Türk sinemasının ve tiyatrosunun unutulmaz çınarlarından biri olan Muharrem Gürses, Yeşilçam dönemine damgasını vuran çok yönlü bir sanatçıdır. 15 Ağustos 1913 tarihinde Amasya'da dünyaya gelen usta isim; oyuncu, senarist, yönetmen ve yapımcı kimlikleriyle yerli sinema tarihinin en üretken figürleri arasında yer almıştır. Küçük yaşta ailesini kaybetmesine rağmen sanat tutkusundan vazgeçmeyerek tiyatro sahnelerinden gazete sayfalarına, oradan da sinema perdesine uzanan ilham verici bir kariyer inşa etmiştir. Özellikle hafızalarda yer eden Hababam Sınıfı serisindeki tatlı sert okul müdürü "Muharrem Gür" rolüyle geniş kitlelerin sevgisini kazanan usta sanatçı, sinemamızın altın çağında adından sıkça söz ettirmiştir.
Zorluklarla Dolu Gençlik Yılları ve Sahne Sevdası
Muharrem Gürses'in hayat yolculuğu, küçük yaşlarda karşılaştığı büyük trajedilerle ve zorluklarla şekillenmiştir. Birinci Dünya Savaşı sırasında babasını kaybeden Gürses, hemen ardından annesini de verem hastalığı sebebiyle yitirerek öksüz ve yetim kalmıştır. Büyükbabasının koruyucu kanatları altında büyüyen genç Muharrem, eğitim hayatına büyük önem vererek İstanbul Öğretmen Okulu'na girmiştir. Burada edebiyatımızın dev isimlerinden Faruk Nafiz Çamlıbel'in öğrencisi olma şansına erişen Gürses, okulu başarıyla bitirdikten sonra resim öğretmeni olarak mezun olmuştur. Ancak kalbinde öğretmenlikten çok daha büyük sahne ateşi yanıyordu.
Sanat kariyerine ilk adımı tiyatro sahnesinde atan Muharrem Gürses, 1931 yılında tiyatronun usta isimlerinden Hâzım Körmükçü'nün yeteneğini fark etmesiyle Şehir Tiyatroları'na (o dönemki adıyla Dârülbedâyi) katılmıştır. Şehir Tiyatroları bünyesinde sahne tozu yutan usta aktör, yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştır. Ne var ki bu parlak başlangıç, dönemin tiyatro yönetmeni Muhsin Ertuğrul ile yaşadığı bir anlaşmazlık neticesinde erken bir ayrılıkla sonuçlanmıştır. Dönemin ünlü eleştirmeni Nurullah Ataç'ın kendisini öven bir yazı kaleme almasının ardından Muhsin Ertuğrul, genç oyuncuyu yanına çağırarak bu övgünün arkasında tanıdık aracıların olduğunu iddia etmiş ve Gürses'i tiyatrodan uzaklaştırmıştır.
Tiyatro Girişimleri, Roman Tefrikaları ve Sinema Yılları
Tiyatrodan uzaklaştırılmak Muharrem Gürses'in içindeki sanat aşkını söndürmeye yetmemştir. Sanatçı, 1943 yılına gelindiğinde Türk tiyatrosunun ve sinemasının önemli simalarından Sezer Sezin ve Hulusi Kentmen ile bir araya gelerek Gürses Tiyatrosu adında yeni bir oluşum kurmuştur. Ne yazık ki bu özel tiyatro girişimi ekonomik ve yapısal koşullar nedeniyle uzun ömürlü olamamıştır. Bu gelişmenin ardından yazar Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu'nun yönlendirmesiyle yazı hayatına yönelen sanatçı, dönemin popüler gazetelerinde tefrika romanlar yazarak geçimini sağlamış ve edebi yönünü de güçlendirmiştir.
Kameranın arkasına geçişi ise 1945 yılında gerçekleşen önemli bir sinema projesiyle olmuştur. Yönetmen Refik Kemal Arduman'ın Köroğlu adlı sinema filminde yönetmen yardımcılığı görevini üstlenen Gürses, böylece Yeşilçam dünyasına resmen adım atmıştır. Setlerde kazandığı büyük tecrübelerin ardından 1965 yılında kendi film şirketini kurarak yapımcılık kariyerine de başlayan sanatçı; yönetmen, senarist ve yapımcı kimliklerini tek bir potada eritmiştir. Yeşilçam sinemasının duygusal yönü ağır basan melodram türüne yönelerek kendine has son derece başarılı bir tarz ve ekol oluşturmuştur. Çok yönlü kişiliğiyle sinemaya katkı sunan sanatçı, kamera arkasında aynı zamanda şu görevleri üstlenmiştir:
- Yönetmenlik: Melodram ekolünü kurarak gişe rekoru kıran filmler çekmiştir.
- Senaristlik: Birçok filmin senaryosunu bizzat kaleme almıştır.
- Yapımcılık: Kendi film şirketi aracılığıyla yapımlar üretmiştir.
Muharrem Gürses, sinema kariyeri boyunca döneminin en çok iş yapan ve gişe rekorları kıran yönetmenlerinden biri olmayı başarmıştır. Özellikle Yeşilçam'ın unutulmaz yıldızı Muhterem Nur ile gerçekleştirdiği ortaklık sinema tarihine altın harflerle geçmiştir. İkili, sinemaseverlerin hafızalarına kazınan tam 27 ortak filme imza atarak büyük bir başarıya ulaşmıştır. Bu filmler halk tarafından çok sevilmiş ve Türk sinemasında melodram ekolünün kökleşmesinde büyük bir pay sahibi olmuştur.
Sanatçının Mirası ve Son Yolculuğu
Kariyerinin ilerleyen dönemlerinde sadece kameranın arkasında değil, önünde de unutulmaz izler bırakan usta isim, Hababam Sınıfı serisindeki meşhur okul müdürü Muharrem Gür karakteriyle Türk sinema izleyicisinin kalbinde taht kurmuştur. Sanat dünyasına kazandırdığı değerli eserlerin yanı sıra, Türk televizyon ve mizah dünyasının tanınan isimleri olan Atilla Arcan ile Kemal Gökhan Gürses'in de babasıdır. Hayatının son yıllarını İstanbul'da geçiren usta sanatçı, 7 Nisan 1999 tarihinde 85 yaşındayken hayata gözlerini yummuştur. Türk sinemasının bu ulu çınarı, vefatının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir. Geride bıraktığı onlarca film, senaryo ve tiyatro eseriyle Yeşilçam'ın en üretken ve saygın sanatçılarından biri olarak anılmaya devam etmektedir.
