Mihri Belli, Türk siyasi tarihinde derin izler bırakmakla kalmayıp sol hareketin ön saflarında mücadele eden komünist bir siyasetçi ve yazar olarak, 1915 yılının Aralık ayında İstanbul'un Silivri ilçesinde dünyaya geldi. Yaşamı boyunca komünist ideolojinin Türkiye'deki en önemli temsilcileri ve teorisyenleri arasında yer alan Belli, hem kalemiyle hem de doğrudan eylemleriyle ülkenin siyasi tarihinde derin izler bıraktı. Kurtuluş Savaşı döneminde Ankara yanlısı Trakya-Paşaeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti'nde faaliyet yürüten Mahmut Hayrettin Bey'in oğludur. Robert Kolej'i bitirdikten sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne gitti. Orada Mississippi Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. ABD'de geçirdiği bu dönem, onun Marksist düşünceyle tanışmasını ve ömrünü adayacağı devrimci mücadeleye ilk adımlarını atmasını sağladı. 16 Ağustos 2011 tarihinde İstanbul'da vefat eden yazar, gerisinde fırtınalı bir yaşam öyküsü bıraktı.
Amerika Yılları ve Türkiye'ye Dönüş
Amerika'da geçirdiği yıllar, Mihri Belli'nin dünya görüşünün şekillenmesinde belirleyici bir rol oynadı. 1936 yılında gittiği bu ülkede, sadece teorik çalışmalar yapmakla yetinmeyip gençlik ve işçi hareketlerinin de merkezinde yer aldı. Mississippi'deki siyahi yarıcılar arasında yürüttüğü çalışmalar, onun ezilen kesimlerin mücadelesine olan bağlılığını pekiştirdi. İktisat fakültesinden mezun olduktan sonra 1940 yılında vatanına geri döndü. Geri döner dönmez komünist hareketin içine girdi. O dönem tek parti yönetimindeki Türkiye'de yasa dışı faaliyet gösteren Türkiye Komünist Partisi (TKP) ile temas kurdu. Bu bağlantıyı, çocukluk arkadaşı ve dönemin TKP İstanbul il sekreteri olan Davit Nae aracılığıyla sağladı. Parti saflarında gösterdiği aktif çabalar sayesinde, 1942 yılının sonlarına doğru TKP Merkez Komitesi üyeliğine kadar yükseldi.
Siyasi faaliyetlerinin yanı sıra akademik dünyada da varlık gösteren Belli, 1943 ve 1944 yıllarında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nde görev yaptı. Burada ünlü akademisyen Ordinaryüs Profesör Fritz Neumark'ın asistanlığını üstlenerek akademik bir kariyer denedi. Aynı dönemde, sol düşünceli gençleri bir araya getiren İlerici Gençler Birliği'nin kurucuları ve teşkilatçıları arasında yer aldı. Ancak bu örgütsel faaliyetleri çok geçmeden devletin radarına girdi. 1944 yılında düzenlenen İlerici Gençler Birliği kovuşturması kapsamında tutuklanan Belli, yargılama sonucunda iki yıl hapis ve ardından sürgün cezasına çarptırıldı. Bu ceza, onun ilerleyen yıllarda yaşayacağı uzun tutukluluk ve sürgün dönemlerinin sadece bir başlangıcı olacaktı.
Yunanistan İç Savaşı ve Kaptan Kemal
Hapis cezasını tamamladıktan sonra 1946 yılında Türkiye'den ayrılan Belli'nin yolu bu kez komşu Yunanistan'a düştü. Yunan İç Savaşı'na aktif bir gerilla olarak katılan Belli, Demokratik Ordu bünyesinde mücadele etti ve askeri yeteneğiyle kısa sürede tabur komutanlığı rütbesine ulaştı. Cephede gösterdiği yararlılıklar ve liderlik vasıfları nedeniyle yoldaşları tarafından kendisine Kaptan Kemal (Kapetan Kemal) ismi verildi. Savaş meydanında iki defa yaralandı. Tedavisi Bulgaristan ve Sovyetler Birliği'nde yapıldı. Bu süreçte Yunancayı çok iyi düzeyde konuşacak kadar öğrendi. Kaptan Kemal'in bu sıra dışı ve sınırları aşan serüveni, yıllar sonra 2009'da Yunan yönetmen Fotos Lamprinos tarafından Kaptan Kemal, Bir Yoldaş adıyla belgesel filme dönüştürüldü.
Yunanistan'daki savaşın ardından 1950 yılında Türkiye'ye pasaportsuz giriş yaparken ve üzerinde tabanca bulundururken yakalanan Belli, tekrar cezaeviyle tanıştı. Kısa bir süre hapiste kaldıktan sonra salıverilse de, ertesi yıl Türk sol tarihinin en kapsamırnı operasyonlarından biri olan ünlü 1951 TKP tevkifatı dalgasında yeniden gözaltına alındı. Yargılama sürecinin sonunda yedi yıl hapis cezasına mahkum edilen Belli, ayrıca iki yıl dört ay boyunca zorunlu ikamete tabi tutuldu. Cezaevinden çıktıktan sonra üzerindeki baskılar nedeniyle yazılarını kendi ismiyle yayımlayamayan yazar, bir süre boyunca E. Tüfekçi takma adını kullanarak çeşitli mecralarda kaleme aldığı yazılarla fikirlerini aktarmaya devam etti.
Millî Demokratik Devrim Teorisi ve 68 Kuşağı
1960'lı yıllar, Mihri Belli'nin siyasi ve düşünsel yaşamında yeni bir dönüm noktası oldu. Yasal olarak kendi adıyla yazıp konuşma özgürlüğüne kavuşan yazar, sol düşüncenin yayılmasında kilit rol oynayan Yön dergisinin yanı sıra Türk Solu ve Aydınlık Sosyalist Dergi gibi önemli yayın organlarının çıkmasına destek verdi. Bu süreçte fikirleri nedeniyle iki kez daha tutuklanan ve aylarca hapiste yatan Belli, Türk siyasi literatürüne yön veren ünlü Millî Demokratik Devrim (MDD) tezlerini formüle etti. Bu tezler aracılığıyla, gelişmekte olan solcu gençlik hareketinin önder isimleriyle yakın ilişkiler kurdu.
Mihri Belli'nin mücadele dolu ömründen öne çıkan bazı önemli coğrafi duraklar şunlardır:
- Amerika Birleşik Devletleri: İktisat eğitimi aldığı, gençlik hareketlerine katıldığı ve Marksist ideolojiyle tanıştığı ilk gençlik dönemi durağı.
- Yunanistan: İç savaşa gerilla olarak katılıp tabur komutanlığına yükseldiği ve Kaptan Kemal adıyla ünlendiği cephe yılları.
- Bulgaristan ve Sovyetler Birliği: Çatışmalarda yaralandıktan sonra tedavi gördüğü ülkeler.
- İstanbul: Doğduğu, üniversitede asistanlık yaptığı, sol yayınları çıkardığı ve ömrünün son yıllarını geçirdiği şehir.
Milli Demokratik Devrim tezi, kısa süre içerisinde sol gençlik hareketleri içinde en hakim görüşlerden biri haline gelmeyi başardı. Bu teori, Türkiye'de gelişmekte olan 68 kuşağı gençlik hareketinin devrimci ve Marksist bir kimlik kazanmasında son derece kritik bir rol üstlendi. Mihri Belli, hayatının son anına dek inandığı sosyalist değerler doğrultusunda yazmaya ve üretmeye devam ederek, Türk solunun efsanevi önderlerinden biri olarak tarihteki yerini aldı.
