Melih Cevdet Anday, 13 Mart 1915 tarihinde İstanbul'da gözlerini dünyaya açtı. Edebiyat dünyasında çığır açan ünlü şair, 30 Kasım 2002'de 87 yaşındayken hayata veda ederek Büyükada'da toprağa verildi. Türk şiirinin klasikleşmiş kalıplarını kökten yıkarak modernleşmenin öncülüğünü üstlenen Anday, yakın dostları Orhan Veli Kanık ve Oktay Rıfat ile birlikte başlattığı Garip hareketiyle edebiyatımızda adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Sosyal hayatın yansımalarını, sıradan insanların günlük hallerini ve toplumsal ironiyi edebiyatımıza kazandıran çok yönlü bir sanatçıdır. Şiir, tiyatro, roman ve gazetecilik alanlarında ürettiği zengin eserlerle Türk yazın tarihinde silinmez izler bırakmıştır. Sanatçı, edebiyata yön veren bu özgün duruşuyla evrensel değerleri kucaklamıştır.
Edebiyatta Devrim: Garip Akımı ve Şiirde Yenilikçilik
Melih Cevdet'in edebiyata olan tutkusu, aslında edebiyat fakültesini yarıda bırakıp hukuk okuyan babası avukat Cevdet Bey'den miras kalmıştı. Çocukluk yıllarını Kadıköy semtinin hareketli Bahariye semtinde geçiren yazar, ilk öğrenimi için eski Fenerbahçe Stadı'nın hemen yan tarafında yer alan tarihi Taş Mektep isimli okula gönderilmiştir. Ardından Kadıköy Sultanisi'nde ortaöğrenime başladı. Ailesinin Ankara'ya taşınmasıyla eğitim hayatı Ankara Erkek Lisesi'nde devam etti. Burada tiyatroya ilgi duyması, onun sanat yolculuğundaki en önemli dönüm noktası oldu. Ortaokuldan beri arkadaşı olan Oktay Rıfat ve bu dönemde tanıştığı Orhan Veli Kanık ile edebiyat tarihini değiştirecek sacayağını kurdular. Edebiyat öğretmenleri Ahmet Hamdi Tanpınar bu yetenekli gençleri hemen fark etti. Gençler, okul kooperatifinin desteğiyle Sesimiz dergisini çıkararak hece vezniyle ilk amatör şiirlerini burada yayımladılar.
Lise bittikten sonra yükseköğrenim için farklı yollara saptılar. Melih Cevdet, Ankara'da Hukuk ve ardından Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ne devam etse de eğitimlerini yarıda bıraktı. Devlet Demiryolları'nda memurluğa başladı. Arkadaşlarının Ankara'da tekrar bir araya gelmesiyle edebi çalışmalarına hız verdiler. Dönemlerindeki ağır, süslü ve yapay sanat diline karşı çıkıyorlardı. Günlük yaşamı yalın bir dille aktarmak istiyorlardı. Nahit Sırrı Örik'in tavsiyesiyle şiirleri Varlık dergisinde yayımlanmaya başladı. Derginin sahibi Yaşar Nabi Nayır, onları edebiyatımıza yeni hava getiren üç şair olarak tanıttı. Melih Cevdet'in kasım 1936'da yayımlanan Ukde şiiri, bu yeni dönemin ilk kıvılcımıydı. 1938 yılında sosyoloji eğitimi için Belçika'ya gitse de arkadaşlarıyla mektuplaşarak ortak şiir anlayışını geliştirmeye devam etti. II. Dünya Savaşı gerginliği yüzünden 1940'ta ülkeye dönerek askere gitti. Vatani görevini Aydın'da tamamladıktan sonra, Milli Eğitim Bakanlığı Neşriyat Müdürlüğü'nde danışman oldu. Üç arkadaş, 1941 yılında çıkardıkları Garip adlı ortak kitapla Türk edebiyatında resmen bir ihtilal başlattılar. Kafiye, süslü kelimeler ve aşır duygusallık artık geride kalmıştı. Sade halk dili ve sıradan konular şiirin merkezine yerleşti.
Toplumsal Gerçekçilik, Tiyatro ve Gazetecilik Yılları
Garip hareketinin başarısından sonra Melih Cevdet, kendini sürekli yenileme arayışına girdi. Rahatı Kaçan Ağaç, Telgrafhane ve Yanyana kitaplarıyla şiirini daha evrensel ve toplumsal boyutlara taşıdı. Şieri "bilinen sözcüklerle bilinmeyen sözler yaratmak" şeklinde tanımlıyordu. Ancak Yanyana kitabındaki kavgacı ve eleştirel ton nedeniyle hakkında dava açıldı. Kitabı toplatılsa da yazar kısa sürede beraat etti. 1946'da geçici olarak Konya'ya tayin edildi, sonrasında Ankara Kitaplığı'nda tasnif memurluğu yaptı. 1949'da arkadaşlarıyla birlikte Yaprak dergisinde yer aldı. Tarihler 1951 yılını gösterdiğinde İstanbul'a taşınan büyük şair, Akşam gazetesinin iç sayfa sekreterliğini üstlenerek kültür-sanat editörlüğüyle birlikte profesyonel gazetecilik kariyerinin de ilk adımlarını atmış oldu.
Siyasi nedenlerle işine son verilince, 1954'te İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nde fonetik ve diksiyon dersleri vermeye başladı. LCC tiyatro okulunda mitoloji dersleri okuttu. Doğan Kardeş Yayınları için çalıştı. 1958'de Tercüman gazetesinde Yaşar Tellidede takma adıyla köşe yazıları yazdı. Farklı mecralarda Niyaz Niyazoğlu, Murat Tek ve H. Mecdi Velet gibi takma isimler kullandı. 1960 yılında Cumhuriyet gazetesinde yazmaya başladı ve bu değerli köşeyi ömrünün sonuna dek sürdürdü. Düz yazı alanında da büyük başarılar yakalayarak Aylaklar romanını ve İçerdekiler oyununu kaleme aldı. Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan ve Macaristan gezilerini bir seyahatnamede topladı. 1964-1969 yılları arasında TRT Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulundu.
Mitolojik Derinlik, Uluslararası Başarılar ve Mirası
Anday, 1963 yılında yayımladığı Kolları Bağlı Odysseus eseriyle şiirinde yepyeni bir evre başlattı. Doğa, zaman ve insan etkileşimini felsefi bir dille ele aldı. Çevirdiği yirmi beş civarındaki mitoloji kitabından beslenerek şiirlerini daha soyut ve simgesel ögelerle zenginleştirdi. Homeros, Eliot, Ezra Pound ve Karacaoğlan gibi isimlerin sentezini oluşturdu. Eserleriyle pek çok saygın ödülün sahibi oldu.
Usta edebiyatçının aldığı saygın ödüllerden bazıları şunlardır:
- 1967-68 İlhan İskender Armağanı (Mikado'nun Çöpleri oyunuyla)
- 1970 TRT Sanat Ödülleri Roman Armağanı (Gizli Emir eseriyle)
- 1973 TDK Çeviri Ödülü (Buz Sarayı romanı çevirisiyle)
- 1976 Yeditepe Şiir Armağanı (Teknenin Ölümü adlı şiir kitabıyla)
- 1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü (Sözcükler şiir derlemesiyle)
- 1981 İş Bankası Büyük Ödülü (Ölümsüzlük Ardında Gılgamış şiir kitabıyla)
1977 yılında Belediye Konservatuarından emekli olan usta yazar, 1979'da UNESCO Genel Merkezi Kültür Müşaviri olarak Paris'e gitti. Bir yıl boyunca Paris Eğitim Müşavirliği görevini de yürüttü. Kültürler arasında köprüler kuran Anday'ın eserleri İngilizce, Fransızca, Rusça, Almanca, Bulgarca ve Yunanca gibi pek çok dile çevrildi. 1971 yılında UNESCO, Melih Cevdet Anday'ı Cervantes, Tolstoy ve Dante gibi dünya klasikleri arasında gördüğünü ilan etti. Düşünsel derinliği ve yenilikçi sanat anlayışıyla modern Türk edebiyatının en parlak yıldızlarından biri olmayı sürdürmektedir.