Türk sanat müziğinin ve geleneksel kanto kültürünün en üretken isimlerinden biri olan Kadri Şençalar, 1912 yılında İstanbul'un tarihi semti Eyüpsultan'da dünyaya geldi. Ud sanatındaki sıra dışı yeteneğiyle tanınan usta yorumcu, hayatı boyunca klasik Türk musikisine benzersiz katkılar sunmuştur. Müzik yolculuğuna çocuk yaşta adım atan sanatçı, 13 Ocak 1989 tarihinde yine doğduğu şehir olan İstanbul'da hayata gözlerini yummuştur. Zorlu tarihi dönemlerden geçerek sanatını şekillendiren Şençalar, hem geride bıraktığı yüzlerce eserle hem de yetiştirdiği dev isimlerle Türk müzik tarihine adını altın harflerle yazdırmıştır. Babasının görevi dolayısıyla köklü bir aile ortamında büyüyen usta sanatçı, Osmanlı'nın son dönemlerinden cumhuriyet yıllarına uzanan zengin bir kültürel mirası eserlerine taşımayı başarıyla gerçekleştirmiştir.
Bursa Yılları ve Müzikle Erken Buluşma
Kadri Şençalar, İttihat ve Terakki döneminin polis müdürü Azmi Bey'in emrinde görev yapan Veli Rauf Bey ile Fatma Bahriye Hanım'ın evladı olarak dünyaya gelmişti. Babası Veli Rauf Bey, Galata Köprüsü altındaki polis motorlarının amirliğini ve kaptanlığını yürüten saygın bir devlet görevlisiydi. Küçük Kadri'nin çocukluk yılları Tarabya'nın huzurlu atmosferinde geçti. Müziğe olan yatkınlığı henüz dokuz yaşındayken ailesi tarafından fark edildi. Bu dönemde hem bir Rum müzik öğretmeninden hem de dönemin usta ismi Kemani Cemil Bey'den ilk keman derslerini almaya başladı. Ancak İstanbul'un işgal edilmesiyle birlikte Şençalar ailesinin hayatı tamamen değişti. Güvenli bir liman arayışıyla Bursa'ya yerleşmek zorunda kaldılar. Bursa günleri, genç sanatçının müzikal kimliğinin olgunlaşmasında büyük bir dönüm noktası teşkil etti. Burada ünlü ud hocası Tevfik Bey'den nota, makam ve usul dersleri alarak teorik altyapısını güçlendirdi. Ailesinin geçimine destek olmak isteyen genç Kadri, Bursa'daki gazinolarda keman ve ud çalarak sahne almaya başladı. O dönem Setbaşı Gazinosu'nda çalışıyordu. Orada keman üstadı Bülbülî Salih Bey'le tanıştı. Bu tanışma onun uda yönelmesinde büyük bir dönüm noktası oldu. Aynı dönemde Haydar Telhüner ile ortak müzikal çalışmalara imza atarak taşradaki müzik çevrelerinde adını duyurmayı başardı.
İstanbul'a Dönüş ve Musikide İlklere İmza Atan Kariyer
Bursa'daki başarılı çalışmalarının ardından ailesiyle yeniden İstanbul'a dönen usta sanatçı, İstanbul Belediye Konservatuvarı'na girerek eğitimini akademik seviyeye taşıdı. Sanatçı, kazandığı bu derin birikimi sonraki yıllarda Darülaceze bünyesinde uzun süre müzik öğretmenliği yaparak genç nesillere aktarmayı bir görev bildi. Ülkemizde müzik yayıncılığı ve teşkilatlanma alanında öncü adımlar atan Şençalar, Türkiye'nin ilk Türk Musikî Dergisi'ni çıkararak bu alanda büyük bir boşluğu doldurdu. Bununla da yetinmeyerek, müzisyenlerin haklarını korumak amacıyla Türkiye'nin ilk Türk Musikîsi Mensupları Sendikası'nı hayata geçirdi. Sazı ud ile kurduğu bağı kurumsallaştırmak isteyen sanatçı, ülkemizdeki ilk Ud Öğrenme Metodu kitapçığını kaleme alıp yayın dünyasına kazandırdı. Bu süreçte Soyadı Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte dinleyicileri, onun sazendelikteki neşeli ve coşkulu tarzına atıfta bulunarak "Şençalar" soyadını ona layık gördü. Dinleyicilerinin bu anlamlı talebini geri çevirmeyen usta udi, resmî olarak bu soyadını aldı ve hayatı boyunca gururla taşıdı.
Genç Yeteneklerin Hamisi ve Ölümsüz Bestelerin Ustası
Müzik dünyasında sadece icracılığıyla değil, aynı zamanda yapımcı kimliğiyle de iz bırakan sanatçı, kendi plak şirketini kurdu. Bu şirket Şençalar Plak adını taşıyordu. Burada genç yeteneklere kapılarını açtı. Kendisine iş için başvuran Neşet Ertaş'ı da bu sayede keşfetti. Genç Neşet'in elinden tutarak onun müzikal gelişimine yön veren Şençalar, sanatçının Türkiye'nin en büyük ozanlarından biri haline gelmesinde ön ayak oldu. Aynı zamanda kendi ailesindeki yetenekleri de destekleyen udi, küçük kardeşi İsmail Şençalar'ın ülkenin en yetkin kanun sanatçılarından biri olarak yetişmesini sağladı. Türk müziğine sadece enstrüman çalarak değil, eşsiz besteler üreterek de hizmet eden Şençalar, çok yönlü bir sanat insanıydı. Kadri Şençalar'ın Türk müziğine kazandırdığı diğer dev isimler arasında şu kıymetli şahsiyetler yer almaktadır:
- Zeki Müren
- Yusuf Nalkesen
- Abdullah Yüce
- Neşet Ertaş
1950'li ve 1960'lı yıllarda Türk sinemasının altın çağını yaşadığı dönemde, sayısız yerli filmin müziklerini besteleyerek beyaz perdeye ruh katmıştır. TRT arşivlerinde günümüzde dahi henüz gün yüzüne çıkmamış, yayınlanmayı bekleyen yüz civarında bestesinin bulunduğu bilinmektedir. Yorumcu, besteci ve hoca olarak musikiye adanmış yetmiş yedi yıllık bir ömrün ardından aramızdan ayrılan Kadri Şençalar, Feriköy Mezarlığı'nda yer alan aile kabristanında ebedi uykusundadır.
