Türk sanat dünyasının unutulmaz isimlerinden Muhittin Kerem Yılmazer, 2 Şubat 1945 tarihinde Denizli'de dünyaya gelmiş, tiyatro oyunculuğu ve seslendirme alanındaki çalışmalarıyla tanınmış değerli bir sanatçıdır. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirmesine rağmen içindeki sahne tutkusu ve sanata olan yüksek yatkınlığı sebebiyle mesleğini yapmamayı tercih etmiştir. Başarılı sanatçı, hayatını tiyatroya, sinemaya ve seslendirme projelerine adayarak uzun yıllar boyunca Türk kültür hayatına katkı sunmuştur. Yaşamını yitirdiği 20 Kasım 2003 gününe dek pek çok farklı alanda eser üreten Yılmazer, İstanbul Levent'te meydana gelen terör saldırısında yaşamını yitirmiştir. Trajik vefatı tüm sanat camiasını derinden sarsarken geride bıraktığı zengin sanatsal miras, onun adının bugün de saygıyla anılmasını sağlamaktadır.
Hukuktan Sahne Işıklarına ve Şarkıcılığa
Kerem Yılmazer, yükseköğrenimini Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde tamamlayarak bu prestijli okuldan başarıyla mezun olmuştur. Ancak hukuk kariyeri yapmak yerine, sanata olan derin ilgisi ve yatkınlığı doğrultusunda hayatına yepyeni bir yön çizmiştir. Sanat yolculuğuna ilk olarak Ankara'daki özel tiyatrolarda sahne alarak başlayan sanatçı, oyunculuk yeteneğini bu sahnelerde geliştirme fırsatı bulmuştur. Tiyatro sahnesindeki başarısının yanı sıra müzik alanında da aktif bir dönem geçirmiştir. Özellikle 1960'lı ve 1970'li yıllarda profesyonel olarak şarkıcılık yapmış, sesiyle geniş kitlelerin beğenisini kazanmıştır. Bu müzikal serüvenin en önemli duraklarından biri ise 1978 yılında gerçekleşmiştir. Sanatçı, 1978 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali'ne katılarak 'İnsanız Biz' adlı parçayı seslendiren ekipte yer almıştır. Müzik çalışmaları onun çok yönlü sanatçı kişiliğini pekiştirmiştir.
Şehir Tiyatroları ve Oyunculuk Yılları
İstanbul Şehir Tiyatroları bünyesindeki ilk çalışmalarını konuk oyuncu statüsünde gerçekleştiren Yılmazer, sahnede sergilediği yeteneğiyle takdir toplayarak iki yıl sonra tiyatronun kadrolu oyuncu ekibine dahil edilmiştir. Şehir Tiyatroları çatısı altında geçirdiği yıllarda pek çok farklı rolde seyirci karşısına çıkmış ve ustalığını kanıtlamıştır. Kariyeri boyunca Türkiye'nin önde gelen sahnelerinde boy gösteren Yılmazer, şu topluluklarda görev yapmıştır:
- İstanbul Şehir Tiyatroları
- Dormen Tiyatrosu
- Kent Oyuncuları
Değerli aktör, meslektaşı ve usta oyuncu Göksel Kortay ile evlendi. Bu evlilik, hayatını sanatla daha da bütünleştirdi. Tiyatro oyunlarının yanı sıra beyaz perdede de boy gösteren Yılmazer, sinema filmlerindeki rolleriyle oyunculuk yelpazesinin genişliğini herkese göstermiştir.
Seslendirme Sanatı, Şiirler ve Son Dinleti
Oyunculuktaki başarısını etkileyici ses tonuyla birleştiren Kerem Yılmazer, NTV ekranlarında da görev üstlendi. Kanalın birçok program ve belgeseline sesiyle hayat verdi. Bu seslendirmeler, onun geniş kitlelerce tanınmasını sağladı. Sanatçının sahnedeki son performansı ise II. Uluslararası Beyoğlu Buluşması etkinlikleri kapsamında dinleyicilerle buluşmuştur. Bu anlamlı organizasyonda Yılmazer, Türk edebiyatının dev ismi Nâzım Hikmet ile ünlü Yunan şair Yannis Ritsos'un şiirlerini büyük bir ustalıkla yorumlamıştır. Yunan sanatçıların ve Esin Afşar'ın şarkılarıyla eşlik ettiği, Akbank Kültür Sanat Merkezi bünyesindeki bu son şiir dinletisi, hem iki komşu ülkenin edebiyatını sahne üzerinde buluşturması hem de Yılmazer'in sanatseverlerle son buluşması olması yönüyle unutulmaz bir yere sahiptir.
Acı Bir Kayıp ve Yaşatılan Miras
Türk tiyatrosuna yıllarca emek vermiş olan Kerem Yılmazer'in üretken yaşamı, 20 Kasım 2003 tarihinde İstanbul'un Levent semtinde gerçekleştirilen hain bir bombalı terör saldırısının ortasında kalması sonucu trajik bir şekilde son bulmuştur. Bu ani kayıp, sanat dünyasını yasa boğdu. Sevenleri büyük bir üzüntü yaşadı. Ancak sanatçının adı ve anısı, tiyatro sahnesinde yaşatılmaya devam etmektedir. İstanbul Şehir Tiyatroları, usta oyuncunun anısını ebedileştirmek adına Üsküdar'da bulunan tiyatro sahnesine sanatçının ismini vermiştir. Bugün Kerem Yılmazer Sahnesi adıyla hizmet veren bu salonda, yeni nesil oyuncular sahne almakta ve usta sanatçının tiyatro sevgisi gelecek kuşaklara aktırılmaktadır. O, hem sahnelerdeki zarif duruşu hem de belgesellere can veren o benzersiz sesiyle Türk tiyatro tarihindeki müstesna yerini her zaman koruyacaktır.
