Leyla Gencer, 10 Ekim 1928’da İstanbul’un Polonezköy semtinde dünyaya geldi; 10 Mayıs 2008’de Milano’da hayatını kaybetti. Batı opera dünyasında “La Diva Turca”, “La Gencer” ve “La Regina” gibi lakaplarla anılan sanatçı, 20. yüzyılın en büyük sopranoları arasında anılır. Aslen Ayşe Leyla Çeyrekgil olan sanatçı, babası Safranbolulu bir aileden gelen Hasanzade İbrahim Bey, annesi ise Polonyalı Katolik kökenli Alexandra Angela Minakovska’dır. Evlilikle Müslüman olan annesi Atiye adını almış; aile, 1934 soyadı kanunuyla Çeyrekgil soyadını benimsemiştir.
Ses Eğitimi ve İlk Adımlar
Babasını küçük yaşlarda kaybeden Leyla, İstanbul İtalyan Lisesi’ni tamamladıktan sonra İstanbul Devlet Konservatuvarı’nda ses eğitimi aldı. Orkestra şefi Muhittin Sadak ve besteci Cemal Reşit Rey’in öğrencisi oldu. Ankara’da eğitimini sürdürdüğü dönemde Giannina Arangi-Lombardi ve Apollo Granforte gibi İtalyan sanatçılardan ders aldı. 1950’de Ankara Devlet Operası sahnesinde Mascagni’nin Cavalleria Rusticana eserinde Santuzza rolünü yorumlayarak mesleki kariyerini resmen başlattı. Kısa sürede adını duyuran Gencer, Harry S. Truman, Dwight Eisenhower, Mareşal Tito, İran Şahı Rıza Pehlevi ve Ürdün Kralı Hüseyin gibi devlet başkanlarının huzurunda resitaller verdi.
1946’da bankacı İbrahim Gencer ile evlenen Leyla, eşinin erken ölümünün ardından bir daha evlenmedi ve sanatçı kimliğini “Gencer” soyadıyla sürdürdü.
La Scala ve Uluslararası Kariyer
1953’te Türkiye-İtalya Kültür Anlaşması kapsamında Roma’ya giden Gencer, bir yıl sonra Napoli San Carlo Tiyatrosu’nda Madame Butterfly ve Yevgeni Onegin operalarını seslendirdi. Asıl kırılma noktası 26 Ocak 1957’de yaşandı: La Scala Tiyatrosu’nda ilk kez sahneye çıkarak Poulenc’in Les Dialogues des Carmélites operasının dünya prömiyérinde Lidoine rolünü canlandırdı. Aynı yıl Mülano Duomo Katedrali’ndeki Toscanini anıma töreninde şef Victor De Sabata yönetiminde Verdi’nin Requiem’ini yorumladı.
1957-1980 yılları arasında La Scala’da seslendirdiği eserler arasında şul yapıtlar öne çıkar:
- Giuseppe Verdi: Don Carlos, La Forza Del Destino, Aida, Macbeth, Simon Boccanegra, I Vespri Siciliani
- Gaetano Donizetti: Poliuto, Lucrezia Borgia
- Vincenzo Bellini: Norma
- Wolfgang Amadeus Mozart: Idomeneo
- İldebrando Pizzetti: L’Assassinio nella Cattedrale (1958 dünya prömiyeri)
1960’larda kariyerinin doruk noktasına ulaşan Gencer, bilinmeyen ve unutulmuş eserleri gün ışığına çıkarmayı bir ilke edindi. 1963’te Verdi’nin gözden düşmüş operası Küdüs’te Elena rolünü oynadı; bunu Donizetti’nin Robert Devereux’indeki Kraliçe Elizabeth ve Bellini’nin 130 yıldır sahnelenmemiş Beatrice di Tenda’sı izledi. Gui, Serafin, Gavazzeni ve Muti gibi İtalyan ustalarla çalışan sanatçı, bu tutkusuyla “Donizetti Rönesansı” adıyla anılan hareketin en belirleyici isimlerinden biri oldu. Geniş repertuarı Monteverdi’den Poulenc’e, Mozart’tan Prokofyev’e uzanan 23 bestecinin 72 yapıtını kapsar.
Eğitimcilik ve Miras
1985’te Venedik La Fenice Tiyatrosu’nda Francesco Gnecco’nun La Prova di un’Opera Seria eseriyle opera sahnelerine veda eden Gencer, 1992’ye dek konser ve resitallerini sürdürdü. 1982’den itibaren genç seslere seminerler veren sanatçı, 1983-1988 yıllarında As.Li.Co. di Milano’nun didaktik-sanatsal yönetmenliğini üstlendi; 1997-1998 arasında ise şef Riccardo Muti’nin daveti üzerine La Scala’nın genç sanatçılar okul u yöneticiligine getirildi. La Scala’daki opera akademisinin sanat yönetmenliğini de yürüten Gencer, T.C. Devlet Sanatçısı unvanını taşıdı. 1995’ten itibaren İstanbul’da düzenli olarak gerçekleştirilen ve kendi adını taşıyan Uluslararası Şan Yarışması’nın kurucusudur.
10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde kalp ve solunum yetmezliği nedeniyle 80 yaşında hayatını kaybeden Gencer’in cenaze töreni La Scala’ya bağlı Santa Babila Kilisesi’nde kılındı. Vasiyeti doğrultusunda yakılan külleri İstanbul’a taşındı; 16 Mayıs’ta Dolmabahçe açıklarında Boğaz sularına bırakıldı. Tarihin en geniş ve en cesur opera repertuarlarından birini kurarak “20. yüzyılın son divası” sıfatını hak eden Gencer, sesinin ötesinde bir araştırmacı ve eğitimci olarak opera dünyasına derin bir iz bıraktı.
