Türkiye'nin çok yönlü sanatçılarından biri olan Işıl Yücesoy, 2 Ekim 1945 tarihinde Kırklareli'de dünyaya gelmiştir. Eğitimini Ankara Devlet Konservatuvarı'nda tamamlayan usta isim, tiyatro sahnelerinden müzik dünyasına uzanan geniş bir yelpazede iz bırakmıştır. 1969 yılında başladığı oyunculuk serüvenine 1975'ten itibaren güçlü sesiyle solistliği de ekleyerek sanat hayatını zenginleştirmiştir. Hem tiyatroda hem de beyaz perdede sergilediği başarılı performanslarla geniş kitlelerin beğenisini kazanmayı başarmıştır. Sanatçı, oyunculuk yeteneğini akademik eğitimi ve bitmek bilmeyen sahne tutkusuyla birleştirmiştir. Kendisinin bu tutkusu Türk sanatında derin izler bırakmıştır.
Tiyatrodan Plak Dünyasına Uzanan Yolculuk
Konservatuvardan mezun olmasının hemen ardından, 1969 senesinde Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü bünyesinde profesyonel kariyerine ilk adımını atmıştır. Sahne tozunu yuttuğu bu kurumda uzun yıllar emek veren Yücesoy, tiyatrodaki tecrübesini müzikal alana da taşımaya karar vermiştir. 1975 yılına gelindiğinde ses sanatçısı kimliğiyle müzikseverlerin karşısına çıkarak yeni bir dönemin kapılarını aralamıştır. Bu yeni kulvarda attığı ilk büyük adım, aynı sene içerisinde dinleyicilerle buluşan Çalamazsın Mutluluğu adlı ilk 45'lik plağı olmuştur. Bu başarı, sanatçıyı kendi markasını kurmaya yöneltmiştir.
Müzik sektöründe bağımsız bir duruş sergilemek isteyen sanatçı, 1978 yılında kendi plak şirketi olan Orient Plak'ı kurmuştur. Kendi markasıyla adından söz ettiren usta müzisyen, dönemin gözde eğlence mekânları olan çok sayıda gece kulübü ve gazinoda sahne almıştır. Dinleyicilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Yücesoy, kariyeri boyunca toplamda dört adet plak çalışmasına imza atarak adını altın harflerle yazdırmıştır. Bu sahne serüveni seksenli yılların başına dek sürmüştür.
Ekranlarda Fırtına Gibi Esen Yıllar ve Radyo Tiyatrosu
Tarihler 1981 yılını gösterdiğinde usta sanatçı için sinema ve televizyon yapımlarında rol alma dönemi başlamıştır. Kameralar karşısındaki ilk deneyimini, ünlü yazar Atilla İlhan'ın kaleme aldığı Sekiz Sütuna Manşet isimli televizyon dizisiyle yaşamıştır. TRT ekranlarında izleyiciyle buluşan bu yapımda bir tıp doktoru karakterine hayat vererek oyunculuktaki yetkinliğini bir kez daha kanıtlamıştır. Ekranın yanında radyo mikrofonlarında da başarıyla çalışmıştır.
Yaratıcı yönünü yazarlık alanında da gösteren Yücesoy, seksenli yıllarda TRT radyolarının efsanevi kuşağı Arkası Yarın programı için kolları sıvamıştır. Bu süreçte yaklaşık 15 radyo oyunu kaleme almıştır. Yazdığı eserlerle edebiyat ve tiyatro literatürüne değerli katkılar sunmuştur. Sanatçı, yalnızca yazmakla kalmayıp Ankara Radyosu ve İstanbul Radyosu stüdyolarındaki seslendirme süreçlerinde de bizzat rol üstlenmiştir.
Genç Yeteneklerin Keşfi ve Unutulmaz Karakterler
Sanat birikimini yeni nesillere aktarmayı bir görev addeden usta isim, tam 16 yıl boyunca Eyüboğlu Koleji bünyesinde drama eğitmenliği yapmıştır. Genç beyinlerin sanatla buluşmasını sağlayan bu uzun soluklu eğitmenlik süreçlerinde, aynı zamanda Tiyatro Festivali jürisinde de aktif görev üstlenmiştir. Jüri üyeliği yaptığı bu prestijli organizasyonlarda üstün yetenekli gençleri tek tek tespit ederek onların önünü açmış ve üniversitelerin sanat bölümlerini seçen pek çok idealist öğrencinin en iyi şekilde yetişmesinde öncülük etmiştir. Eğitimcilik kimliğiyle sanata kazandırdığı bu gençler, onun tiyatro dünyasına bıraktığı en değerli miraslar arasında yer almaktadır.
Televizyon dünyasında canlandırdığı derinlikli karakterlerle hafızalarda silinmez izler bırakan Yücesoy, geniş kitleler tarafından takdirle karşılanan yapımlarda başrolü paylaşmıştır. Sanatçının televizyon tarihimize damga vuran ve izleyicileri ekrana kilitleyen projeleri şu şekilde sıralanabilir:
- Üvey Baba
- Çemberimde Gül Oya
- Kara Para Aşk
Bu başarılı televizyon dizilerinin yanı sıra sinema salonlarında da fırtınalar estirmiştir. Ünlü yönetmen Çağan Irmak'ın yönettiği 2014 yılı yapımı Unutursam Fısılda filminde hayat verdiği Hanife karakteriyle beyaz perdede unutulmaz bir performansa imza atmıştır. Sinema seyircisi bu performansı hayranlıkla takip etmiştir.
Aile Yaşamı ve Otuz Beş Yıl Sonra Gelen Büyük Dönüş
Özel hayatını gözlerden uzak yaşamayı tercih eden Işıl Yücesoy, gazeteci ve yazar Tanju Cılızoğlu ile hayatını birleştirmiştir. Bu mutlu evlilikten dünyaya gelen kızları Meneviş, çiftin en büyük mutluluk kaynağı olmuştur. Aile yaşantısına büyük değer veren sanatçı, müzikal projelerine de zaman zaman sevimli sürprizler eklemiştir. Nitekim Ossi Müzik etiketiyle piyasaya sunulan Çocuk Diskosu isimli özel albüm çalışmasında çocukların çok sevdiği klasik eserlerden biri olan Fış Fış Kayıkçı şarkısını seslendirerek sevimli bir projeye imza atmıştır. Bu şarkı geniş kitleler tarafından büyük ilgi görmüştür.
Müzik sahnelerinden uzun süre uzak kalan Yücesoy, hayranlarını heyecanlandıran büyük sürprizı 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirmiştir. Tam 35 senelik uzun bir aranın ardından Zamansız adını taşıyan yepyeni bir stüdyo albümüyle müzik piyasasına muhteşem bir dönüş yapmıştır. Sanatçı bu özel geri dönüş çalışmasında Çağan Irmak, Yeşim Salkım ve Cenk Eren gibi kendi alanlarında zirve yapmış çok önemli isimlerle ses getiren düetler gerçekleştirmiştir. Bu albüm, yılların getirdiği tecrübenin ve dinmeyen müzik aşkının en somut kanıtı olarak müzik marketlerdeki yerini almıştır.
Yıllar sonra yeniden stüdyoya girerek bir albüm üretmesiyle ilgili hislerini paylaşan usta sanatçı, iç dünyasındaki büyük değişimi samimiyetle anlatmıştır. İnsanın yoğun emek verdiği, derin bir tutkuyla bağlı olduğu kıymetli uğraşları hayatından kolayca söküp atamayacağını vurgulayan Yücesoy, geçen yılların ve yaşanmışlıkların insana bambaşka pencereler açtığını ifade etmiştir. Yaşadığı tüm bu derin hisleri dinleyicileriyle paylaşma arzusunun onu albüm yapmaya sevk ettiğini belirtmiştir. İçindeki büyük heyecanı bu şekilde dışa vurmuştur.
Kendi kendine müzik aşkını ispatlama çabasının bir tezahürü olan bu çalışmaya canını, kanını ve tüm enerjisini kattığını ifade etmiştir. Hiçbir ticari veya kişisel beklenti gütmeden çıktığı bu yolculuğun kendisi için çok hayırlı bir adım olduğunu dile getirmiştir. Çalşma sürecinin adeta içinde yıllarca birikmiş bir volkanın patlaması ve gizli derinliklerde kalan bir iç depremin su yüzüne çıkması olarak nitelendiren sanatçı, müzikle olan kadim bağını bir kez daha perçinlemiştir.