Milli Mücadele döneminin en önemli kahramanlarından biri olan Mehmet Necati Memişoğlu, 1879 senesinde Rize coğrafyasının tarihi ve kültürel zenginlikleriyle bilinen Hemşin bölgesindeki Şenyuva (Çinçiva) köyünde dünyaya gözlerini açtı. Doğup büyüdüğü toprakların vatansever ruhunu hayatı boyunca taşıyan bu değerli şahsiyet, ülkenin en kritik virajlardan geçtiği dönemlerde büyük sorumluluklar alarak adını tarihe yazdırmayı başardı. Hemşinli devlet adamı, gerek aldığı üstün nitelikli eğitimler gerekse siyasi arenadaki aktif mücadelesiyle yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin yapı taşlarından biri oldu. Kendi döneminin zorlu koşullarına rağmen eğitim aşkından ve memleket sevdasından ödün vermeyerek adeta bir aydınlanma meşalesi yaktı. Mehmet Necati Bey, bağımsızlığa giden o çetin yolda hem cephe gerisinde hem de meclis kürsüsünde milletinin gür sesi olmayı bildi. O, vatanı için her türlü fedakarlığı göze aldı.
Eğitim Hayatı ve Çok Yönlü Mesleki Kariyeri
Genç Necati Efendi, eğitim hayatında o dönemin en seçkin ve nitelikli okullarında sıraları doldurarak entelektüel altyapısını en sağlam şekilde inşa etti. Bu kapsamda öğretmen yetiştirme gayesiyle kurulan prestijli eğitim kurumu Darülmuallimin'de dersler alarak ilk büyük adımını attı. Eğitime olan büyük tutkusu onu burada durdurmadı. Böylece ülkenin hukuk alanındaki en yüksek eğitim merkezi olan Darülfünun Hukuk Mektebi'ne yöneldi. Zorlu hukuk eğitimini de üstün başarıyla nihayete erdirdi. Diplomalarını cebine koyan genç aydın, tek bir mesleğe saplanıp kalmak yerine çok yönlü kişiliğini iş hayatına da yansıtmayı seçti. Hayatı boyunca farklı alanlarda topluma hizmet etmeyi ilke edinen aydın kişilik, şu önemli meslekleri icra etti:
- Hemşin bölgesinde gururla sürdürdüğü öğretmenlik faaliyetleri,
- Ticari hayata adım atarak gerçekleştirdiği tüccarlık girişimleri,
- Toprakla bağını koparmayarak uzun yıllar meşgul olduğu çiftçilik uğraşları,
- Hukuk diplomasının verdiği yetkiyle yürüttüğü dava vekilliği yani avukatlık hizmeti.
Bu geniş yelpazedeki iş tecrübeleri, onun halkın her kesiminden insanı yakından gözlemlemesine ve toplumsal sorunları derinlemesine analiz etmesine imkan tanıdı. Kariyerindeki bu büyük çeşitlilik, siyaset sahnesinde alacağı kritik kararlarda onun en büyük rehberi ve dayanağı haline gelecekti.
Milli Mücadele Yılları ve Siyasi Dönüm Noktaları
Vatanın dört bir yanının düşman işgaliyle sarsıldığı en buhranlı yıllarda, Mehmet Necati Bey milli uyanışın ön saflarında kendine yer buldu. Bölgesinin haklarını savunmak ve kurtuluş planını hazırlamak adına Türk tarihinin en önemli dönemeçlerinden biri olan Erzurum Kongresi'ne iştirak etti. Kongre salonunda sergilediği vatansever ve kararlı tutum, delegelerin takdirini kazanarak onu ulusal kurtuluş hareketinin merkezine doğru taşıdı. Bağımsızlık ateşinin tüm yurdu sardığı o tarihi sürecin devamında, Ankara'da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kurucu kadrosuna girdi. Yeni Türk devletinin inşasında sorumluluk aldı. TBMM I. Dönem milletvekili seçimlerinde Lazistan bölgesini temsil etmek üzere milletin vekili unvanını gururla omuzladı. Milli kararların alındığı meclis koridorlarında Lazistan'ın sesi olan vekil, halkla iç içe olmayı sürdürdü. Meclis çatısı altında hem bölgesel sorunları dile getirdi hem de yeni devletin temellerini oluşturan yasal düzenlemelerde aktif roller üstlendi. Yasama faaliyetlerinin yanı sıra vatan savunmasının en kritik anlarında gösterdiği eşsiz yararlılıklar, devlet kademesinde büyük bir takdirle karşılandı. Milli Mücadele'deki bu fevkalade üstün hizmetleri ve cephede gösterdiği eşsiz kahramanlıkları nedeniyle kendisine, dönemin en büyük şeref nişanesi olan kırmızı-yeşil şeritli İstiklal Madalyası gururla takdim edildi. Bu kutlu madalya, onun vatanına duyduğu sonsuz bağlılığın ve gösterdiği feragatin en somut nişanesi olarak tarihe geçmiştir.
Özel Yaşamı, Vefatı ve Bıraktığı Miras
Hayatını vatanına ve milletine adamış bu seçkin devlet adamı, özel yaşamında da son derece düzenli ve örnek bir aile babasıydı. Evlilik birliğiyle taçlandırdığı huzurlu yuvasında, bir evlat sahibi olarak babalık duygusunu en güzel şekilde yaşadı. Siyasi sorumluluklarının yanında ailesine her zaman zaman ayırdı. Onun ömrünü adadığı vatan sevgisi, yeni kuşaklara aktarılan en kıymetli hazinedir. Cumhuriyet'in sancılı kuruluş yıllarını ve ardından gelen görkemli yükselişini gururla izleyen Memişoğlu, 6 Mart 1959 tarihinde hayata gözlerini yumdu. Geride tertemiz bir geçmiş bıraktı. Aynı zamanda gelecek nesillere bağımsız bir ülke hediye etti. Rize'nin Hemşin topraklarından yükselen bu cesur ses, Türk siyasi tarihinin altın sayfalarında saygıyla ve rahmetle anılacaktır.
