İndira Gandhi, 19 Kasım 1917’de Hindistan’ın Allahabad şehrinde dünyaya geldi. Hindistan’ın ilk başbakanı Cevahirlal Nehru’nun kızı olan Gandhi, ülke tarihine adını başbakanlık koltuğuna oturan tek kadın politikacı olarak yazdırdı. Soyladığı Gandhi soyadı, 1942’deki evliliğinden geldi; Mahatma Gandhi ile herhangi bir kan bağı bulunmuyor.
Eğitim Yılları ve Siyasi Uyanış
Gençliğinde Batı Bengal’deki Visva-Bharati Üniversitesi’nde okuyan Gandhi, ardından İngiltere’ye geçerek Oxford Üniversitesi’ne bağlı Somerville College’da tarih ve antropoloji öğrenimi gördü. Bu süreci yarıda bırakarak Hindistan’a döndüğünde, bağımsızlık mücadelesinin ateşli bir parası oldu; hatta 1942’de İngilizlere karşı yürüttüğü faaliyetler nedeniyle eşi Feroze Gandhi ile birlikte 13 ay hapis yattı. Aynı yıl Hindistan Ulusal Kongresi’ne katılmış, 1946’dan itibaren babasının siyasi danışmanı sıfatıyla görev yapmıştı. 1955 sonrasında partinin yürütme komitesine girdi ve 1959’da kısa sürel iğine Kongre Partisi başkanlığı görevini üstlendi.
Başbakan Olarak İlk Dönem ve Bangladeş
1964-1966 yılları arasında Basın ve Yayın Bakanlığı yapan Gandhi, Başbakan Lal Bahadur Şastri’nin 11 Ocak 1966’da kalp kriziyle hayatını kaybetmesinin ardından 24 Ocak 1966’da parlamentonun kararıyla başbakanlığa getirildi. Bu göreve ek olarak Dışişleri Bakanlığı’nı da yürüttü. 1967 seçimlerinde mutlak çoğunluğu elde edemeyen Gandhi, muhalefet sıkışmasıyla Kongre Partisi’nin solcu kanadını ayrı bir çatı altında örgütledi. 1971 seçimlerinde yoksul ve topraksız köylülerin sesi olarak ezici bir zafer kazandı. O zaferden kısa süre sonra Doğu Pakistan’daki ayrılıkçı hareketi destekleyerek Aralık 1971’de Bangladeş’in bağımsızlığını kazanmasının önünü açtı. Aynı dönemde büyük bankaları ve sigorta şirketlerini millileştirdi; hükümdar ödeneklerini ve mihrace ayrıcalıklarını kaldırdı. Ancak gerçek anlamıyla bir tarım reformu hayata geçirilemedi ve yüksek enflasyon toplumsal gerginliği besledi.
Olağanstü Hâl, Düşüş ve Geri Dönüş
1975’te 1972 seçimlerinde hileye karıştığı iddiasıyla yüz yüze kalan Gandhi, 26 Haziran 1975’te olağanstü hâl ilan etti. Muhalif liderleri tutuklattı, basma sansur koydu; bu otoriter tutum partinin 1977 seçimlerinde yenilmesiyle son buldu. Janata Partisi iktidarı aldı, Morarci Desai başbakan oldu. Gandhi ise 1977 sonunda Kongre Partisi’ni bölerek kendi adını taşıyan Kongre Partisi-İ’yi kurdu. Kasım 1978’de milletvekili seçildi, ne var ki parlamentodan uzaklaştırıldı ve bir hafta hapis yattı. Ocak 1980’de yapılan seçimlerde büyük bir zaferle başbakan koltuğuna yeniden oturdu.
Yeniden başbakan olmasının üzerine, kendi aleyhine açılmış davalar düştü. Oğlu Sanjay Gandhi’nin 23 Haziran 1980’deki uçak kazasında ölmesinin ardından diğer oğlu Rajiv Gandhi’yi aktif siyasete çekti; Rajiv, 1983’te Kongre’nin beş genel sekreterinden biri oldu. Aynı yıl Bağlantısızlar Hareketi’nin başkanlığına seçilen Gandhi, Fidel Castro’nun ardından bu hareketin uluslararası yüzü haline geldi. 1980 sonrasında özerklik talep eden Sih ayrılıkçılarıyla uzun soluklu bir çatışmaya girdi. Haziran 1984’te ayrılıkçı Sih militanların sığındığı Amritsar’daki kutsal Altın Tapınak’a askeri harekât düzenlemesi 500’e yakın Sih’in hayatını kaybetmesine neden oldu ve üniversal bir öfkeye yol açtı. 31 Ekim 1984’te korumalığını yapan iki Sih muhafızın sıktığı kurşunlarla 67 yaşında Yeni Delhi’de hayatını kaybetti. Yerine geçen oğlu Rajiv Gandhi de 1991’de suikaste kurban gitti; parti yönetimini bu kez gelini Sonya Gandhi üstlendi.
.jpg?width=640)