altındağ Tüfekçi ile dünya evine girdi. Bu evlilikten 1952 yılında oğlu Memil Sarısözen dünyaya geldi.
Türk Halk Müziğine Bırakılan Ölümsüz Miras
Muzaffer Sarısözen'in hummalı çalışmaları neticesinde günümüze ulaşan ve Türk müzik dağarcığına altın harflerle yazılan bazı önemli eserler şunlardır:
- Gesi Bağları (Kayseri yöresine ait hüzünlü bir ağıt ve aşk türküsü)
- İzmir'in Kavakları (Ege bölgesinin en karakteristik zeybek ezgilerinden biri)
- Çayda Çıra (Elazığ yöresiyle özdeşleşmiş meşhur bir oyun havası ve türkü)
- Bülbülüm Altın Kafeste (Rumeli coğrafyasının en dokunaklı klasik eserlerinden biri)
- Misket (Ankara yöresinin neşeli ve hareketli oyun havası)
- Kolbastı (Karadeniz bölgesinin hareketli halk dansı ve ezgisi)
Kültürümüze ömrünü adayan efsanevi derleyici, özenle hazırladığı makaleleri ve notalı müzik kitaplarıyla ardında eşsiz bir akademik miras bıraktı. Kendisinin kaleme aldığı başlıca yazılı eserler arasında 1941 tarihli Seçme Köy Türküleri, 1952 basımlı Yurttan Sesler ve ömrünün son yılında yayımlanan Türk Halk Musikisi Usulleri yer almaktadır. 1962 yılında geçirdiği prostat rahatsızlığı sebebiyle ameliyat olan ve sonrasında sağlığı bozulan değerli müzik insanı, 4 Ocak 1963 tarihinde Ankara'da vefat etti. Naaşı Cebeci Asri Mezarlığı'na defnedildi. Sarısözen'in anısını yaşatmak adına pullara resmi basılmıştır. Ayrıca Ankara Radyosu karşısındaki parka büstü yerleştirilmiştir.
