Türk edebiyatında toplumsal gerçekçiliğin en önemli kilometre taşlarından biri olan, 1950'li yıllarda Köy Edebiyatı akımını başlatan yazar, şair ve öğretmen Mahmut Makal, 1 Ocak 1930 tarihinde Aksaray'ın Gülağaç ilçesine bağlı Demirci Kasabası'nda dünyaya geldi. Hayatı boyunca kalemiyle Anadolu insanının sesini duyurmaya çalışan aydın, Bizim Köy eseri ile Türkiye'de büyük bir uyanışın kapılarını aralarken, ardında unutulmaz bir kültürel miras bıraktı. O, Anadolu'nun sesini duyurdu. Bu ses büyük yankı buldu. 10 Ağustos 2018 günü Ankara'da yaşama gözlerini yuman Makal, sadece bir edebiyatçı değil, aynı zamanda köy yaşamının sorunlarını doğrudan gözlemleyip aktaran cesur bir eğitimciydi.
Köy Enstitüsünden Varlık Dergisine Uzanan Yol
Genç yaşta eğitim hayatına adım atan Mahmut Makal, 1943 yılında İvriz Köy Enstitüsü bünyesinde eğitim almaya başladı. Enstitü çatısı altındaki nitelikli eğitimini 1947 senesinde başarıyla tamamlayarak mezuniyetini elde etti. Genç bir öğretmen olarak kendi memleketine yakın bir konumda yer alan, Aksaray iline bağlı Nurgöz köyü sınırlarında tam altı yıl boyunca öğretmenlik mesleğini icra etti. Görev yaptığı bu uzun süreç, genç yazarın Anadolu gerçekliğine dair gözlem yeteneğini derinden pekiştirdi. Edebiyat dünyasına ilk olarak şiir yazarak adım atan Makal'ın ilk eserleri, 1945 yılında Türk'e Doğru ve ardından 1946'da Köy Enstitüsü dergilerinde okurla buluştu. Yazın hayatındaki asıl çıkışını ise ünlü Varlık Dergisi sayfalarında yayımlanan Köy Notları başlıklı yazı serisiyle gerçekleştirdi. Nurgöz köyündeki zorlu yaşam şartlarını, köylülerin günlük mücadelelerini ve Anadolu'nun yalın gerçekliğini anlattığı bu yazılar, her ay düzenli şekilde dergide yer buldu. Yazılar her ay yayımlanıyordu. 1948 yılının Mayıs ayında başlayan bu serüven, kısa sürede edebiyat çevrelerinin ilgisini çekmeyi başardı.
Bizim Köy Çığırı ve Hukuk Mücadelesi
Varlık Dergisi'nde büyük ilgi toplayan köy notları, 1950 yılına gelindiğinde Bizim Köy adı altında kitaplaştırılıp basıldı. Eser, Türkiye'nin sosyal yapısını sarsan ve köy gerçeğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren büyük bir etki yarattı. Kitabın yarattığı büyük yankı sonrasında Makal, ceza almasa da tutuklanmaktan kurtulamadı. Dönemin ünlü şair ve yazarlarından Oktay Rifat, tutukluluk sürecinde Makal'ın savunmasını üstlenen avukat oldu. Kamuoyunda yankı uyandıran mahkeme sürecinin ardından genç yazar, herhangi bir ceza almadan özgürlüğüne kavuştu. Öğretmenlik döneminin ardından eğitimine devam etmek isteyen Makal, 1953 senesinde Ankara Gazi Enstitüsü'ne girdi. Kendini geliştirmeyi sürdüren yazar, o dönemde sosyoloji alanında çalışmalar yürütmek üzere Fransa'daki Avrupa Sosyoloji Merkezi'ne araştırma yapmaya gitti. Kendisi, 1965 yılı genel seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi çatısı altında İstanbul milletvekili adayı oldu. Bu, önemli bir adımdı.
Sürgünler, Müfettişlik ve Dünya Çapında Bir Miras
Fikirleri ve eserleri nedeniyle yaşamı boyunca çeşitli zorluklarla karşılaşan Mahmut Makal, Antalya, Ankara ve Adana bölgelerinde İlköğretim Müfettişliği görevlerinde bulundu. Buna karşın, eğitim alanında gerçekleştirdiği yenilikçi çalışmalar ve savunduğu fikirler üzerindeki baskılar hiç eksilmedi. Kitapları ve savunduğu düşünceler unvanlarını kaybetmesine yol açtı. Yazar, düşünceleri yüzünden bir müddet cezaevinde de yattı. Milli Eğitim Bakanlığı kararıyla müfettişlik yetkileri elinden alınan yazar, tekrar öğretmen statüsüne düşürüldü. Yaşanan bu hak kaybının ardından, İstanbul Sağır ve Dilsizler Okulu bünyesinde Türkçe öğretmeni olarak görevlendirildi. 1971 yılında bu Türkçe öğretmenliği görevini bıraktı. Yazar, şu faaliyetlerde bulundu:
- 1971-1972 yılları arasında Bizim Köy Yayınları'nı yönetti.
- 1972 yılında Venedik Üniversitesi'nde Türk Dili ve Edebiyatı dersleri verdi.
- Meslek hayatı 17 yıl sürdü.
Fikirleri sınırlarımızı aşan Makal, 1967 yılında UNESCO tarafından dünya gençliğine örnek insan unvanıyla onurlandırıldı. Yazarın kaleme aldığı eserler, ulusal sınırları aşarak dünya genelinde de büyük bir ilgiyle karşılandı. Kitapları Almanca, Rusça, Fransızca, İngilizce, Macarca, İtalyanca, Bulgarca, Lehçe, Romence, Farsça ve İbranice başta olmak üzere birçok yabancı dile tercüme edildi. Türk edebiyatının bu öncü kalemi, 10 Ağustos 2018 tarihinde Ankara Hacettepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde hayatını kaybetti.