Türk siyasetinin ve diplomasisinin en fırtınalı dönemlerine tanıklık eden Mehmet Ercan Vuralhan, 19 Mart 1943 tarihinde Malatya'da dünyaya gözlerini açtı. Devlet kademelerinde uzun yıllar önemli görevler üstlenen isim, Turgut Özal liderliğinde kurulan II. Özal Hükümeti kabinesinde Millî Savunma Bakanı olarak görev aldı. Siyasi kariyerinde zirveye ulaştığı bu görkemli yıllardan sonra adı çeşitli hukuki süreçler ve tartışmalarla anılan eski bakan, 18 Nisan 2018 günü İstanbul Sirkeci'de karıştığı bir alacak verecek tartışması sonucu Yüksel Karababa tarafından bıçaklanarak hayatını kaybetti. Cenazesi ise 20 Nisan 2018 günü Nakkaştepe Mezarlığı'nda toprağa verildi.
Diplomasi Koridorlarından Bakanlık Koltuğuna
Ercan Vuralhan'ın devlet hizmetindeki yolculuğu, 1965 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi mezuniyetiyle başladı. Bu başarının hemen ardından, 28 Aralık 1965'te Dışişleri Bakanlığı Dördüncü Dairede aday meslek memuru olarak diplomasi kariyerine ilk adımını attı. İlk görevi aday meslek memurluğuydu. Aynı dairede 23 Haziran 1966 tarihinde Üçüncü Katipliğe terfi etti. Askerlik hizmetini 1 Nisan 1967 ile 31 Mart 1969 tarihleri arasında ifa etti. Vatani vazifesinin ardından Batı Dairesinde Üçüncü Katip olarak çalışmaya başladı. Buradaki görevini başarıyla sürdürerek 9 Ocak 1970'te İkinci Katip oldu. Ardından Sofya Büyükelçiliği İkinci Katipliği görevine atandı. Bu görevde gösterdiği liyakatle 12 Kasım 1971'de Başkatipliğe getirildi.
Yurt dışı misyonları çerçevesinde 31 Temmuz 1972'de Stuttgart Başkonsolosluğu Birinci Sınıf Konsolosluğuna getirildi. 7 Temmuz 1975'te aynı temsilcilikte Maiyette Başkonsolos sıfatıyla sorumluluk üstlendi. Türkiye'ye dönüşünde Araştırma ve Siyaset Planlama Genel Müdürlüğünde 31 Ekim 1975'te Şube Müdürü oldu. Çok geçmeden, 5 Temmuz 1976'da Bütçe ve İdare Dairesi Şube Müdürlüğü görevini devraldı. 29 Eylül 1977 tarihinde Lahey Büyükelçiliği Orta Elçilik Müsteşarlığına atanan Vuralhan, sırasıyla 7 Temmuz 1978'de Üçüncü Sınıf, 28 Eylül 1979'da İkinci Sınıf ve 14 Eylül 1981'de Birinci Sınıf Büyükelçilik Müsteşarlığına kadar yükseldi. Merkez teşkilatında da önemli pozisyonlara getirilen isim, 1 Ekim 1981'de İdari İşler Genel Müdürlüğü Birinci Dairesinde İkinci Sınıf Daire Başkanı oldu. Ardından 8 Kasım 1983'te Komptrolörlük (İdari ve Mali İşler) Daire Başkanlığı koltuğuna oturdu. Bakanlıktaki son büyük ataması ise 16 Mart 1987'de Riyad Büyükelçiliği ile gerçekleşti. Ancak buradaki görevinden kısa bir süre sonra, 17 Eylül 1987'de istifa ederek diplomasiye veda etti.
Vuralhan'ın yurt dışındaki diplomatik görev yerleri ve önemli istasyonları şu şekilde sıralanmaktadır:
- Stuttgart Başkonsolosluğu Birinci Sınıf Konsolosluğu ve Maiyette Başkonsolosluk görevi
- Sofya Büyükelçiliği bünyesindeki İkinci Katiplik vazifesi
- Lahey Büyükelçiliği Orta Elçilik Müsteşarlığı ve sonrasındaki müsteşarlık dereceleri
- Riyad Büyükelçiliği görevlendirmesi
Siyaset Arenası ve Tartışmalı İhaleler
İstifasının hemen sonrasında siyasete yönelen deneyimli diplomat, 1987 Genel Seçimlerinde Anavatan Partisi listelerinden Ankara milletvekili seçilerek meclise girdi. Başbakan Turgut Özal tarafından kurulan kabinede Millî Savunma Bakanı görevini üstlendi. Ancak bakanlık dönemi, ardı ardına gelen büyük iddialarla sarsılacaktı. 1988 yılına gelindiğinde, Dışişleri Bakanlığı döneminde alınan zırhlı araçların ihalesinde usulsüzlük ve yolsuzluk yaptığına dair ciddi suçlamalarla karşı karşıya kaldı. Bu sert eleştirilere ve baskılara rağmen görevinden istifa etmedi. Kendisine inanan dönemin başbakanı Turgut Özal da bu süreçte kendisine tam destek verdi. Eski bakanın adı daha sonraki yıllarda da gündemden düşmedi. Özellikle içindeki otuz sekiz kişinin hayatını kaybettiği ve peş peşe düşen Casa tipi askeri nakliye uçaklarının alımına dair ihaleyi bizzat açmış olması, kamuoyunda uzun yıllar boyunca tartışılmaya devam etti.
Hukuki Süreçler, Firar ve Cezaevi Yıllari
Bakanlık sonrasında Vuralhan'ın hayatı bambaşka bir mecraya sürüklendi ve adli makamlarla başı sık sık derde girdi. Milenyum yılı olan 2000'de, Balıkesir Manyas'ta beş bin konut inşa ettireceği vaadiyle ortaya çıktı. Bu proje kapsamında Kor İnşaat adlı firmaya su basmanı ihalesi vererek karşılığında teminat olarak aldığı 1,4 trilyon Türk lirası değerindeki çekle ortadan kayboldu. Bu hadise sonrasında dolandırıcılık ve Çek Kanunu'na muhalefet etmek suçlarından polis ekipleri tarafından aranmaya başlandı. İlginçtir ki, güvenlik güçleri tarafından hararetle aranırken Florya Atatürk Deniz Köşkü'ndeki Türkiye Büyük Millet Meclisi misafirhanesinde konaklıyordu.
Bakırköy'de gerçekleştirilen tesadüfi bir asayiş kontrolü esnasında gözaltına alındı. Ancak üzerinde bulunan TBMM kimlik kartında isminin sadece Ercan Vuralhan yazması, buna karşın mahkemece verilen tutuklama kararının Mehmet Ercan Vuralhan adına düzenlenmiş olması sebebiyle serbest bırakılmayı başardı. Karar Ercan Vuralhan adına değildi. Adaletten kaçışı nihayet dört yıl sürebildi. Sürmeli Oteli'nde gerçekleştirilen operasyonla yakalanarak Kartal Cezaevi'ne gönderildi. Hukuki süreçleri devam eden eski bakan, daha sonra 2011 yılında tekrar tutuklanarak Paşakapısı Cezaevi'ne nakledildi. Olayın ardından yargılanan sanık Karababa, mahkeme heyeti tarafından haksız tahrik indirimi de uygulanarak on iki buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Karababa on iki buçuk yıl hapis cezası aldı.