Mustafa Muğlalı, 1882 yılında Muğla bünyesinde dünyaya gözlerini açtı. Türk askeri tarihinin en fırtınalı dönemlerine tanıklık eden bu isim, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanan çizgide ordu komutanlığına kadar yükselmiştir. Balkan Savaşları'ndan Kurtuluş Savaşı'na kadar pek çok cephede aktif olarak mücadele etti. Tarihler 1951'i gösterdiğinde ise hayata gözlerini bir cezaevinde, derin bir keder içinde yumdu. Özellikle Doğu sınırındaki olaylarla anılan general, hayatı boyunca kritik tarihi dönemeçlerin merkezinde yer almıştır.
Harbiyeden Cephelere Uzanan Üniforma Aşkı
Askerlik hayatına erken yaşta adım atan Muğlalı, eğitimini başarıyla tamamladıktan sonra cepheden cepheye koştu. İlk olarak 1901 yılında Kara Harp Okulu'ndan mezun oldu. Üç yıl sonra ise Harp Akademisi'ni başarıyla bitirdi. Balkan Savaşları patlak verdiğinde 16. Tümen bünyesinde kurmay olarak görev aldı. Kısa sürede yetenekleriyle öne çıkan genç subay, 1914 yılında binbaşı rütbesine terfi etti.
Osmanlı ordusunda hızla yükselen Muğlalı, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Adana Bölge Komutanlığı ve 12. Kolordu'da kurmay başkanlığı yaptı. 1915 yılında kaymakamlığa terfi etti. Savaşın ardından Askerî Temyiz Mahkemesi Üyeliği gibi kritik idari makamlarda da bulundu. Ancak vatanın işgali üzerine 1921'de Anadolu'ya geçerek Kurtuluş Savaşı'na katıldı.
Milli Mücadele döneminde sergilediği üstün başarılar ona büyük itibar kazandırdı. İslahiye bölgesinde çıkan Ermeni isyanını kararlılıkla bastırdı. Ardından Doğu Cephesi'ne tayin edildi. Burada gösterdiği liderlikle miralay rütbesine yükseldi. Savaş bittikten sonra hizmetlerinden dolayı Kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası ile onurlandırıldı.
Menemen Olayı ve Yüksek Askeri Makamlar
Cumhuriyet döneminde de yükselişini sürdüren paşa, 1927 yılında tuğgeneral rütbesine kavuştu. Bir yıl sonra Genelkurmay İkinci Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. 1930 yılında Türkiye gündemini sarsan Menemen Olayı meydana geldi. Asteğmen Kubilay'ın şehit edilmesiyle kurulan meşhur askeri mahkemenin başkanlığını üstlendi. Bu zorlu süreçteki duruşu ve kararlarıyla adından çokça söz ettirdi.
1931 yılında korgeneralliğe terfi eden askeri deha, Birinci Kolordu Komutanı olarak atandı. 1934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu ile doğduğu toprakları yaşatmak adına Muğlalı soyadını seçti. İkinci Dünya Savaşı yıllarında İstanbul Komutanlığı ve Yüksek Askerî Şûra üyeliği gibi stratejik görevlerde bulundu. 1942 yılında orgeneralliğe yükselen Muğlalı, hemen ardından Üçüncü Ordu Komutanı olarak Doğu sınırını korumakla görevlendirildi.
Mustafa Muğlalı'nın askeri kariyerinde yükseldiği önemli rütbeler şu şekildedir:
- Miralay (Albay) — 1922
- Mirliva (Tümgeneral) — 1927
- Ferik (Korgeneral) — 1931
- Orgeneral — 1942
Tarihe Geçen Özalp Olayı ve Son Yılları
Mustafa Muğlalı'nın askeri hayatının en tartışmalı sayfası 30 Temmuz 1943 tarihinde Van'ın Özalp ilçesinde açıldı. İkinci Dünya Savaşı'nın zorlu koşullarında, sınır bölgesinde artan kaçakçılık faaliyetleri ve gerginlikler bulunuyordu. Sınırın öte yanındaki aşiretlerin yağma hareketlerine karşılık vermek amacıyla yerel idareciler tarafından gayriresmi adımlar atılmıştı. İranlı bir aşiret reisine ait hayvan sürüsünün gasp edilmesiyle başlayan kriz, karşılıklı baskınlarla iyice tırmandı.
Bölgedeki gerilimi askeri bir müdahaleyle çözmek isteyen yerel yetkililer, Ankara'ya Rus askerlerinin sınıra yaklaştığı yönünde asılsız ihbarlar iletti. Durumu yerinde incelemek üzere görevlendirilen Orgeneral Muğlalı, bölge yöneticilerinin manipülasyonlarıyla karşı karşıya kaldı. Kendisine sunulan abartılı raporlar ve casusluk iddiaları neticesinde, adli makamlarca serbest bırakılmış 33 köylünün yeniden gözaltına alınmasını emretti. Müfettişlerin uyarılarına rağmen, yerel subayların telkinlerine inanan tecrübeli general, şüphelilerin sınıra götürülerek sorgulanması yönünde yazılı bir talimat verdi.
Bu talimatın ardından, aralarından bir kadının serbest bırakılmasıyla geriye kalan 32 kişi, elleri bağlı şekilde Çilli Gediği mevkisine götürüldü ve kurşuna dizildi. Olay kayıtlara çatışma olarak geçirilse de gerçeğin ortaya çıkması uzun sürmedi. 1946 yılından sonra değişen siyasi iklim ve muhalefetin baskısıyla konu yeniden gündeme taşındı. 1949 yılında askeri mahkemede yargılanan Muğlalı, olaydan birinci derecede sorumlu tutularak idama mahkûm edildi. Yaşı sebebiyle cezası yirmi yıl hapse çevrilen emekli orgeneral, hukuki süreç tamamlanamadan 11 Aralık 1951'de cezaevinde hayata gözlerini yumdu.
Ölümünden 36 yıl sonra, 1987 yılında iadeiitibar kararı alınarak naaşı Devlet Mezarlığı'na nakledildi. Dönem dönem askeri tesislere ismi verilip büstleri dikilse de 2011 yılında adının Van'daki hudut kışlasından kaldırılmasıyla bu tarihi tartışma toplumsal hafızadaki yerini korumaya devam etti.
