John Dalton, 6 Eylül 1766 tarihinde İngiltere'nin Eaglesfield kasabasında doğdu. Kendisi, el dokumasıyla geçinen yoksul bir köylü ailesinin oğluydu. Yokluk içinde büyüyen bu deha, geliştirdiği atom modeli ve renk körlüğü çalışmalarıyla bilim tarihinin akışını değiştirdi. Küçük yaşlardan itibaren bilime duyduğu tutku sayesinde adını tüm dünyaya duyurmayı başardı. Ünlü fizikçi, 27 Temmuz 1844'te Manchester'da hayata gözlerini yumduğunda ardında devasa bir bilimsel miras bıraktı.
Kendi Kendini Eğiten Bir Deha ve Erken Yaşamı
Dalton'ın babası, 17. yüzyılın ortalarında İngiltere ve Amerikan kolonilerinde doğan Quaker mezhebine mensup bir dokumacıydı. Bu mezhep, Tanrı'yı kavramak için din adamlarına veya dinsel kurumlara gerek olmadığını savunuyordu. Genç Dalton, eğitim hayatına dini inanç esaslarının yanı sıra matematik, gramer ve fen derslerine de programında yer veren bir Quaker tarikat okulunda başlayarak bilimsel düşüncenin ilk tohumlarını burada atmıştır. Sayılara ve matematiksel problemlere karşı sergilediği üstün yetenek, kısa sürede ona yerel bir ün kazandırdı. Henüz 12 yaşındayken kendi okulunu açmak üzere resmi izin aldı. Kendal kasabasında aralıksız sürdürdüğü 15 yıllık öğretmenlik kariyeri boyunca, yüzlerce köy çocuğunun hayatına dokundu. Aynı dönemde matematik ve fen dallarında kendi kendisini eğitmeyi ve geliştirmeyi de sürdürdü. Bu dönemin ardından Manchester kentine taşındı. Ömrünün kalan 50 yıllık uzun dönemini bu şehirde geçirerek bilimsel çalışmalarına yön verdi.
Kimya Biliminde Devrim: Atom Teorisi
Bilim dünyasında adını duyurmaya başladığı dönem, gazların davranışları üzerine yoğunlaştığı yıllara rastlar. Dalton, gaz karışımlarının neden homojen bir yapı sergilediğini araştırıyordu. Ayrıca karbondioksit gibi ağır gazların neden dibe çökmediğini sorgulayan önemli deneyler yürüttü. Bu çalışmaları sayesinde 1793 yılında Manchester Üniversitesi bünyesinde öğretim görevlisi olarak ders vermeye davet edildi. Tüm maddelerin gözle görülmeyen en küçük yapı taşlarının bir araya gelmesiyle oluştuğu fikrini kararlılıkla savunan İngiliz fizikçi, kimyasal analizi ve çözünmeyi tanımlayan tarihteki ilk araştırmacı unvanını almıştır. Ona göre kimyanın temel amacı, o dönem parçalanamaz kabul edilen atomları birleştirmek veya ayırmaktı. 1803 yılında elementleri simgeleyen özel bir işaret sistemi tasarladı. Kimyasal elementlerin bağıl ağırlıklarını belirleyerek bunları kapsamlı bir tablo halinde yayımlamayı başardı.
Dalton'ın ortaya koyduğu atom teorisinin temel taşları şu şekilde sıralanmaktadır:
- Tüm maddeler atomlardan meydana gelmiştir.
- Farklı elementlerin atomları farklı kütlelere sahiptir.
- Atomlar sert, içi dolu ve bölünemez küreler şeklindedir.
- Bir elementin tüm atomları birbirinin tamamen aynısıdır.
- Atomların parçalanması veya yok edilmesi mümkün değildir.
Meteoroloji ve Renk Körlüğü Çalışmaları
Dalton sadece kimya alanında değil, tıp ve doğa bilimlerinde de öncü adımlar atmıştır. Kendisinin de muzdarip olduğu renk körlüğü hastalığını detaylı şekilde inceledi. Bu rahatsızlık tıp literatürüne Daltonizm adıyla geçmiştir. Bununla birlikte, yaşamı boyunca meteoroloji olaylarına da büyük ilgi duydu. Meteoroloji alanındaki araştırmalarına büyük önem vererek barometre, termometre ve nemölçer gibi araçlar vasıtasıyla yağmur, bulutlar ve atmosfer nemi gibi pek çok meteorolojik başlıkta bilimsel makaleler yazmıştır. Yağmurun, hava basıncındaki değişimlerden değil, sıcaklığın düşmesinden kaynaklandığını ispatladı. Alize rüzgarlarının oluşumunu Dünya'nın dönüşü ve sıcaklık farklarına bağlayan bir kuram geliştirdi. Ancak bu teorinin kendisinden önce 1735 yılında George Hadley tarafından ileri sürüldüğü bilinmektedir. 1882'de Royal Society üyeliğine seçilen Dalton, 1826 yılında derneğin altın madalyası ile ödüllendirildi. Fransız Bilimler Akademisi'ne de muhabir üye olarak kabul edildi. Bunun yanı sıra İngiliz Bilim Geliştirme Derneği'nin kurucu isimleri arasında kendine yer bulmayı başaran Dalton, bilimsel çalışmaların kurumsallaşması ve yaygınlaşması hususunda da döneminin en öncü aktörlerinden biri olmuştur.
