Asıl adı Abdulkadir Can olan ve edebiyat dünyasında Kadri Can (Kadrican) olarak tanınan yazar, 1911 yılında Mardin'in Derik ilçesinde dünyaya gelmiştir. Sosyalist enternasyonalist çizgisiyle bilinen Kürt şair, 1972 yılında hayata gözlerini yumana dek şiirleri ve öyküleriyle modern Kürt edebiyatının şekillenmesinde öncü bir rol oynamıştır. Eserlerini Kurmanci lehçesinde kaleme alan sanatçı, özellikle Şeyh Said ayaklanmasının ardından başlayan zorunlu sürgün hayatı ve politik duruşuyla tanınmaktadır.
Sürgün Yılları ve Suriye Dönemi
İlköğrenimini doğduğu topraklar olan Derik'te tamamlayan şair, eğitimine Konya Öğretmen Lisesi'nde devam etmiştir. Konya Öğretmen Lisesi'ndeki eğitimini yarıda bırakarak Şeyh Said isyanının yarattığı karmaşık siyasi atmosfer nedeniyle Antakya üzerinden Suriye'ye sığınmak zorunda kalan Can, ömrünün geri kalanında Şam'ı kendine merkez edinmiştir. Şam'daki yaşamı, onun edebi kişiliğinin olgunlaşmasında ve Kürt aydınlanma hareketine katılımında kritik bir eşik olmuştur.
Suriye'deki sürgün yıllarında Kürt entelektüel çevreleriyle bağ kuran yazar, dönemin ünlü yayın organlarında boy göstermiştir. Şiir ve öyküleri, Hawar ile Ronahî gibi prestijli Kürt dergilerinde okuyucuyla buluşmuştur. Kurmanci lehçesinde ürettiği eserlerle modern Kürt şiirinin temellerini atmış ve bu alanda ekol oluşturmuştur.
Sanatsal Etkilenimler ve Enternasyonalist Duruş
Kadri Can, edebi üretiminde ulusal bilinci enternasyonalist bir dünya görüşüyle harmanlamayı başarmıştır. Şiirlerinde bu iki temanın güçlü sentezi açıkça görülür. Sanatçı, kendi döneminin önemli edebi figürlerinden derinden etkilenmiştir. Bu isimlerin etkisi, onun hem politik duruşunu hem de şiirsel estetiğini zenginleştirmiştir. Can'ın etkilendiği başlıca şairler şunlardır:
- Kürt şiirinin önemli temsilcilerinden Cegerxwîn
- Türk edebiyatının öncü toplumcu gerçekçi şairi Nâzım Hikmet
- Rus fütürizminin ve devrimci şiirinin öncüsü Vladimir Mayakovski
Moskova Yolculuğu ve Dönüm Noktası
Şairin hayatındaki en büyük dönüm noktası Dünya Gençlik Konferansı olmuştur. Bu etkinlik onun sanatsal ve siyasi gelişimine yepyeni bir yön vermiştir. Bu konferansa katılmak üzere yola çıkmadan önce, Kürt Profesör Qanadê Kurdo'ya telgraf çekerek Moskova'ya geleceğini haber vermiştir.
Dönemin ünlü Kürdologları A.İ. Orbelli ve Profesör Qanadê Kurdo'nun sağladığı destekler sayesinde Suriye sınırlarından çıkmayı başaran şair, İstanbul ve Odessa güzergahını takip ederek Sovyetler Birliği'ne, Moskova'ya ulaşmıştır. Yolculuk esnasında kaleme aldığı "Ez diçim Mosko" (Moskova'ya Gidiyorum) adlı şiiri, onun bu seyahatteki hislerini ve edebi dehasını yansıtır. Can, bu ünlü şiirinde İstanbul'dan bahsederken burayı Nâzım Hikmet'in memleketi olarak nitelendirerek Türk şairine olan saygısını ve selamını dile getirmiştir.
