Türk edebiyatının en cesur seslerinden Leyla Erbil, 1931 yılında İstanbul'da dünyaya gelerek modern yazın hayatımızın seyrini değiştiren öncü bir isim oldu. Üç kız kardeşin ortancası olarak hayata gözlerini açan yazar, dilin ve toplumun yerleşik sınırlarını zorlayan yapıtlarıyla adını tarihe yazdırdı. Eserlerinde bireyi ve kadını odağına alan sanatçı, kalıplaşmış tabularla mücadele etmeyi kendine temel gaye edindi. Özgün tarzıyla uluslararası alanda da dikkat çeken yazar, Türkiye PEN tarafından Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen ilk Türk kadın yazar unvanını kazandı. 2013 yılındaki vefatına kadar aralıksız sürdürdüğü edebiyat yolculuğu, ardında zengin bir miras bıraktı.
İstanbul'dan Edebiyat Dünyasına Uzanan İlk Adımlar
Erbil'in çocukluğu ve gençliği İstanbul'un köklü semtlerinde şekillendi. Annesi Emine Huriye Hanım ile babası Hasan Tahsin Bey'in kızları olan Leyla, eğitim hayatına Esma Sultan İlkokulu bünyesinde başladı. Ardından Beşiktaş İkinci Kız Ortaokulu'nda eğitimini sürdüren genç kız, lise yıllarına Beyoğlu Kız Lisesi sıralarında adım attı. Burada başlayan lise serüveni, daha sonra nakil olduğu Kadıköy Kız Lisesi'nde devam etti. Edebiyata duyduğu ilgi lise yıllarında filizlendi. Genç yaşta kaleme aldığı ilk şiirleri, henüz lise öğrencisiyken 1945 yılında bir taşra dergisinde okurlarla buluştu. 1950 senesinde liseden mezun olduktan sonra, yükseköğrenim amacıyla İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İngiliz Filolojisi Bölümü'ne kaydoldu. Fakat üniversite yıllarındaki yaşamı hızlı değişimlere sahne olacaktı. Yükseköğreniminin ilk senesinde, Çerkez Reşit'in oğlu Aytek Şay ile 1951 yılında evlilik kararı alarak okuluna ara verdi. Bu beraberliğin kısa sürede boşanmayla sonuçlanması üzerine yarım bıraktığı akademik eğitimine geri döndü. Öğrencilik yıllarında iş hayatıyla da tanıştı. 1953 senesinde İskandinav Hava Yolları bünyesinde hem sekreter hem de çevirmen olarak görev yapmaya başladı. Bu çalışma ortamı, hayatının dönüm noktalarından birini beraberinde getirecekti. İş yerinde tanıştığı Mehmet Erbil ile üniversite son sınıftayken, 13 Mayıs 1955 tarihinde evlenerek okulunu tamamen bıraktı. Evlenince 1955'te Ankara'ya, 1957'de İzmir'e yerleşti. Aile, 1960 yılında kızları Fatoş Erbil-Pınar'ın doğumuyla büyürken, 1961 senesinde yuvaya dönerek yeniden İstanbul'a yerleşti. Çiftin ayrıca Bora adında bir oğulları dünyaya geldi.
Edebiyatta Devrim: Kalıpları Yıkan Bir Tarz
Yazın dünyasına adımını hikâyelerle atan Leyla Erbil, 1956 senesinde Uğraşsız adlı ilk öyküsünü Seçilmiş Hikâyeler dergisinde yayımlayarak profesyonel kariyerine ilk tuğlayı koydu. Bunu izleyen dönemde kaleminden çıkan öykü ve denemeler; Ataç, Dost, Dönem, Kitap-lık, Papirüs, Türk Dili, Türkiye Defteri, Yeditepe, Yelken, Yeni a, Yeni Dergi ile Yeni Ufuklar gibi ülkenin saygın edebiyat mecmualarında kendine yer buldu. Erbil, yerleşik kalıplara ve geleneksel akımlara teslim olmayı reddederek, özellikle Ortodoks Marksist çevrelerin estetik anlayışlarına karşı duran özgürlükçü tavrıyla edebiyat sahnesinde benzersiz bir konum edindi. İdeolojik baskılara karşı açtığı savaşta Sigmund Freud ve Karl Marx'ın felsefi öğretilerinden ilham alan yazar, psikanalizin sunduğu özgürleştirici metotları kendi yazınsal evreninin merkezine yerleştirdi. Ailenin, okulun, dinin ve toplumsal düzenin ürettiği tabulara karşı 1956 yılından itibaren başlattığı bu görkemli mücadeleyi, dilin kurulu söz dizimini ve kelime haznesini yapı söküme uğratarak sürdürdü. Böylece kendine has yepyeni bir üslup ve biçim geliştirmeyi başardı. Eserlerinde evlilik kurumunu, aile bağlarını, toplumsal cinsiyet rollerini ve kadın cinselliğini son derece sert, alaycı ve eleştirel bir mercekle irdeledi. Yazarın kaleme aldığı yapıtlar kısa sürede uluslararası sınırları aşmayı başardı. Öyküleri İngilizce, Almanca, Fransızca ve Rusça gibi dillere çevrilerek saygın dünya antolojilerinde yer aldı. Bu küresel yankıların bir sonucu olarak, yazar 1979 senesinde saygın Iowa Üniversitesi tarafından onur üyesi seçilerek ödüllendirildi. Ayrıca Berlin Üniversitesi'nden K. Schweibgut'un hazırladığı Türkiye'de Birey ve Toplum, Leyla Erbil'in Romanı Tuhaf Bir Kadın başlıklı doktora tezi kitaplaşarak Almanca olarak yayımlandı.
Toplumsal Mücadele ve Politik Duruş
Leyla Erbil, yalnızca edebiyat dünyasında değil, toplumsal ve siyasal arenada da aktif bir mücadele yürüttü. 1961 yılında Türkiye İşçi Partisi'ne üye olan sanatçı, partinin Sanat ve Kültür Bürosu'nda önemli sorumluluklar üstlendi. Yazar, örgütlü mücadelenin gücüne inandı. Bu inanç doğrultusunda 1970 senesinde Türkiye Sanatçılar Birliği'nin, 1974'te ise Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucu kadroları arasında yerini aldı. Aziz Nesin'in getirdiği öneriyle Asım Bezirci ve diğer meslektaşlarıyla bir araya gelerek Türkiye Yazarlar Sendikası'nın resmi tüzüğünü hazırladı. Aynı zamanda PEN Yazarlar Derneği bünyesinde de aktif üyeliğini sürdürdü. 1967 yılında Zürih'e giden ve orada bir yıl boyunca kalan Erbil, konsoloslukta kâtip olarak çalışarak geçimini sağladı. İstanbul'a döndükten sonra farklı kurumlarda sekreter ve çevirmen olarak çalışmayı sürdürürken, Edebiyatçılar Birliği yönetim kurulunda da aktif görevler üstlendi. Siyasi kararlılığını sandığa da taşıdı. 1999 yılındaki genel seçimlerde ÖDP'den milletvekili adayı olarak siyasi mücadeleye katıldı. Ancak bu adaylığın sembolik bir nitelik taşıdığını belirterek, seçimi kazanamayacağını bildiğini ve kazansa dahi hemen istifa edeceğini açıkça beyan etti. Seçimlerin hemen ardından, partinin bazı politikalarını benimseyemediği için ÖDP üyeliğinden istifa ederek ayrıldı. Bütün bu zengin ömür, 19 Temmuz 2013 tarihinde İstanbul'da, 82 yaşında son buldu.
Leyla Erbil'in Eserleri
Yazarın geride bıraktığı başlıca yapıtlar şunlardır:
- Hallaç (1960)
- Gecede (1968)
- Tuhaf Bir Kadın (1971)
- Eski Sevgili (1977)
- Karanlığın Günü (1985)
- Mektup Aşkları (1988)
- Tezer Özlü'den Leylâ Erbil'e Mektuplar (1995)
- Düşler Öyküler (1997)
- Zihin Kuşları (1998)
- Cüce (2001)
- Üç Başlı Ejderha (2005)
- Kalan (2011)
- Tuhaf Bir Erkek (2013)