Türk yeraltı dünyasının en çok konuşulan isimlerinden biri olan Yakup Kürşad Yılmaz, 3 Mart 1961 tarihinde Giresun'da dünyaya gözlerini açtı. Gençlik yıllarından itibaren ülkücü hareketin içinde aktif rol alan Yılmaz, yasa dışı faaliyetleri, cezaevinden firarları ve karıştığı organize suç davalarıyla Türkiye'nin yakın tarihinde derin izler bıraktı.
Siyasi Geçmişten Cezaevi Firarlarına
Siyasi çalkantıların yoğun yaşandığı 12 Eylül Darbesi öncesinde Ülkücü Gençler Derneği bünyesinde yöneticilik yapan Yılmaz, ilerleyen yıllarda adını yeraltı dünyasında duyurdu. Kamuoyunda 'Banker Kastelli' adıyla tanınan Cevher Özden'in silahla vurulması eylemine karışması, onun cezaevi günlerinin başlangıcı oldu. Ancak Yılmaz'ın adaletle olan mücadelesi sadece parmaklıklar ardında kalmadı. Türkiye'deki farklı cezaevlerinden 1994, 1997 ve 1998 yıllarında olmak üzere toplam üç defa firar etmeyi başararak adeta bir kaçış efsanesine dönüştü. Bu sıradışı kaçış serüveni, 1998 yılında Bulgaristan sınırları içinde yakalanıp tutuklanmasıyla son buldu.
Ağır Cezalar ve Yeniden Yargılanma Süreci
Türkiye'ye iade edilmesinin ardından hukuki süreçler hız kesmeden devam etti. Yılmaz, 2005 senesinde Endüstri Holding'in mal varlığının yağmalanması iddiaları kapsamında yeniden gözaltına alınarak tutuklandı. Yeraltı dünyasındaki organize suç şebekelerini yönettiği gerekçesiyle birçok ağır suçlamayla karşı karşıya kaldı. Mahkeme heyeti;
- Çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek,
- Nitelikli yağma, tehdit ve kasten yaralama,
- Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma eylemleri,
- Kuşadası Belediyesi eski Başkanı Lütfi Suyolcu'nun 1995 yılındaki suikastını planlamak
Tahliye Sonrası Gündem Yaratan Açıklamalar
Serbest kalmasının ardından sessizliğini korumayan Kürşat Yılmaz, toplumsal ve ekonomik tartışmalarda adından söz ettirmeyi sürdürdü. Özellikle BİM İcra Kurulu Üyesi Galip Aykaç'ın zincir marketlere yönelik eleştirilere sert bir tonla karşılık vermesi, yeraltı dünyasının tanınan ismini harekete geçirdi. Aykaç'ın kendilerini ülkenin temel taşları olarak nitelemesine ve sert ifadeler kullanmasına karşılık Yılmaz, kamuoyuna yazılı bir uyarı açıklaması yaptı. Açıklamasında sokakların sahipsiz olmadığını vurgulayan Yılmaz, güvendikleri odaklara güvenenlerin köşe başlarının mezarı olacağı yönünde sert ifadeler kullandı. Bu olay, onun tahliye edildikten sonra da Türkiye'nin sosyal ve siyasal gündeminde ne denli aktif bir figür olduğunu bir kez daha kanıtladı.