Türk edebiyat tarihinin en özgün topluluklarından biri olan Yedi Meşale'nin kurucu kadrosunda yer alan şair ve yazar Muammer Lütfi Bahşi, 1903 yılında İzmir'in Ödemiş ilçesinde doğmuş, hukuk ve ilahiyat eğitiminin ardından hakimlik ve avukatlık yaparak ömrünü milli temalı eserler üretmeye adamış önemli bir kalemdir.
Eğitim Hayatı ve Adalet Kürsüsündeki Yılları
Müderris Lûtfi Efendi'nin oğlu olarak dünyaya gözlerini açan Muammer Lütfi, çocukluk ve ilk gençlik yıllarını Ödemiş'te geçirdi. Eğitim hayatının ilk basamaklarını Ödemiş Rüştiyesi ve ardından Ödemiş İdadisi'nde başarıyla tamamladı. Yüksek öğrenimini tamamlamak için İstanbul'a gitti.
İstanbul'daki eğitim hayatı oldukça verimli geçti. Genç Muammer Lütfi, 1927 senesinde İlahiyat Fakültesi'nden mezun oldu. Adalet alanına duyduğu ilgi onu hukuk eğitimine yöneltti ve iki yıl sonra, 1929 yılında Hukuk Fakültesi diplomasını da cebine koydu.
Diplomasını aldıktan sonra ülkenin dört bir yanında hakimlik görevini icra etmeye başladı. Anadolu'nun farklı köşelerinde adalet dağıtan şair, şu ilçelerde görev yapmıştır:
- Antalya
- Kuşadası
- Bozdoğan
- Nazilli
- Muğla
- Ürgüp
- Demirci
Ancak bu sürekli yer değiştirme durumu bir süre sonra kendisini yormaya başladı. Mesleki hayatındaki bu göçebe düzenden usanan Bahşi, hakimlik görevinden kendi isteğiyle istifa etti. Doğduğu topraklar olan Ödemiş'e geri dönme kararı aldı. Yaşamının son gününe kadar burada serbest avukatlık yaparak hayatını kazandı. 7 Haziran 1947 tarihinde İzmir'de hayata gözlerini yumdu.
Yedi Meşale'den Serbest Nazma Edebi Yolculuk
Edebiyat dünyasına aruz ölçüsüyle yazdığı ilk şiirleriyle adım atan yazar, zamanla hece veznine yöneldi. Şiir dilindeki arayışları onu en nihayetinde serbest nazım formatında karar kılmaya götürdü. Eserlerinde ağırlıklı olarak milli meseleleri, vatan sevgisini ve toplumsal konuları işledi.
Türk edebiyatında yenilikçi bir rüzgar estiren Yedi Meşale topluluğunun kurucuları arasında yer aldı. Ancak bu meşhur edebi oluşumun en az tanınan, arka planda kalan üyesi olmaktan kurtulamadı. 1928 yılında Meşale dergisinin yayın hayatına son vermesiyle birlikte bu edebi topluluk da hızlıca dağıldı.
Topluluğun diğer üyeleri beş yıl aradan sonra, 1933'te Varlık dergisi çatısı altında yeniden bir araya geldi. Ne var ki Muammer Lütfi, arkadaş grubunun sanatsal dünyasından ve anlayışından oldukça uzaklaşmıştı. Bu sebeple yeni dönemde onların yanında yer almayı tercih etmedi. Yedi Meşale ortak kitabında yayımlanan şiirlerinin dışında, o dönemin popüler edebiyat dergilerinde de adından söz ettirmedi. Yazdığı şiirleri hiçbir zaman bir kitap haline getirip okuyucuya sunmadı.
Taşradaki Sanat Faaliyetleri ve Son Dönem
Büyük şehirlerin edebi hareketliliğinden uzak kalsa da Muammer Lütfi Bahşi yazı yazmaktan tamamen kopmadı.
1930'lu yılların sonlarına doğru Antalya'da yayınlanan Türk Akdeniz adlı derginin yazar kadrosunda kendine yer buldu. Bu yerel yayında kaleme aldığı yazılarla kültürel hayata katkı sağlamayı sürdürdü. Edebi kişiliği, şiir dünyasındaki sessiz ama derin duruşu her zaman ilgi çekti.
Nitekim dönemin ünlü araştırmacılarından Hikmet Dizdaroğlu, Varlık dergisinde onun sanatı ve yaşamı hakkında oldukça kapsamlı ve detaylı bir inceleme yazısı kaleme alarak bu sessiz şairi edebiyat tarihindeki yerine yerleştirdi. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra Bahşi soyadını alan yazar, Türk edebiyatının gizemli ve kendi kabuğuna çekilmiş kıymetli bir portresi olarak hafızalarda yer edindi.